Yüksel Dal: Sonsuz Küçük, Sonsuz Büyük

11.07.2019

Yüksel Dal, anın etkisiyle gerçekleştirdiği ve ilkel ya da çağdaş figürleri, insanları, tanrıları, cadıları, büyücüleri, kralları, köleleri kağıda aktardığı yapıtlarını 07 Aralık 2018-12 Ocak 2019 tarihleri arasında Mixer’de sergilemişti. Nergis Abıyeva, Sonsuz Küçük, Sonsuz Büyük başlıklı sergiyi ve Dal’ın pratiğinin izdüşümlerini değerlendirdi

 

☕️ 6 dakikalık okuma

 

Yüksel Dal, Çatışkı Serisi, 2017, Kağıt üzerine tükenmez kalem

 

                             “Bu dünyada her şeyin gizli bir anlamı var… Her şey, insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve yıldızlar hiyerogliftir” 

Nikos Kazancakis, Zorba

                    

Yüksel Dal’ın 2018 yılının Aralık ayında Mixer’de gerçekleştirdiği Sonsuz Küçük Sonsuz Büyük Sergisi’nin kaynağı bir defterdi. Yüksel 2016 yılında bana bu defterlerden birini gösterdiğinde, arkadaşlığımız dünya zamanıyla bir yıla yaklaşıyordu. İlk bakışta, elimde tuttuğumun alelâde bir eskiz defteri olduğunu düşünmüştüm. Birkaç deneme, çeşitli notlar; yani son derece ilginç ama şaşırtıcı olmayan bir sanatçı defteri... Defterin sayfalarını karıştırdıkça nabzımın, merak ve şaşkınlıkla birlikte arttığını çok iyi anımsıyorum. Yüksel’in tükenmez kalemle bir, iki santimetre boyutlarında yaptığı figürlerin bambaşka bir etkisi vardı. Defterle ilk karşılaşma anım sona erdiğinde, derhal Yüksel’i sorulara boğdum: Yüksel ne zamandan beri bu figürleri çiziyordu? Kalabalıkta mı yalnızken mi yapıyordu? Figürlerin arkasındaki düşünce ya da Yüksel’i bu figürleri yapmaya iten neydi? Nasıl başlamıştı ya da bu figürler Yüksel’de nasıl hâsıl olmuştu?

 

Yüksel, 2014 yılından itibaren bu defterleri yaptığını, bazen rüyalarından esinlendiğini, bazense zihnine üşüşen figürleri kağıda döktüğünü anlattı. Bu figürlerin referans noktası daha önce gerçekleştirdiği dünya işleri. Çeşitli malzemelerin tuval yüzeyinde birbirleriyle etkileşimi sonucu rastlantısal olarak oluşan figürler Yüksel’i etkileyerek desenlerin ilham kaynağı olur. Sanatçı sonrasını ise çizgiye bırakır, gittiği yol çizginin götürdüğü yoldur. Çizmeye başladıktan sonra çizginin kendisini yönlendirdiğini, götürdüğünü, öğrettiğini belirtir. Dolu olan zihnini kağıda boşaltırken, boş kağıt yüzeyini çizgiyle doldurur. Söz konusu desenler bir anlamda Yüksel’in sığınma hissinin neticeleridir: İçinde bulunduğumuz şehirden, dünyadan, ardı arkası kesilmeyen haberlerden, saldırı ve bombalama eylemlerinden, maruz kaldığımız siyasi söylemlerden bir kaçış. Yüksel bu desenleri, kendisini şimdinin karmaşasından ve kaosundan soyutlayarak üretir. Tükenmez kalemini ve defterlerini cebinde taşıyıp her daim yanında bulundursa da, şimdiye kadar dışarda tek bir çizgi bile çekmemiş. Sanatçı bu duruma dair “Odamda yalnız başıma müzik dinlerken yapabiliyorum ancak” diyor. Desenlerde anın etkisi var ama bu hazırlanmış/hazırlanılmış bir an. Yalnızca başlangıçta tabii. Sonrasında spontanlık devreye girer. Yüksel desenleri, basitliğini ve ulaşılabilirliğini çok sevdiği tükenmez kalemin dışında, doğada gezerken bulduğu ağaç parçalarını ve odunları yakarak ürettiği füzenlerle üretir. Sanatçı, bunu bilerek ve planlayarak yapmış olmasa da, bu durumun primitif bir tarafı olduğunu düşünebiliriz. Yüksel’in ateşle kurduğu ilişkinin, akla ateşin insanlık tarihindeki müthiş önemini getirmesi de kaçınılmaz bir durumdur. Ateş, yalnızca maddi dünyada değil; mitolojide de kendine yer bulur: Prometheus ve Zeus arasında bir çekişme, hesaplaşma unsuru olan ateş, Yüksel’in sanatında tüketici değil üretici olmanın, bitişin değil sürecin ve dönüşümün uzantısıdır.   

