bang. Prix günlüğünden bir sayfa: EDEN

Türkiye’de sanat, teknoloji, bilim ve tasarımı bir araya getirerek yaratıcı fikirlerini ifade etmek isteyen farklı disiplinlerden insanların buluştuğu bir platform olan bang. Prix Christian Peschek’in EDEN projesini sanal olarak yeniden gerçekleştirmeyi önerdi. Küratör Jing Yİ Teo ve sanatçı Christiane Pescheck telefonlarımızla bedenimiz arasında olan ilişkiyi derinleştirmeyi amaçlayan bir akıllı telefon izniva projesi olan EDEN üzerine konuşuyorlar


Metin: Jing Yi Teo & Christiane Peschek

Çeviri: Jorela Karriqi



Hareketsiz akışkan yüzeye yerleştirilmiş kadın temsillerinin üç aşamasının düzenlenmesi, EDEN’den bir kare, 2020, Christiane Peschek'in izniyle kullanılmıştır



EDEN´in doğuşundan kullanıcı deneyimi testinin ve düzeltmelerinin yapıldığı aşamaya kadarki yolculuğunu kaleme aldığım bu anda, ekiplerimiz EDEN yolculuğuna ilk kez çıkıyorlar. "Bebeğimizin ultrasonu," diye şaka yapıyoruz.

Bir akıllı telefon inzivası olarak tasarlanan EDEN, Christiane Peschek´in sanal aydınlanma üzerine kurguladığı bir proje. Proje ile ilgili orijinal planlar pandemi sonucu kesintiye uğradıktan sonra, bang. Prix inisiyatifiyle EDEN, projeye dahil olan herkesin tahminlerini de geçen yeni bir hal aldı. Ah ettiğimiz ve hayatımızın akla gelebilecek her yönüne yansıttığımız uyarlamaların ve değişimlerin çoğu, şimdi geleceğimizi planladığımız manzaraya yerleşmiş durumda.


Christiane birkaç yıldır pratiğinde ve araştırmalarında gelecek arkeolojisi kavramına odaklanıyor - geleceğin arkeologları bugünlerde yaşam alışkanlıklarımız hakkında ne şekilde fikir edinecek? EDEN´de Christiane, sanal dayanıklılık fikrini ele alıyor. Kusursuz bir zihin-beden durumu arayışı, nihai varış noktası olarak sayılan ağ tabanlı bir cennete doğru tek yönlü bir görsel-işitsel yolculuğa aktarılıyor. Kullanıcılar, içgüdüleri, arzuları tarafından yönlendirilen bireysel yolculuklarını şekillendiren kararlar alırken, bir yandan gizemli bir ses her şeyi bilen bir melek gibi eşlik ediyor; uygulama, egzersiz ve meditasyon uygulamalarını, sağlık endüstrisinin dijital araçlarını anımsatıyor. Yolculuk, meditatif sesler ve rahatlatıcı görseller ile birlikte, çağımıza özgün akıllı telefon yoluyla maneviyata erişme çabamız üzerinde derinlemesine kafa yormaya da davet ediyor. Kendi ekran versiyonumuza ne seviyede teslim olabiliriz?


Solda: Soluma durumunun tasviri; arka planda, her şeyi gören gözün yükselişi, EDEN’den bir kare, 2020, Christiane Peschek'in izniyle kullanılmıştır

Sağda: İçsel bir hareketin tasviri; çoğunlukla gözlemci bir tentakül-omurga ile ilişkilendirilir, EDEN’den bir kare, 2020, Christiane Peschek'in izniyle kullanılmıştır



Jing Yi Teo (J) / 16 Ekim 2020, 00:45:

Sevgili Christiane,

EDEN'in nasıl başladığı anlatmaya değer bir hikaye. Projenin kesintiye uğradığı bir gündemden doğması inanılmaz.


Avrupa´da ilk pandemi vakalarının açıklanmaya başladığı Mart ayında, İstanbul´da ekibim ve ben uluslararası seyahatlerin iptal edilmesiyle ortaya çıkabilecek program değişikliklerini öngörmeye çalışıyorduk. Seninle Türkiye'nin güneydoğusundaki arkeolojik sit alanlarında yerel uzmanlarla bir araştırma gezisi planlıyorduk. Araştırmayı video formatında belgeleme fikrin vardı ve artık Vigointeractive olarak EDEN’in prodüksiyon sürecinin bir parçası olan Vigo Film adında video prodüksiyon ekibi ile tanıştık. Sonra bir gün senden "işleri biraz bekletelim" diyen bir mesaj aldım. Yıl içinde iki büyük projen iptal edilince, aniden Viyana'daki işleri düzeltme yolunu bulman gerekti.


Projelerinden birini, ve onun nasıl EDEN akıllı telefonun inzivasına dönüştüğünü anlatabilir misin?


