Blue Towel, Red Tank

Küratörlüğünü Russell Tovey'in üstlendiği Hugh Steers: Blue Towel, Red Tank sergisi 29 Ocak 2022 tarihine kadar Avrupa’da ilk kez David Zwirner Galerisi’nde izleyiciyle buluştu


Yazı: Zeynep Gülçur


Hugh Steers Yale'deki stüdyosunda, 1985


Yaşamı boyunca sanat dünyasında demode olarak kabul edilen ve figüratif stili tercih eden ressam Hugh Steers (1962–1995), Amerikan sanatını AIDS dönemine taşıyan eserler üretti.


Sergi aynı zamanda başka bir pandemiyle karşı karşı olduğumuz bir zamanda gerçekleşiyor. Serginin küratörü Russell Tovey'in sözleriyle,


“Sadece bir Hugh Steers tablosuyla oturarak kendimizi daha iyi anlayabiliriz, özellikle de başka bir küresel salgında. Queer tarihini ve AIDS yüzünden kaybettiğimiz arkadaşlarımızın hikayelerini ve günlük yaşamlarını, mizah anlayışlarını, sevinçlerini ve yıkıcı mücadelelerini yeniden keşfediyoruz.”


Yale üniversitesinde sanat eğitimini tamamladıktan sonra New York’a taşınan Steers, drag gösterileri ve queer gece hayatı sahnesine giriş yapıyor.


25 yaşındayken HIV pozitif teşhisi konulan sanatçı hastalığın fiziksel ve psişik alanlarını, etrafında paylaşılan şefkati gösteren eserler yaratıyor.


Hugh Steers, Two Chairs, 1993


1987'deki teşhisinin ardından Steers, kompozisyonlarını ilgili semboller ve motiflerle doldurmaya, figürlerinin başlarına başlıklar ve kağıt torbalar koyarak ya da onları hasta önlüklerle resmettiğine tanık oluyoruz.

 

“Ben… sanatın bir tür gerçeği ortaya çıkardığı ya da bilincinizi açığa çıkardığı fikrinden uzak durmaya çalışıyorum. Bunun yerine her resimde gerçekliğin ve bilincin yaratıldığını düşünüyorum.”

Hugh Steers, 1992

 

Edward Hopper, Pierre Bonnard, Édouard Vuillard gibi ustalardan ilham alan Steers, figüratif ve dışavurumcu resimlerine, queer topluluğunun o dönemde yaşadığı trajediyi karakterize eden duygusal bir yakınlık aşılıyor.


Amerikalı sanatçının resimleri, geçici olarak kabul ettiğimiz ya da dikkat etmediğimiz - arada kalan - samimi anları yakalıyor. Karakterlerinin vücutlarını yerleştirme ve konumlandırma biçiminde teatral bir yaklaşımın izini sürüyoruz.


Resimlerine baktığımızda görmememiz gereken bir sahneye tanık oluyormuşuz gibi, resmettiği her vücut, karşısında seyirci yokmuş gibi davranıyor.