Karnavalesk üzerine

03.04.2017

Selma Gürbüz’ün Karnavalesk başlıklı üçüncü kişisel sergisi Rampa’da izleyici ile buluşuyor. Çağdaşları arasında üslup ve içerik açısından son derece farklı bir yere sahip olan Gürbüz, yeni sergisinde alışık olduğumuz kendine özgü estetik dilini yetkinleştirirken, eserlerinde daha önce görmediğimiz üç boyutlu uygulamalar ve kinetik heykellerle farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor.

 

Selma Gürbüz, DIXI, 2016, El yapımı kağıt üzerine mürekkep, 220 x 120 cm, Sanatçının ve Rampa Istanbul'un izniyle, Fotoğraf: CHROMA 

 

Karnaval, zaman içerisinde farklı anlamlara bürünen bir sözcük olarak, Latince carnem levare'den (etten mahrum kalmak) geliyor. Zamanla dini bir anlamı içermiş olsa olsa da, sözcüğün biraz tarihçesine inildiğinde, aslında kilisenin karşı olduğu Roma uygarlığındaki Satürn Bayramı ile benzerlikler taşımakta. Peki, Selma Gürbüz’ün Rampa’daki sergisi Karnavalesk izleyiciye nasıl bir şenlik öneriyor? Sanatçının bu serisinde karnavalesk olanla kurduğu bağlantı ve izleyiciye aktarmak istediği önerme üzerine neler söyleyebiliriz? Eğer “şenlik” kavramı insanoğlunun bastırarak bilinçaltına doğru ittiği tüm duygu ve dürtülerin bir tür dışavurumu olarak tanımlanırsa, o zaman bazı yönelimler içerisinde, benzer sözcükler ile sanatın da tanımlandığı görülebilir; sözgelimi “arzu”, “neşe” ve “haz” gibi. O halde, karnavalesk bir sunumda nasıl bir estetik hazdan bahsediliyor, yakından bakabiliriz. 

 

 

Selma Gürbüz, Bum, 2017, Tuval üzerine yağlıboya,155 x 230 cm, Sanatçının ve Rampa Istanbul'un izniyle, Istanbul

Fotoğraf: CHROMA 

 

Sergideki çalışmalar teknik ve malzeme olarak el yapımı kağıt üzerine mürekkep çalışmalar, tuval üzerine yağlıboya yapıtlar ve heykellerden oluşuyor. Selma Gürbüz, bu sergide rahatlıkla gözlemlenebileceği gibi, bir yandan kendine has üretim stilini koruyor, ama bu sergideki üç boyutlu rölyefler ve kinetik heykellerle, yeni bir araç kullanımının örneklerini de izleyicisine sunuyor. İzleyiciler sanatçının tarihsel, mitolojik ve kültürel geçmiş ile bugüne yansıyanlar, miras kalanlar ve söylemler arasında kurduğu sembolik bağa alışkındır. Sanatçı üretimlerinde bir tür geçmişin sembolleriyle, bugünün imge niteliklerini bağıntılandırdığı üretimlerle tanınıyor. Bunu şöyle tanımlamak da olası: Bugünün çizgilerinde ifade bulan bir geçmişin yansıması.

 

Selma Gürbüz, Atın Beni Güneşlere, 2016, Tuval üzerine karışık teknik, 155 x 230 cm-162 x 237 x 25 cm, Sanatçının ve

Rampa Istanbul'un izniyle, Istanbul Fotoğraf: CHROMA 

 

Kalabalık figürlü kompozisyonlarıyla birlikte, sergide ilk dikkati çeken çalışmalar DIXI, Jeanne d’Arc, Geçmiş Zaman. Yeniden ve Baharlar Aştım Geliyorum gibi çalışmaların yer aldığı portre özellikli resimler. Siluetler biçiminde betimlenen figürlerin bazılarının yanında yer alan konuşma balonlarıyla, sadece bu resimlerde değil, Karnavalesk ve Savaş ve Barış isimli kalabalık figürlü kompozisyonlarda da karşılaşılıyor.  Savaş ve Barış demişken, sadece edebiyata değil, sanat tarihine verdiği referansla da Gürbüz, yine geçmişe dair bir olguya boyut kazandırıyor: Diego Velázquez’in Las Meninas'ına.