 

Yüksel Dal, Çatışkı Serisi, 2017, Kağıt üzerine tükenmez kalem

 

Yüksel defterdeki desenleri büyük kağıtlara aktarmak için gündüz saat bir iki gibi çalışmaya başlar; bu çalışma sabah dörde, beşe kadar sürer. Bir sırayı yapması neredeyse bir gününü alır, bir kağıdı tamamlaması ise birkaç ayını… Yüksel çalışırken yalnızca Philip Glass’ın Koyaanisqatsi’sini dinler. Sanatçı bu sözsüz bestenin kendisinin, yaşama ve dünyaya dair pek çok şeyi özetlediğini düşünüyor. İşleriyle bu beste arasında bir bağ kuruyor. Koyaanisqatsi kelimesi hopi dilinde “çılgın, dağınık hayat” anlamlarına gelir. Günümüzde kullanımı oldukça az, hatta neredeyse sıfıra varmak üzere olan bu dilin belki de en önemli özelliği zamansız bir dil olması. Yüksel’in desenleri de tıpkı Hopi dili gibi zamansız ya da başka bir deyişle zamanlar üstüdür. Sanatçının çalışırken dinlediği müziğin dili olan Hopi dili gibi, dünyada hiç kimsenin bilmediği bir dil yarattığını da düşünebiliriz.  

 

Yüksel’in figürleri bir tür ideogram, bir tür alfabedir. Söz konusu desenlerle yazıtlar arasında analojik bir bağ kurabilir, figürlerde Çin ve Japon kaligrafisinin etkilerini de bulabiliriz. Yüksel, figürlerini sistematik olarak yan yana dizdiği Çatışkı Serisi’nin ardından Kehanet Serisi’ni yapar. Kehanet Serisi’nde figürler kağıt yüzeyine bu kez sistematik olarak değil, daha serbest ve rastlantısal dağılmıştır. Soyut özellikler gösteren Kehanet Serisi’nde figürler azalsa bile, figürlerin enerjileri ve izleri oradadır.

 

Yüksel Dal, Kehanet Serisi, 2017, Kağıt üzerine tükenmez kalem

 

Yüksel’in bir iki santimetrelik figürlerinin hiçbiri birbirine benzemez. Sanatçı bu figürlerin, köleler, krallar, cadılar, büyücüler, kısaca insanlık tarihindeki bütün aktörler olabileceğini duyumsatır. Defterdeki figürleri daha büyük kağıtlara aktarsa da figürlerin boyutları değişmez. Figürler, gözün optik imkânları bakımından oldukça küçüktür. Yine de dikkatli bakan bir göz için; bazı figürler diğerlerinden daha büyük ve enerjisi daha ele geçirici, bazı figürler ise daha siliktir. Daha silik figürler, benim zihnime kanonun, tarihin dışında kalmış figürler olarak geldi. Figürler arasındaki bu ilişki, belki de George Orwell’ın ünlü “Bütün hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir” cümlesinin görsel bir izdüşümüdür. Zihnimiz metrobüste yan yana yolculuk yapanları da, Yüzüklerin Efendisi’nin Gandalf’ını da çağırabilir. Yüksel, dünya zamanıyla 27 yıldır zihninde, bedeninde ve ruhunda biriken kümülatif bilgiyi çoklu okumalara açık bir şekilde kağıda aktarmıştır. İhtimaller de tıpkı sergiye verdiğimiz ad gibi; sonsuz küçük, sonsuz büyüktür.

 

Yüksel Dal, Sonsuz Küçük Sonsuz Büyük sergi görüntüsü

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon