top of page

Bakışın zemini

11 dakika önce
3 dakikada okunur

Sercan Apaydın’ın Gölge Manzara başlıklı kişisel sergisi 16-30 Eylül 2026 tarihleri arasında Non.Sight’ta gerçekleşiyor. Apaydın’ın jüt üzerine yaptığı resimlerde yüzey, manzara algısını belirleyen unsurlardan birine dönüşüyor


Yazı: Berfin Küçükaçar



Sercan Apaydın, Gölge Manzara serisinden, 2026, Jüt üzeri pigment boya, 53x47 cm


Sercan Apaydın 2015’te Versus Art Project’te açılan ilk kişisel sergisi Derin Boşluk’ta gökdelenlerden sanayi bölgelerine, stadyumlardan AKM’ye uzanan figürsüz kent görünümlerine bakarak dönüşen şehri, bu dönüşümün gündelik hayatta yarattığı sonuçlarla birlikte ele alıyordu. İki yıl sonra yine Versus Art Project’te gerçekleşen Sahibinden’de yapılaşma, mülkiyet ve kentin ekonomik koşulları resmin içine daha doğrudan girdi. 2018’de MARSistanbul’daki Internal Design ile resminin sınırları fiziksel mekâna doğru açılmaya başladı: Apaydın, atölyesinden kalan ahşap parçaları kullanarak galeri mekânının içinde yeni yapılar kurmuştu. 2020’de tekrar Versus Art Project’te yer alan HAN ise iki yıldır atölyesi bulunan iş hanıyla kurduğu zorunlu ilişkiden yola çıkıyordu. Sanatçı bu kez şase, ahşap çubuklar ve buluntu malzemelerle içinde yaşadığı ve ürettiği mekânı anlamaya çalışıyordu.


Bütün bu sergilere birlikte bakıldığında Apaydın’ın çevresiyle ve çevresinde olup bitenle uzun süredir devam eden bir derdi olduğu görülebilir. Kent, atölye, iş hanı ve sanatçının bugün yaşadığı ada, farklı dönemlerde bu ilişkinin parçası olmuş. Bulunduğu yere uzun süre bakmak, orada yaşamak ve üretmek, manzarayı da Apaydın’ın pratiğinde kişisel deneyimle çevrede yaşanan dönüşümlerin birbirine karıştığı bir yere taşımış. 


Non.Sight’ta devam eden Gölge Manzara’da Apaydın yaşadığı adanın manzarasından yola çıkıyor. Resimlerinde önce yüzey kendini belli ediyor. Resimler, tuval bezi yerine şaseye gerilmiş, sokakta ve inşaat alanlarında görmeye alışık olduğumuz seyrek dokulu jütün üzerine doğrudan yapılmış. Kumaşın gevşek dokusu kimi yerde arkasından mekânın görülmesini sağlıyor. Boyanın yoğunlaştığı yerlerde ise bu açıklıklar kapanmış. Bu nedenle jütü fark etmeden yalnızca manzaraya bakmak pek mümkün değil. Apaydın manzarayı resmederken, onu görmemizi sağlayan yüzeyi de problemli hale getiriyor. Bakılan manzara araziye müdahalenin, yapılaşmanın, sınırların ve alan üzerindeki hak iddialarının izlerini taşıyor. İnşaat alanlarında bulunan bir malzemenin tam da bu manzaraların yüzeyine dönüşmesi, ikisi arasında ilginç bir gerilim yaratıyor. Manzarayı dönüştüren süreçlerin dünyasına ait jüt artık manzaraya bakışın zemini.



Sercan Apaydın, Gölge Manzara serisinden, detay


Apaydın’ın bu malzemeyi seçmesinin nedeni ne olabilir? Jütün inşaatla kurduğu ilişki bir yana, resmin yüzeyi olarak nasıl davrandığı da bu soruyu açıyor. Tuval üzerine yapılan bir resimde kumaşın kısa sürede gözden kaçabilir; görüntü yüzeyi örter ve bakışı resmedilen şeye yöneltir. Jütte ise kumaşı görmezden gelmek daha zor. Seyrek dokusu hem resmi hem de arkasındaki mekânı görmemize izin veriyor, boya arttıkça bu geçirgenlik azalıyor. Böyle bakınca jüt, manzaranın üzerine yerleştiği bir yüzey olmanın yanında, izleyici ile arasındaki mesafeyi sürekli değiştiren bir malzemeye dönüşüyor. Peki Apaydın neden bu mesafeye ihtiyaç duyuyor? Belki burada yeniden resmettiği manzaraya bakmak gerekiyor. Yapılaşmanın, arazinin kullanımının ve alan üzerindeki farklı hak iddialarının müdahale ettiği bir manzara söz konusu olan. Sanatçının onu pürüzsüz bir yüzey üzerinde yeniden kurmak yerine bakışı kesintiye uğratan jüte yerleştirmesi, bu manzarayı olduğu gibi seyretmeyi güçleştiriyor. Nereden baktığımız, arada ne olduğu ve görüşümüzün nerede kesildiği, manzara kadar önemli hale geliyor. 



Solda: Sercan Apaydın, Gölge Manzara serisinden, 2024, Jüt üzeri pigment boya, 140x120 cm

Sağda: Sercan Apaydın, Gölge Manzara serisinden, 2024, Jüt üzeri pigment boya, 55x45 cm


Sergi metninde jüt, “bizimle manzara arasında duran şey” olarak tarif ediliyor. Bu ifade, resimlerin karşısında biraz daha somutlaşıyor. Jütün ardında manzara var ama izleyici o manzaraya hiçbir zaman bütünüyle sahip olamıyor; görüntü bir yerde boya tarafından kapanıyor, başka bir yerde kumaşın aralıklarından dışarı taşıyor. Burada serginin sözünü ettiği alan hakkını düşünmek de mümkün. Çünkü Apaydın’ın baktığı manzara zaten kimin nerede bulunabileceği, neye erişebileceği ve bir yere ne ölçüde müdahale edebileceği gibi sorularla şekilleniyor. Jüt bu soruların cevabını vermiyor elbette; fakat manzaraya bakarken arada bir şey bulunduğunu sürekli hatırlatıyor. Belki de serginin en ilginç taraflarından biri, bu mesafeyi ortadan kaldırmaya hiç çalışmaması.


Gölge Manzara’da Apaydın, resmin yüzeyine müdahaleleriyle manzarayı romantikleştirmeye izin vermiyor. Bakışı kesintiye uğratan bu yüzey bakılan yerin de ne kadar müdahaleye açık olduğunu hatırlatıyor. Apaydın’ın manzarayla süren derdi böylece başka bir noktaya varıyor: Bu kez o yere nasıl bakıldığı ve bakışın önünde nelerin durduğu da manzaranın bir parçası.



Sercan Apaydın, Gölge Manzara, Sergiden görünüm, 2026, Non.Sight. Fotoğraf: Eda Emirdağ

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Bütün yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve fotoğrafların tüm hakları Unlimited’a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

All content is the sole responsibility of the authors. All rights to the texts and images belong to Unlimited.

No part of this publication may be reproduced or quoted without permission.

Unlimited Publications

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
bottom of page