Christiane Peschek (C) / 26 Ekim 2020, 22:39:

Batı Avusturya'daki küçük Feldkirch kasabasındaki eski bir Katolik kilisesi olan Johanniterkirche´de kişisel sergim olacaktı. Daha önce de öz-kutsallaştırma ve çağdaş inançlar üzerinde çalıştım, ve hep bir kutsal alana özel bir enstalasyon kurmak istemiştim.


Bu proje için koku, ses ve akıllı telefonlardan oluşan çok duyusal, EDEN isimli bir enstalasyon kurguladım. Fikir, inanç duygusunu güçlendirmek için kilise mekanının etkilerini kullanmak ve aynı zamanda onu sağlıklı yaşam ve fitness gibi çağdaş yaşam tarzı takıntılarıyla doldurmaktı. İnanç konusunda meydana gelen kaymalarla ilgileniyordum: çok güçlü bir tanrıdan öz-tapınma kültürüne, kutsal dini mekanlardan fitness kulüpleri ve yoga stüdyoları gibi vücudu optimize eden alanlara.


Kilisenin mimarisin önemli bir unsuru olan güneş ışığını kullanarak ve “aydınlanmış Tanrı” kavramına odaklanarak, akıllı telefonlar gibi vücuda-yakın teknolojilerinin hüküm sürdüğü bir dönemde aydınlanmanın çağdaş bir çevirisini araştırdım. Apsisin eşiğinde büyük boy, ışık yansıtan metalden bir kemer enstalasyonun merkezini oluşturacaktı. İç mekanın flaş bir fotoğrafı, aksi takdirde görünmez bir kapıyı aydınlatacaktı. Bu, üçüncü ve evrensel göz metaforunun harika bir teknolojik uzantısı haline gelecekti: fiziksel gözümün göremediği şeyi sadece teknolojinin yardımıyla ekran üzerinde “görebiliyorum”.

Ne yazık ki, sergi son dakikada iptal edildiği için hiç kimse tarafından görülmedi.

Hazır bu araştırmayı yapmış ve masada yüklü bir konsept duruyorken, bang. Prix tarafından EDEN'i sanal olarak yeniden geliştirme önerisi geldi. Sanallık konusu birkaç yıldır işlerimin merkezinde olduğu halde, sanal medyumda hiçbir zaman özel olarak çalışmamıştım. Bu denemeyi, serginin ancak dijital alana uyarlanmasının ötesine geçen bir şey yaratmak için kabul ettim. Bakışım yeniden, yoga ve fitness uygulamalarından öğeler kullanarak yalnızca bir kere gezilebilecek bir inziva yeri geliştirme fikrine yönlendirildi. EDEN'in amacı, fiziksel bedeni, cinsiyeti, adı ve kökeni geride bırakmak üzere sanal aydınlanmaya doğru bireysel ve etkileşimli bir yolculuk yaratmaktı.


J / 26 Ekim 2020, 23:44:

Ben düzenli yoga yapıyorum ve bu konuda birtakım eğitim aldım. Evde yoga yapmak benim için yeni bir şey olmasa da, pandeminin başlangıcında kendimi yoga stüdyolarının Instagram canlı yayınlarını telefonumu televizyona bağlayarak takip ederken buldum. Böylece, sanal aydınlanmadan geçen fiziksel bedenden bahsettiğindeki durumu anlayabiliyorum - sonuçta yoga yaparken sürekli akıllı telefonuma ve televizyonuma hitap ettim. Egzersiz ve sağlık konusundaki ev çözümleriyle ilgili nasıl bir deneyimin olduğunu merak ediyorum. Dijitalleşmenin sağlık konularıyla çelişkili olduğunu veya vücudumuzu daha verimsiz hale getirdiğini düşünme eğilimindeyiz – ama gerçekten öyle mi?


C / 27 Ekim 2020 13:34:

Nitekim, yoga uygulamaları trendinin çelişkiliği budur. Kendimizle değil, daha çok cihazla bir bağ kurmamızı sağlarlar. EDEN'de görülen ve duyulan metinlerde bu gözlemle oynuyorum. Yoga ve fitness uygulama tasarımcılarının çoğunun vücuda-yakın cihazlarımızla kendimiz arasındaki ilişkiyi yanlış yorumladıklarını hissediyorum. Cihaz, deneyimde esas olan bir araç yerine, yalnızca bir amaca götüren bir araç olarak anlaşılır. EDEN'de tam olarak bu eksik kalmış ilişkiye odaklanıyorum. Yolculuğunuzda vücudunuz ve bağlı olduğunuz cihaz arasındaki ilişkiyi derinleştirecek sezgisel kararlar vermeniz isteniyor.


J / 27 Ekim 2020, 14:24:

EDEN için yazma sürecini özellikle merak ediyorum. Yaz başında Yunanistan'a gittin ve iki hafta sonra döndüğünde metnin tamamını hazırlamıştın.


