Evliyagil Dolapdere’de Gümüş Döngü sergisi


Evliyagil Dolapdere, 23 Şubat-2 Mayıs 2021 tarihleri arasında Gümüş Döngü karma sergisine ev sahipliği yapıyor. Müze Evliyagil Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışı üretimlerden bir araya gelen dokuz sanatçının yer alacağı sergi, zamanın nitelendirilmesi ve yaşamın döngüselliği kavramlarını odağına alıyor


Kerem Ozan Bayraktar, Nix'in Evreleri, 2019, Poster, kağıt üzerine baskı, sınırsız edisyon, 48.5 x 68 cm


Sergide bulunan farklı disiplinlerden ve kuşaklardan gelen sanatçılar Çağla Köseoğulları, Erdal Duman, Gökçe Erhan, Gülçin Akbaş, Kerem Ozan Bayraktar, Mithat Şen, Osman Dinç, Umut Erbaş ve Yuşa Yalçıntaş’ın resim, heykel, çizim ve video gibi medyumlarla üretilmiş yapıtları sonsuz dönüş düşüncesini farklı bakış açılarıyla ele alıyor.


Ursula K. Le Guin’in “Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam ölürken; bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca” cümlesine referansla başlayan sergi metnini sizlerle paylaşıyoruz;


Gökçe Erhan, Habitat IV, 100 x 200cm


“Tüm evrende yaşam bir bütündür. Doğumdan ölüme büyüyüp gelişen varlıklar aynı zamanda biriktirdiği bilgiler, tecrübeler ve anılarla genişleyen bir duygular antolojisi oluşturur. Mutlak olmayan son, sonsuz olarak kabul edilen varoluş döngüsünü en anlamlı kılabilecek edim gibi görünür. Böylece bahsi geçen antoloji temas ettiği diğer sistemlere, bir çemberden diğerine aktarılarak genişler.

Friedrich Nietzsche’ye göre yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz bu yaşamı, yeniden ve sayısız kere daha yaşamak zorunda kalırız. Her acı, her sevinç, her bir düşünce ve her bir soluk, tarif edilemeyecek kadar küçük ya da büyük her şey arka arkaya ve aynı sırayla bize geri dönecektir. Varoluşun sonsuz kum saati, içinde toz lekesi olan bizler ile, yeniden ve yeniden başaşağı çevrilecektir.¹ Dünyada bulunduğumuz sürece geçirdiğimiz zamanı, evrende konumlandığımız noktayı referans alarak ve acizce keşfettiğimiz sistemli savruluşumuza göre nitelendirmeye gayret ederiz. Gökyüzünde gördüğümüz en yakın gök cismi olarak Ay, büyük resimdeki küçük döngüsüyle bize zamanı isimlendirebilmek adına kararlılık sağlar. Ay'ın Dünya ve Güneş'e olan konumuna göre ilerleyen döngüsü üç ana fazda gerçekleşir. Yeni ay, doğumu ve yeni başlangıçları anlatırken zamanla ilk dördün fazına geçen Ay gençliği, enerjiyi ve yükselişi tetikler. Dolunay fazına eriştiğinde artık olgunlaşma tamamlanmıştır. Tükeniş, sonlanma ve tamamlanma ise son dördün fazında gerçekleşir. Gümüş Döngü, doğumdan serpilmeye, giderek olgunlaşmaya ve nihayetinde ölüme; yani tamamlanmaya doğru ilerler. Ölüm gerçekleştiğinde ise döngü başladığı noktaya geri döner.


Yuşa Yalçıntaş, Yuka, 2019, kağıt üzerine kurşun kalem, 94 x 140 cm


Sonsuz dönüş düşüncesi, zamanın döngüsel bir formda olduğu ve olayların bu döngüsellikte sonsuza dek yinelenmiş olduğu, yinelendiği ve yenileneceği tezini ortaya koyar. Friedrich Nietzsche bu düşünceyi etik anlamda oluştaki yaratıcılığın, en yüksek yaşama gücünü elde etmenin, acıyla başa çıkmanın ve Üstinsan’ı meydana getirme aracı ve koşulu olarak geliştirmiştir.² Döngüyü kabul etmek, onunla başa çıkabilmek tekrara boyun eğmek kadercilik gibi algılanabilir, ancak bu kader anlayışının üstünde bir çabadır.

Nihayetinde insan aşılması gereken bir varlıktır.³ ”

¹ : Friedrich Nietzsche, 1882, Şen Bilim, En Ağır Yük çev: Mete Avcı Metheus

² :”…her bir düşünce ve her bir soluk, tarif edilemeyecek kadar küçük ya da büyük her şey, arka arkaya ve aynı sırayla, sana dönecek..." Friedrich Nietzsche, Şen Bilim, En Ağır Yük

³ : Friedrich Nietzsche, 2018, Böyle Buyurdu Zerdüşt çev: Mustafa Tüzel, s.6

65 görüntüleme