500K | Gözde İlkin


Sanatçıların kişisel tarihlerinde, sanat pratiklerini şekillendirirlerken öne çıktığını, diğerlerinden bir yerde ayrıştığını düşündükleri bir yapıtı kendi kelimeleriyle ifade ettikleri; kendi serüvenleriyle yapıtlarının kesiştiği seri 500K Nazlı Yayla’ya anlatılan, 500 kelimeden oluşan ve her ayın ilk Çarşamba günü unlimitedrag.com üzerinde mekân bulacak metinler aracılığıyla geleceğe dönük bir arşiv oluşturmayı hedefliyor. 500K bu hafta Gözde İlkin'in Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir başlıklı yerleştirmesiyle devam ediyor


Yazı: Nazlı Yayla



Gözde İlkin, Defne (Bay Laurel), Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir, 2019, Bitki ile boyanmış masa örtüsü üzerine dikili, boya, çarşaf ile patchwork



Gözde İlkin, Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir başlıklı yerleştirmesinde Paris’teki topluluk bahçelerini ekip biçen bahçıvanlar ve bitkilerle ilişkilenmeleri üzerinden ev ve aidiyet kavramlarını sorguluyor. Sanatçı daha önce, 2009 yılındaki kişisel bir deneyimden yola çıkarak, otobiyografik olarak nitelendirilebilecek, küçük ölçekli Hususi Pasaport projesinde sınırlar, kimlik ve aidiyet tanımlarını araştırmıştı. Bundan on yıl sonra, ev kavramını bu sefer coğrafyalar arası sınırların işlemediği bitkiler aracılığıyla, hem form hem de fikir olarak daha geniş ve kapsayıcı bir biçimde her canlıya ait bir mekân olarak ele alıyor.


“2009’da Apartman Projesi’nin davetiyle gerçekleştirdiğimiz yol projesi İade-i Ziyaret sürecinde ürettiğim Hususi Pasaport, benim için dönüm noktası olan işlerden biriydi. Odaklandığım soruların şekillenmeye başladığı; üretim ve çalışma sürecimi sorguladığım bir dönemdi. Kimliğimizi, fiziksel ve zihinsel sınırları hangi nesnelerle sahneliyoruz ya da evi, ilişkileri, kişisel hafizaları kumaşlar ve eşyalarla nasıl şekillendiriyoruz, tanımlıyoruz gibi sorularla içinde yaşadığımız kutulara ve yerleşme süreçlerine odaklanmıştım. 2019’da MAC VAL Müzesi’nin davetiyle katıldığım programda, insan ile sınırlandırdığım ev tanımı genişleyerek toprak, bitkiler ve diğer canlılarla kurduğumuz ortak dile açıldı.



Gözde İlkin, Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir, 2019, Sergiden görünüm, MAC VAL Musée d'art contemporain du Val-de-Marne, Paris


Paris’in Vitry-sur-Seine bölgesinde yer alan MAC VAL, bekleme, ayrılma, sınırlar, çatışma, engelleme, konukseverlik gibi başlıklarda gezinen Persona grata adlı sergi serisine beni davet etti. Vitry-sur-Seine, Paris’in en verimli topraklarının ve topluluk bahçelerinin bulunduğu bir alan. Bölgedeki toprağın ve her bahçenin bir tarihi ve kaydı var; fakat o toprağı ekip biçen, farklı coğrafyalardan gelen bahçıvanların bir arşivinin olmadığını öğrendim. Toprağın, bitkilerin ve tohumların izlerini, bahçeleri şekillendiren kişilerin hikâyeleriyle takip etmeye başladım. Bahçıvanların hafızalarını, kişisel hikâyelerini ve kültürlerini bitkilerle nasıl tanımladıklarına; ektikleri alanın onlar için ne anlama geldiğine odaklandım. Bahçeler, toprağı şekillendiren kişilerin dillerini ve köklerini birleştiren bir 'ev'di aslında.


Bir ay boyunca yedi sekiz farklı topluluk bahçesini ziyaret ettim. Afrika, Fransa, İtalya, Portekiz gibi yerlerden gelen bahçıvanların farklı yöntemlerle yetiştirdikleri domateslerin birbirinden farklı yetişen form ve karakterlerini; Paris’e ilk geldiğinde Afrika’dan getirdiği ata tohumlarını eken bahçıvan Camara’nın ve diğerlerinin hikâyelerini takip ettim. Afrika’dan gelen tohumların kimisi meyve vermiş ama tadı aynı değilmiş, bazısı ise yaşamayı tercih etmemiş. Bu tip hikâyelerin yanında bitkilerin bu bahçıvanlar için anlamlarını da biriktirdim. Mesela bir bahçıvan mavi kantaronu annesini temsilen yetiştiriyordu, bir başkası bahçeyi evin salonu olarak tanımlıyordu.


Gözde İlkin, Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir, 2019, Sergiden görünüm, MAC VAL Musée d'art contemporain du Val-de-Marne, Paris



İlk defa sadece kumaşların değil, hikâyelerin de izlerini takip ettiğim bir üretim sürecinden geçerken 'ev' tanımı, nasıl yerleştiğimizden çıkıp her canlının birbirine bağlandığı ortak bir ağa, bir dile dönüştü benim için. MAC VAL’da gösterilen Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir adlı düzenleme bu sürecin sonunda ortaya çıktı. Yerleştirmenin ismi, çıkış noktasını MAC VAL’ın hafızasından alıyor. Önceden fidanlık olan müze arazisinde, müzeden çok daha önce orada köklenmiş sekoyalar bulunuyor. Müze yapıldıktan sonra ise bahçenin altından yayılan ağaçların kökleri, insanın inşa ettiği beton yolları çatlatmışlar. Kökün en sert betonu bile hayatına devam edebilmek üzere çatlatabilmesi, insan yapımı şeyleri parçalayıp kendi formuna dönüştürmesi, kökün gücü ve hikâyesi… İnsanın da nereye giderse gitsin kendi dilini, kültürünü, tohumunu taşıması, bir nevi yerleştiği yeri çatlatarak kendini var etmesiyle birleşti bütün bu süreç.


Kökler Konuştukça, Çatlaklar Derinleşir, bahçıvanlarla görüşmelerimden biriktirdiğim cümlelerle bölgedeki ikinci el dükkanlardan topladığım kumaşların, malzemelerin bir araya gelmesinden oluştu. Kumaşları bahçelerden topladığım bitkilerle renklendirerek çalıştım. Kumaşların insan hafızasındaki karşılıklarına, bitkinin hafızası da eklenerek daha katmanlı bir hâl aldı. İnsana ait ev tanımından her canlıya ait evin tanımına yöneldim. İnsan dışındaki canlıların, taşın, bitkinin, rüzgarın, suyun dünyayı iyileştirme potansiyeli var. Biz ise iyileştirme gücümüzü unuttuğumuz ve yeniden hatırlamaya çalıştığımız bir süreçteyiz. Nasıl iyileştirebiliriz; taşla veya bitkiyle nasıl konuşabiliriz? Bütün bu sorular ve süreç benim için ev tanımını değiştirdi; benim için bitmeyecek, sürekli devam edecek, pek çok alana yayılan, dalıp çıkan bir araştırma sürecine dönüştü. Bunlara tutunarak devam ediyorum.”