C / 28 Ekim 2020, 18:04:

Kulağa gerçekten büyülü geliyor. Tabii ki süreç, iki haftalık kaçamaktan çok daha uzun sürdü. Okurken, düşünürken ve konuşurken sürekli olarak sözcük öbekleri ve ifadeler biriktiririm. Tüm bunlar küçük siyah defterime gider. Satırlardan bazıları bir kitaptan diğerine aktarılır, ta ki aylar süren düzenleme, unutma ve yeniden keşfetme sürecinden sonra, bir proje içinde eşleşen bağlantıyı bulana kadar.


EDEN kesinlikle sanallaştırma ve ölümsüzlük üzerine uzun bir çalışmanın doruk noktasıdır. Onunla birlikte bir süredir aklımda dolaşan birçok gevşek unsuru bir araya getirme amacım vardı.


Metin birikimlerimin arkasındaki daha büyük fikri anlamak için rutinimden kaçmam ve fiziksel benliğimi gerçek hayatta eşsiz ve sakin bir doğal ortama yerleştirmem gerektiğini biliyordum. Ve işte sihrin gerçekleştiği nokta: yukarıda güneş titrerken Ege sularının yüzeyinin altında bir yer...


J / 28 Ekim 2020, 21:03

Su yüzeyi, okyanus ve güneş ışığı kesinlikle işinin temel görsel ve işitsel unsurlarıdır. Sanatçı Ernst Lima ile birlikte ses tasarımı üzerine çalıştınız. Genel olarak, meditatif olan ve sonuçsal olan arasında mükemmel bir denge kurduğunuzu hissediyorum. Ekiple ilk ses testlerini paylaştığınız anın, projenin gerçekten cisimleştiğini hissetiğimiz ilk an olduğunu hatırlıyorum. Dediğin gibi, ilk kez yalnızca sanal medyumda calışıyordun, dolayısıyla projenin nasıl sonuçlanacağına dair çok az ipucu vardı. Ancak o andan itibaren, kullanıcının nasıl hissedeceği, EDEN´i nasıl anlatacağımız aklımızda netleşti.

C / 04 Kasım 2020, 11:54:

Yaklaşık bir yıldır Ernst Lima ile çalışıyorum, kendisi parlak bir sanatçı ve ses tasarımcısı. Aramızda çok derin ve güçlü bir bağ olduğu için, EDEN için bir ses manzarası yaratmak oldukça kolay oldu.

Ernst Lima’in sürece başından beri dahil olması işbirliğimizi başka bir düzeye taşıdı. Süreç boyunca neredeyse hiç konuşmadık: bizimki daha çok medyumlar arasında bir diyalogdu. EDEN'i yaratmak çok hissi bir süreç haline geldi. Bir ses manzarası yerine entegre bir deneyim oluşturmak için konseptlerimi sağlam öğelere nasıl çevireceğini hemen bilen bir ortak bulduğum için onur duyuyorum.


Animasyonlarda harika bir iş çıkaran dijital sanatçı Lukas Dworschak ile birlikte dijital eğlenceden daha fazlası olan sanal bir deneyim yarattık; sanallığın fiziksel beden üzerindeki sonuçlarının yeni bir anlayışına açılan bir portal oluşturduk.

J / 04 Kasım 2020, 11:58PM:

Bu proje, sanatsal pratiğin için yeni olası yörüngelere ışık tuttu mu?

C / 04 Kasım 2020, 08:03AM:

Evet kesinlikle. Önümüzdeki yıl için EDEN'in çevrimdışı devamı üzerinde çalışıyorum; çevrimiçi inzivanın unsurlarını gerçek bir mekandaki fiziksel varlığın dinamikleriyle birleştirmeyi düşünüyorum. Kulağa biraz gizemli gelebilir ama henüz fazla detay veremiyorum. Çevrimdışı olaylara ilaveten, sanatsal araştırmamın bir parçası olarak sanal beden farkındalığı için bir platform oluşturmak üzere EDEN'in arkasındaki teorileri ve felsefeleri genişletmeyi planlıyorum. Beden, yaşam ve farkındalık olarak tanımladığımız kavramlardaki kaymalarda büyük bir potansiyel var. Fiziksel bedenlerimizin sınırlarının ötesine geçen, bireysel çevrimiçi mevcudiyet alanlarına derinlemesine yayılan yeni bir tür bilinç adet edinmek isteyen benzer düşünen insanlar için bir ağ oluşturma hayalim var. Ebedi varoluş olarak deneyimleyebileceğimiz şey budur diye düşünüyorum.



Beden olma dönüşümü; soluma ortamından, EDEN’den bir kare, 2020, Christiane Peschek'in izniyle kullanılmıştır




Bu yazı so-far.online tarafından yayınlanmıştır. İngilizce olarak buradan okuyabilirsiniz.

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon