Beyaz küpün ötesinde: Bounding Box


Pilot Galeri, 16 Mart-30 Nisan 2022 tarihleri arasında, Hacer Kıroğlu ve Egemen Tuncer’in birlikte hazırladıkları Bounding Box sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçılarla sergi üzerinden üretim pratiklerini ve güncel sanat sergilerindeki dinamikleri konuştuk


Röportaj: Murat Alat


Hacer Kıroğlu, 3D, 2022, Flement, heykel, 25 x 25 cm


Başlangıç olarak ziyadesi ile ilginç olan sergi adıyla başlayalım. Nedir Bounding Box?


Egemen Tuncer: Bounding Box kısaca herhangi bir görüntü veya dijital 3D model içinde belirli objeleri algılamak için referans aracı olarak kullanılan dikdörtgen bir prizma. O objenin dış noktalarını belirleyen, bir dikdörtgenin içine yerleştiren görüntü işleme yöntemi. Çalışmalarımda kullandığım modelleme yazılımlarında bulunan görüntüleme modlarından biri. Elbette biz bu teknik terimi serginin bağlamını belirlerken daha geniş kapsamıyla değerlendirdik. Metaforik olarak kendimizi, sanatçı kişiliklerimizi bu Bounding box içinde konumlamaya çalıştık.


Bounding Box bir beyaz küp eleştirisi ve yine beyaz küpün içinde konuşlanıyor. Elbette beyaz küp sadece bir mekânı tanımlamak için kullanılmıyor daha çok bir sistemin metaforu olarak kullanılıyor. Hem içeride kalıp hem de eleştiri yapabilmek mümkün mü?


Hacer Kıroğlu: Kavramsal olarak sanatı konu edinen bir serginin bence sistem dışına çıkması pek mümkün görünmüyor, yeri zaten burası. Sanat tarihi boyunca da -ki bize ulaşabilenin bilgisinden söz ediyoruz ancak- en sert eleştirilerin bile yine sistemin içine döndüğünü görüyoruz. Bizim bu sergide yaptığımız da durum tespitinde bulunmak ve zaten bir parçası olduğumuz şeyi tartışmak. Bunu da mümkün olduğunca samimi bir şekilde yapmaya çalıştık.


Egemen Tuncer, Memory Etudes: Pilot, 2022, Computer Generated Animation, 4K, 5’42”


Bounding Box’ı deneyimlerken öne çıkan his sanat dünyasında değerin bir referanslar sistemine bağlı olduğuydu. Serginin kendisi de bu sistemin dışında kalmaktansa onun içinde referansları limitlerine kadar kullanarak bu durumu absürtleştiriyor. Peki sizin için sanat eserinin tüm bu referanslar ağı dışında bir anlamı var mı?


E.T: Çok haklısın. Bana kalırsa bahsettiğin anlam; değeri de ekleyebiliriz buna, bir çalışma kullandığı tüm referansların bir adım ötesine geçebildiğinde ortaya çıkıyor. Bir eşik gibi. Örneğin; Memory Etudes: Pilot önceki sergilere atıfta bulunuyor ancak esas sorunsalı o sergiler değil. Hacer’in Artistik Temas işinde çok belirgin markalar, kurumlar, isimler var ancak hiç birine doğrudan bir şey söylemiyor, Art Trends 2022 isimli videosunda yine belli başlı trendleri izliyoruz ama bambaşka trendler görünür olsaydı da videonun bağlamı değişmeyecekti. Kopya: Vanitas resmi de keza öyle. Belki sadece 3D işini biraz ayrı bir noktada tutabiliriz. O sadece kendine göndermede bulunuyor sanki, çok kapalı. Bu noktada söylediğin referans sisteminin limitlerini zorluyor söylemin çok yerinde. Gerçekten de sergideki işler referanslarıyla başka şeylere el veya dil uzatıyor gibiler ama uzandığı şeylerle ilgilenmiyorlar; başka bir söylem, bağlam oluşturma derdindeler.


H.K: Ben kesinlikle sanat eserinin tüm bu referanslar sistemi dışında bir değeri olduğuna inanıyorum. Bu muhtemelen üretim aşamasında alınan bazı kararlar neticesinde oluşuyor. “Bağlam her şeydir” diyerek, seçimlerimizi o çizgide yapsak da, bazı durumlarda “O mu bu mu?” yol ayrımına düşülüyor ve bir seçim yapılıyor. İşte o seçim bu değerler sisteminin dışına taşan bölüm bence. İzleyici olarak da bazen sözle ifade edemediğimiz nedenlerle eserle bağlantı kuruyoruz ya da sanatçı “bir şey” yapıyor ve nedeni için (eser) “onu istedi” diyor, o kadar kendi kendine olan bir şeymiş gibi. Bu, işin daha romantik, sezgisel ve kişisel tarafı sanırım ve sınırlayıcı kutularda (bounding box) öyle net bir yerlere oturtulamıyor.


Hacer Kıroğlu, Kopya: Vanitas, 2022, kağıt ve karbon kağıdı, 35x75cm


Sanat dünyasının bir ağ üzerine kurulu olması pek çok yolun başındaki sanatçı için kaygı vericidir. Ağa sızma yolları aranır ya da bu sistemin karşısına konuşlanılır. Siz iki yolunda dışında bir üçüncü ara yol açmışsınız gibi gözüküyor. Sizi Bounding Box’a getiren yol nasıldı?


H.K: Evet bu ağ meselesi sanatçılar için gerçekten zorlayıcı. Yolun başındaki sanatçılar için bazen bu durum üretime odaklanmanın önüne geçen bir kaygı yaratıyor. Fırsatını bulup, otorite kabul edilen kişilerle yapılan görüşmeler de genellikle can sıkıcı nasihatlar dinlemekle sonuçlanıyor. Biz bu sisteme bütün olarak sırtımızı dönmedik ve okul dönemi ve sonrasında sanatçı yarışmalarına katıldık. Her ne kadar sınırlı sayıda kişiye şans verilse de, yarışma sergileri o dönem için çok motive edici oluyor. Doğrudan çalışmalarını gören insanlarla iletişime geçebiliyorsun ve her şey daha doğal gelişiyor. Bizim seçtiğimiz yol sanki, iletişim yükünü kişisel olarak üzerine almaktansa, çalışmalara yüklemek gibi.


Memory Etudes ile sergiyi mekânın daha önce ağırladığı işlerden örülü bir ağın içine yerleştiriyorsun. Ben bu ağın senin gözündeki mahiyetini sormak istiyorum. Sanat eserinin diğer işlerle kurduğu ne türden bir ilişki var senin gözünde.


E.T: Herhangi bir çalışma diğer çalışmalara doğrudan atıfta bulunmasa bile mekânda yerleştirildiği konum itibariyle etrafındakilerle ya da daha önce orada gerçekleştirilmiş olan birtakım şeylerle dolaylı ilişkilere girebilir elbette. Bu video ise planlı ve dolaysız biçimde “Bounding Box sergisinden önce Pilot Galeri’nin o mekânında yapılmış bütün sergiler bir arada yeniden kurulacak olsaydı nasıl görünürlerdi?” sorusunu yanıtlamaya çalışıyor. Tıpkı bir tomografi gibi, tarihsel olarak ardışık biçimde dizili bir çok sergiyi sırasıyla tarayarak hepsini bir bütün olarak gösteriyor. Videoda gördüğümüz bütün çalışmalar ister istemez kendi bağlamlarından sıyrılırken yan yana, üst üste geldiği hatta iç içe geçtiği başka sergilerdeki diğer çalışmalarla ilişkileniyorlar. Dolayısıyla izleyiciyi yeni bir okuma yapmaya davet ediyor.

Benim üzerimdeki etkisini ise şöyle açıklayabilirim; bu videoyu üretirken aldığım görece nesnel pozisyon; nitekim bir arşiv taraması gibi başlıyor süreç, herhangi bir sanat nesnesini ortaya koyarken gösterdiğin cüret bazı sorumluluklardan beni azat ediyor gibi görünse ya da kendi irademin görünürlüğünü örtüyor gibi olsa da başka sorumluluk ve karar alma mekanizmalarını devreye sokmuştu. Bir çeşit tarih okumasına benziyor.


Hacer Kıroğlu, Artistik Temas, 2022, Dergi, 45 x 30 cm


3D aslında bize serginin kodunu veren bir iş. Sadece kendine gönderme yapan bir heykel ve de sergiye adını veren tasarım tekniğini ele veriyor. Nasıl bir süreçte ortaya çıktı?


H.K: 3D, Egemen'in 3D programında aylarca süren çalışmasına tanıklık etmenin, sanat dünyasındaki güncelde makbul görülen işleri düşünmenin, sanat dünyasını da içine alan tüm bu teknolojik gelişmeler karşısında bir sanatçı olarak durumumu düşündüğüm bir ortamda ortaya çıktı ve bu anlamda sergideki diğer işlerin kesişim noktasında duruyor. Çalışma bir yandan "üç boyutlu" terimini, hayatımıza girişinden günümüze kadar gelen süreçte değişen anlamlarını ve kapladığı alanı düşünüyor. Çocukluğumuzdaki prizmatik çizimlerin ardından, renkli televizyon gözlüklerinde anlam bulan terim, zamanla, optik yanılsamalar, animasyon filmler derken, teknolojik gelişmelerle birlikte nihayet hayatın her alanını işgal eden bir kapasiteye ulaştı. Bununla birlikte sanki, bilgisayar tabanlı üretimlere odaklanırken, üç boyutluluğun kabaca "uzayda yer kaplayan şey" olduğunu da unuttuk. 3D işi, filament kullanılarak, ancak elde üretilmiş ve her şeyiyle üç boyutlu bir iş olarak ortada duruyor. Özellikle sergi mekânına yerleştikten sonra görüyorum ki, 3D heykeli tüm kırılganlığıyla, majör 3D projesi Memory Etudes: Pilot videosuna meydan okuyor.


Hacer Kıroğlu, Art Trends, 2022, Video, 6’48”


Kendi aramızda dahi konuşurken sanatta trendlerin ne olduğundan alaycı bir şekilde bahsederiz ama kurumsal eleştiri ve sanat alanının eleştirisi de bu trendler listesinin en eski müdavimlerinden biri. Bu işin kendi üzerine de düşünen bir yanı var mı?


H.K: Art Trends 2022, tüm sanat aktörlerinin bilmek istediği bir soruya cevap arıyor: Dünyadaki sanat trendleri nelerdir? ve video merakınızı giderecek genel bilgiyi size sunuyor. Tüm dünya için trendleri belirleyen bir mekanizma var ve onun dışındakiler, olan biteni takip ediyor. Ben de böyle bir araştırmayı yapmanın en basit yolunu seçtim ve internette arama moturu üzerinden cevapları aradım. Aramayı elbette İngilizce olarak yaptım ve dil ile ilgili bu detayı daha görünür kılmak için Google translate üzerinden türkçeye çevirdim. Böylece daha genel bir sanatçı meselesini ele almak isterken, dil ve coğrafya farkı açığa çıktı. Bu noktada video, on yıl önce sanat trendlerinde ilk sıralarda yer alan, şimdilerde ise demode olan kimlik ve kültür konusunu hatırlatıyor ve bende güncel listenin gelecekteki akıbetine dair merak uyandırıyor.