 

 

 Selma Gürbüz, Karnavalesk, 2017, Tuval üzerine karışık teknik, 160 x 236 cmSanatçının ve Rampa Istanbul'un izniyle. Fotoğraf: CHROMA 

 

Geçmişin gizemleri ve ayrıksı yanları sanatçıyı cezbediyor, bu açık, ve bu gizeme dair Las Meninas’ın içerisinden IV. Philip’in kızı Margaret Theresa’nın imgesinin çıkıp, üç boyutlu hale geldiği görülüyor. Bu kez Margaret yalnız, etrafında nedimeleri ve diğer saray görevlileri olmadan. İç kısımdaki odada yer alan Carousel isimli kinetik heykeller ise, fonda Michel Legrand’ın Go Between film müziğinin eşliğinde dönüyorlar. Atlıkarıncalar dönerken, akla bu yuvarlak formun, tuvallerde yer alan güneşler ile görsel olarak kesişmesi geliyor. Aynı zamanda kutsallığa referans veriyor bu imgeler.

 

Selma Gürbüz, Ad Gloriam, 2016, El yapımı kağıt üzerine mürekkep, 220 x 120 cm - 236 x 138 cm, Sanatçının ve Rampa Istanbul'un izniyle, Fotoğraf: CHROMA 

 

Selma Gürbüz’ün edebiyat, tarih, şiir gibi alanlardan beslenen ve Ortaçağ öykülerine uzanan bir mitos okumasından beslenerek bu seriyi oluşturduğu gayet açık. Fakat resimlerin arka planlarını tek renk ile oluşturup belirsiz bırakması, bu çalışmaları aktüel hiperrealist çalışmaların dışında bir yere konumlandırmakta. Selma Gürbüz’ün bu noktada anı kayıt altına alan bir refleksten ziyade –o zaman bu resimler birer “tarihsel” resim olarak kodlanır ve akademik resim olarak gruplandırılabilirdi- ele aldığı konunun temel karakteristik niteliklerini verdiğini söyleyebiliriz.

 

Selma Gürbüz , Belki İçinden Gelir, 2016, Tuval üzerine yağlıboya, 155 x 230 cm, Sanatçının ve Rampa Istanbul'un izniyle, Istanbul

Fotoğraf: CHROMA 

 

Bu tip öznel, içsel bir niteliği yansıtma arzusu, bireyin fiziksel görünümünün yüzeye aktarılma çabasından ziyade, farklı kompozisyon şemalarının, alışılmadık renk kullanımının ve bireyin niteliklerini yansıtacak uygun arka planların işlenmesinin önünü açmış. Bu, geniş bir hayal gücünün cisimleşme hali olarak tanımlanabilir. Gerçeğin kurguyla iç içe geçtiği, tarihin, mitolojinin ve sanatın bir arada olduğu bir cisimleşme. İmge, mitoloji ve edebiyatın bu iç içeliğini ve sınırlarının flu olmasını, disiplinlerarası sözcüğü ile tanımlayabiliriz. Selma Gürbüz coğrafyalardan ve kültürlerden beslenerek, ortaya değişik bir anlatı koyuyor. Farklı dünyaların iç içe geçtiği, tarihin bir üst anlatı olarak değil de, bir tür görsel tarih gibi sunulduğu bir seçki. Buna zaman-ötesini görselleştirmek de diyebiliriz.

 

Sanatçı böylece tüm insanlık için ortak, ilksel ve kültürlerde hala izleri görülen bir mitos’u görünür hale getiriyor. Devrimci ve özgürleştirici bir edim olarak karnaval, sanatçının çalışmalarında iktidara karşı bir mücadelenin görselleri olarak da okunabilir. Selma Gürbüz iktidarın ve yaygın medya görsellerinin dışında bir görsel üreterek ve bunu herkes için algılanabilir bir biçimde sunarak, acayip ve yabani olanı cisimleştirerek ve son olarak semavi bir biçimde anlaşılmayanı değil, aksine yeryüzünün sade, net ve açık betimini sunarak etkili bir görsel dil oluşturmuş. Bundan öte daha ne söylenebilir ki?

 

 Rampa İstanbul Karnavalesk sergisi genel görünüm, Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

 Rampa İstanbul Karnavalesk sergisi genel görünüm, Fotoğraf: Hadiye Cangökçe

 

 

*2 Mart - 8 Nisan 2017 tarihleri arasında Rampa İstanbul'da gerçekleşmiştir.

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon