Karla kaplı peyzajlar ve boşluk duygusu
- Unlimited

- 18 saat önce
- 2 dakikada okunur
Çepo (Nezir Akkul)’nun Snowblind isimli kişisel sergisi 14 Şubat - 22 Nisan 2026 tarihleri arasında Zilberman İstanbul’da gerçekleşiyor. Sanatçı, sergide yer alan resimlerinde karla kaplı peyzajlar ve boşluk duygusu aracılığıyla görme ve algı üzerine yoğunlaşıyor

Çepo, Snowblind No:2, 2026, Tuval üzerine akrilik, 166x486 cm
Zilberman İstanbul, Çepo (Nezir Akkul)’nun Snowblind başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Seçki, sanatçının son dönemde ürettiği resimleri bir araya getiriyor.
Sergide yer alan manzaralar yakın zamanda tamamlanmış olsa da kökenlerini sanatçının hafıza ve bilinç dünyasından alıyor. Karlı ovalar, sisli ufuklar ve nereye gittiği belirsiz yolların yer aldığı bu resimler, figür ile soyut arasında konumlanan bir görsel alan kuruyor. Çepo’nun resimlerinde doğa, belirli bir coğrafyayı betimlemekten çok, hafızanın ve içsel deneyimin taşıyıcısı hâline geliyor.
Solda: Çepo, Snowblind No:3, 2026, Tuval üzerine akrilik, 159x253 cm
Sağda: Çepo, Snowblind No:1, 2026, Tuval üzerine akrilik, 174x274 cm
Sanatçının erken dönem çalışmalarında şehir yaşamının kalabalığı ve karmaşası öne çıkarken, son dönem üretimlerinde bu yoğunluğun yerini geniş boşluklar ve sade manzaralar alıyor. Snowblind’da görülen karla kaplı ovalar, tekil ağaçlar ya da elektrik direkleri gibi seyrek detaylar, geniş yüzeylere yayılan sessiz bir atmosfer oluşturuyor.
Serginin başlığını oluşturan “snowblind” kavramı, karın yoğun ışığının yarattığı geçici körlük hâline gönderme yapıyor. Çepo’nun resimleri de tam bu sınırda, görmek ile görememek arasındaki bir algı alanında konumlanıyor.
Soldan sağa;
Çepo, Snowblind No:6, 2026, Tuval üzerine akrilik, 146x261 cm
Çepo, Snowblind No:5, 2026, Tuval üzerine akrilik, 146x115 cm
Çepo, Snowblind No:4, 2026, Tuval üzerine akrilik, Ø 173 cm
Snowblind’daki manzaralar belirli bir yerin temsilinden ziyade, hafıza, unutma ve sessizlik etrafında kurulan bir atmosferi düşündürüyor. Çepo’nun resimleri bu anlamda anlatılmayan hikâyelerin, silinmiş izlerin ve henüz ortaya çıkmamış anlatıların taşıyıcısı olarak okunabiliyor. Bu sessiz peyzajlar, izleyiciyi görünen ile saklı kalan arasındaki mesafede durmaya davet ediyor.






























Yorumlar