Boşlukta süzülen kadın-ruhlar


Metin Ünsal'ın Hasar ile başlayan ve Bedel ile devam eden sergi serisinin üçüncü ayağı Boşlukta, 3 Şubat 2022 tarihine kadar Galeri Işık Teşvikiye’de izleyiciyle buluşuyor. Tüm canlılara, özellikle kadına yönelen eril şiddetin ruhlarda yarattığı hasara odaklanan sergi üzerinden Ünsal'ın mekânla kurduğu ilişkiye ve sanat pratiğine uzanıyoruz


Yazı: İpek Yeğinsü


Metin Ünsal, Boşlukta sergisinden


Metin Ünsal’ın FMV Galeri Işık’ta açılan sergisi Boşlukta, sanatçının son yıllarda yoğunlaştığı konulara dikkati çekmesinin yanı sıra, yapıtlarındaki artan teknik çeşitliliği gözler önüne serer. Ünsal’ın kendi kuşağının sanatçılarında nadir görülen ve pentürden üçüncü boyuta, oradan da dijital ortama uzanan farklı mecralardaki plastik arayışları, toplum olarak üzerini örtme eğiliminde olduğumuz şiddet olgusunun, değişen biçimleriyle karşımıza hemen her yerde çıktığına işaret eder.


Sanatçının yıllar içinde süblime ederek evrensel, zamansız bir düzleme taşıdığı ve eril şiddetin etkisiyle deformasyona uğramış ruh-formlar, serginin hemen her köşesinde, her boyut ve dokuda tekrar tekrar belirerek algılarımızı kuşatmaya başlar; böylece onları görmezden gelemeyiz. Zaten Ünsal’ın amacı da izleyiciye, olabildiğince kaçındığı bu yüzleşme deneyimini yaşatmak ve onu, kendi ifadesiyle “erkek olmaktan utanmayacağımız bir toplum” yaratmaya yönelik akılcı bir eylemselliğe davet etmektir.


Metin Ünsal, Boşlukta sergisinden, Fotoğraflar: Kayhan Kaygusuz


Sergi mekânının özellikleri de Ünsal’ın bu çabalarını destekler niteliktedir. İşlek bir caddeye açılan geniş pencereleri sayesinde sokakla doğrudan ilişki kuran ve “yarı-kamusal” olarak nitelendirebileceğimiz bu alan, serginin fiziksel sınırlarının ötesine geçen bir ufuk çizgisi yaratır. Böylece oradan tesadüfen geçen izleyiciler de Ünsal’ın ruh-formlarına maruz kalır ve kimileri bu davete icabet ederek sergiye giriş yapar. Bu durum, Ünsal’ın vesile olmayı umduğu yüzleşmenin etki alanını daha da genişletir.

İzleyicinin gözü, ince ve uzun bir dikdörtgen biçimindeki galeri alanına girerken ilk olarak mekâna espas dengesi gözetilerek yerleştirilmiş heykel dizgesine yönelir.


Metin Ünsal, Boşlukta sergisinden


Küratörlerin işini genellikle zorlaştıran bir unsur olan bu derinlik, bu sayede işlevsel hale gelir ve serginin temel ritmini oluşturur. Ayrıca heykeller izleyicinin konumuna bağlı olarak uzun bir duvar boyunca sıralanan resimlerle yer yer üst üste binerek Ünsal’ın teknik çeşitliliğe karşın ısrarla yinelediği formun algısını pekiştirir. Bu arada resimlere tutunmuş ve bize kendi yaşamlarından kesitler sunan heykel-ruhları temsil eden bir grup yapıt da sanatçının bu iki farklı yaratım süreci arasında köprü kurarken serginin resim ve heykel şeklinde iki keskin teknik kulvara ayrılmasını engeller.


Metin Ünsal, Boşlukta sergisinden


Serginin en vurucu noktalarından biri de seçkide diğer heykellerden ayrı bir aks üzerinde yer alan tek demir döküm heykeldir. Görece küçük boyutlarına karşın özel konumunun etkisiyle mekâna bir ana tanrıça gibi hükmeden bu form, aynı zamanda izleyiciyi Ünsal’ın Uğur Engin Deniz ve Nejat Dimili iş birliğiyle gerçekleştirdiği videonun bulunduğu odaya yönlendirir. Odanın girişinde adeta bir muhafız gibi duran ana tanrıça, içeride izleyiciyi gizemli bir ritüelin beklediğine dair bir tür şüphe yaratır. Video da bu beklentileri boşa çıkarmaz; görsel-işitsel duyuları içeri girilir girilmez ele geçiren yapıt, serginin algıyı kuşatan etkisini tam anlamıyla zirveye çıkarır.


Metin Ünsal, Boşlukta sergisinden


Ünsal’ın temel söylemi süreç boyunca aynı kalmakla birlikte her aşamada biraz daha evrilir, gelişir ve genişler. Bundandır ki Ünsal’ın sergi serisinin her bir adımı, bu söylemi oluşturan farklı bir kavramın altını çizer ve bunlar yan yana geldikçe sanatçının öz cümlesini inşa etmeye ve onda yeni açılımlar yaratmaya devam eder. Serinin ilk sergisi olan Hasar kadın-ruhların üzerinde doğdukları andan itibaren birikmeye başlayan acı katmanlarına dikkat çekerken, Bedel başlıklı ikinci sergi bu kederli ruhların aldıkları hasar karşısında kendilerine yabancılaşma süreçlerine odaklanır.


Metin Ünsal, Boşlukta sergisinden


Ünsal’ın kadın-ruhlarını genellikle boşlukta süzülürken görürüz; sarsılan benlik algıları, üzerine basabilecekleri sağlam bir zeminin oluşmasını engeller. Üçüncü sergi Boşlukta da adını onların bu yitik, kimliksiz ve dayanaksız hallerinden alır. İçine düşülen boşluğun ifade bulduğu an, aynı zamanda eylemsizliğin yerini devinime bırakmaya başladığı andır ve Ünsal’a göre kadın-ruhlar için, yitip giden benlikleriyle yeniden buluşabilmenin belki de tek yoludur.