Beykoz Kundura'da kadın anlatıları
- Unlimited

- 13 saat önce
- 2 dakikada okunur
Beykoz Kundura'nın British Council desteğiyle gerçekleşen Görünmeyen Emek, Görünür Hikâyeler: İskoç Kadın Belgeselciler 1935-Günümüz isimli film programı, 6-7 Mart 2026 tarihlerinde izleyiciyle buluşuyor

Beykoz Kundura, her yıl mart ayında sinema tarihinin öncü kadınlarını hatırlamaya ve üretimlerini yeniden görünür kılmaya odaklanan özel programlarına bu yıl İskoçya’dan bir film seçkisiyle devam ediyor. Görünmeyen Emek, Görünür Hikâyeler: İskoç Kadın Belgeselciler 1935-Günümüz isimli film programı, Beykoz Kundura’nın 2024 yılında British Council ve Creative Scotland iş birliğiyle yürütülen Momentum programına katılımıyla başlayan uluslararası ortaklıklarının bir uzantısı olarak kurgulanıyor. İskoçya ile sürdürülebilir yaratıcı diyaloglar geliştirme hedefi doğrultusunda hazırlanan seçki, iki ülke arasında kültürel alışverişi derinleştirmeyi amaçlıyor.
Invisible Women kolektifi ve Scottish Documentary Institute iş birliğiyle hazırlanan seçki, İskoç kadın belgeselcilerin yaklaşık bir asra yayılan üretimlerini feminist bir perspektifle bir araya getiriyor. Program; deneysel estetikler ve hibrit anlatı biçimlerinden görünmeyen emek, kayıp tarihler ve anlatılmamış kadın hikâyelerine uzanan bir çerçeve sunuyor. Seçkide yer alan yapımların Türkiye’de ilk kez gösterilecek olması, bugüne dek yeterince görünürlük kazanmamış kadın anlatılarını yerel izleyiciyle buluşturuyor.
Belgesel sinemanın kurucu isimlerinden biri olarak kabul edilen İskoç yönetmen John Grierson, 20. yüzyılın ilk yarısında kurmaca dışı sinemanın gelişiminde oynadığı rol nedeniyle sıklıkla “belgeselin babası” olarak anılıyor. Dünya çapında tanınan Grierson’ın adı, belgesel sinema tarihi anlatılarında merkezi bir yere sahip. Ancak daha az bilinen bir gerçek, kız kardeşleri Marion ve Ruby Grierson’ın da aynı dönemde belgesel sinemaya güçlü katkılar sunmuş olması. Kariyerlerine ağabeylerinin asistanı olarak başlayan iki yönetmen, 1930’lar ve 1940’ların başında biçimsel ve içeriksel açıdan sınırları zorlayan yapımlar üretti. Buna karşın üretimleri uzun yıllar boyunca John Grierson’ın mirasının gölgesinde kaldı; hikâyeleri sinema tarihinin ana anlatılarına dahil edilmedi ve filmleri nadiren gösterildi.
Invisible Women ve Scottish Documentary Institute iş birliğiyle hazırlanan kürasyon, İskoç kadın belgeselcilerin yaklaşık bir asra yayılan üretimlerini bir araya getirirken, Grierson kardeşlerin hikâyesini başlangıç noktası olarak ele alıyor. Seçkide yer alan filmler, Marion ve Ruby Grierson’ın mirasının zaman içindeki yankılarını görünür kılarken; deneysel estetikler, hibrit anlatı biçimleri, görünmeyen emek, kayıp tarihler ve anlatılmamış kadın hikâyeleri gibi temaları geçmiş ile bugün arasında kurulan bağlar üzerinden yeniden düşünmeye açıyor.
Program takvimi ve içeriği
Program, 6 Mart Cuma akşamı gerçekleştirilecek gösterim öncesi sohbetle başlayacak. Invisible Women kolektifi ve Scottish Documentary Institute temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek konuşmada, kadınların yaratıcı üretimde geçmişten bugüne ve belgesel sinema tarihindeki görünürlüğü ele alınacak. Aynı akşam kısa film programının ardından sinema fuayesinde 1960’lar, 70’ler ve 80’lerde aktif olan kadın müzisyenlerin hikâyelerini araştıran ve görünür kılan Ladies On Records’un DJ performansı gerçekleşecek.
Seçki, 7 Mart Cumartesi günü saat 17.00-18.15 saatleri arasında gerçekleştirilecek ikinci gösterim günüyle devam edecek.
Seçkide, Marion Grierson’ın 1935 tarihli Britanya sahilinde güneşle sarhoş olmuş bir günü yakalamak için yenilikçi sinema teknikleriyle deneyler yaptığı filmi Beside the Seaside (Denizin Kıyısında), Ruby Grierson’ın 1940 tarihli savaş döneminde bir ev kadınının yaşadığı zorlukları merkeze alan They Also Serve(Onlar da Hizmet Ediyor), Orkneyli deneysel sinemacı Margaret Tait’in Portrait of Ga(Ga’nın Portresi) adlı çalışması, Jenny Brown ve CJ Cayley imzalı Shetland Adaları’nın manzarasına ve geleneklerine sıcak, davetkâr bir giriş sunan 1940 yapımı Northern Outpost (Kuzey Karakolu) ve günümüzden Becky Manson’ın 2025 yapımı Water to the Wall (Duvara Kadar Su) ile Maria Pankova’nın 2023 yapımı The Sound of the Wind (Rüzgârın Sesi) filmleri yer alıyor. Farklı dönemlerden yapımları bir araya getiren program, İskoç kadın belgeselcilerin sinema tarihindeki izini sürüyor.
Programa katılmak için;





Yorumlar