Türkiye’de sanat yarışmaları V: Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması

28.06.2019

Türkiye’de plastik sanatlar, hem çok sayıda hem de oldukça uzun ömürlü yarışmayı barındırıyor. Yarışma kavramı sanatla uyumlu bir çağrışım yapmasa da; yarışmalar aslında müzelerin, galeri lerin ve bağımsız sanat kuruluşlarının yanında önemli bir yere sahip. Nihan Karahan’ın hazırladığı yazı dizisi, plastik sanatlar alanında hem devlet hem de özel sektör yarışmalarını güncel konumlarıyla ele almayı amaçlıyor. Dizinin beşinci yazısı, özel sektörün ikinci en uzun soluklu yarışması olan Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması’nı inceliyor. Bu yılki edisyonunda 20 sanatçının yapıtlarının yer aldığı yarışma sergisi ise 28 Haziran - 31 Temmuz 2019 tarihleri arasında Akbank Sanat’ta görülebilir

 

2049 kelime

 

 Kaan Fıçıcı

 

11 Şubat - 30 Nisan 2019 tarihleri arasında 37. kez düzenlenen Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması, Türkiye’deki sanat yarışmaları arasında karmaşık geçmişi ve tanıklık ettiği politik gündem açısından en girift yapıya sahip yarışma olarak nitelendirilebilir. Bu yılki edisyonunda 20 sanatçının yapıtlarının yer aldığı yarışma sergisi ise 28 Haziran - 31 Temmuz 2019 tarihleri arasında Akbank Sanat’ta yer alıyor.

 

Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi

Yarışma, güncel olarak Akbank Sanat’ın ve Resim ve Heykel Müzeleri Derneği’nin iş birliğiyle gerçekleşiyor. Yakından bakıldığında ise Akbank Günümüz Sanatçıları Yarışması’nın içerisinden matruşka bebeği gibi diğer bir yarışma çıkıyor: Henüz Akbank ismini almadan önceki ismiyle Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi. Akbank ismiyle daha çok tanınan yarışma aslında sadece son 7 edisyondur, yani 2012’den bu yana Akbank ismi başa gelmiş olarak ve bankanın tam sponsorluk ve organizasyon desteğiyle düzenleniyor. Geçmiş 30 etkinliğin organizatörü ise, 1980’de, günümüzde olduğu gibi o senelerde de yine kapalı bulunan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ni canlandırmak ve desteklemek amacını taşıyan Resim ve Heykel Müzeleri Derneği (RHMD). 

 

Burada yarışmayı incelemeye geçmeden önce, derneğin oluşum sebebi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin güncel durumunu hatırlatmak gerekiyor, hatta kendini dayatıyor. Atatürk’ün 1937’de kurduğu İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, 2012’den bu yana Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’ndeki yerinden edilmiş bulunuyor. Türkiye sanat tarihinin en önemli koleksiyonlarından birini oluşturan ve 10 140 resim ve 651 heykel (rakamlar tam olarak bilinmiyor) Karaköy Antrepo No 5’te bir depoda, kendisine söz verilen yeni müze binasının bitmek bilmez inşaatını bekliyor ve genel akıbeti belirsiz. Güncel olarak ise bu müzenin yerine 2014’te Milli Saraylar Resim Müzesi açılmış bulunuyor. Osmanlı’yı merkeze alan eserlerin sergilendiği bu yeni düzenleme, Ali Artun’un konuyla ilgili makalesinde belirttiği üzere “müzenin modernleşmeye bağlı anlatısını tamamıyla tersine çeviriyor” (1). Şimdi yarışmaya geri dönelim. 

 

 Mert Acar

 

Türkiye sanat tarihine tanıklık eden değişimler

Yarışmanın genel yapısına; yani zaman, mekân, amaç, jüri, ödül gibi unsurlarının düzenlenmesine bakıldığında, yarışmanın  Akbank ismini almadan önce de aldıktan sonra da yapısal olarak kendi içinde tutarlılık göstermediği görülüyor ve bu sık değişiklikler de yarışmayı incelemeyi bir hayli zorlaştırıyor. Sonrasında devam ettirilmemiş bu değişikliklerin birçoğunun bizzat ekonomik koşullardan kaynaklı olduğu anlaşılırken, bazılarının ise profesyonel organizasyonlarda bulunmaması gereken deneme yanılma yöntemiyle ilerlenmesinin bir sonucu oldukları gözüküyor. 

 

Bu anlamda yarışmanın yapısındaki devamsızlık örnekleri çok: Bu örnekler gerek isminde (Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi birçok kez isim değiştirmiş; isminde 1. etkinlikte İstanbul Sanatçıları, ilk 3. etkinlikte “Açıkhava”, 21. etkinlikte “İmaja Güveniyoruz”, 23. etkinlikte “Uluslararası” ibareleri bulunuyor), gerek biçiminde (ilk iki etkinlik sadece sergiyken, 3. etkinlikle beraber yarışmalı sergi formatına geçilmiş), kazanan eserlerin akıbetinde (8. edisyondan itibaren yarışmayı kazanan eserlerin müzeye bağışlanması söz konusu olmuş. 15. edisyonda ödüllere Nejat F. Eczacıbaşı Sanat Müzesi Ödülü eklenirken, müze için belediyeden yer alınamaması sebebiyle ödül 16. edisyonda kaldırılmış), serginin görünürlüğü ve diğer şehirlere seyahati konusunda (9. edisyonda sergi Ankara ve İzmir’deki Resim ve Heykel Müzeleri’nde de gerçekleştirilmiş. 23 edisyonda sergi Diyarbakır’a taşınmış, ama diğer edisyonlarda devam edilmemiş), yarışmanın kazananları arasında bir bağ kurma arayışında (11. edisyonda “Onur Sanatçıları” ismiyle önceki yarışmalarda kazanan sanatçılar da sergiye davet edilmiş), katılımda (yarışma sadece 23. edisyonda uluslararası olarak düzenlenmiş) ve sergileme mekânında gerçekleştirilen değişikliklerde görülebiliyor (17. yarışma, iki kurum arasında artan anlaşmazlık sebebiyle Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlenen son yarışma olmuş ve yarışma 18. edisyonuyla beraber kendine yeni mekânlar aramak zorunda kalmış. Bu doğrultuda 18. ve 19. sergi AKM’de, 2000 senesindeki 20. sergi İstanbul Maya Plastik Sanatlar Merkezi’nde düzenlenmiş). (2)

 

 Hasan Mert Öz

 

Devletten özele, jüriden küratöre, ustadan genç sanatçıya

Bu çeşitli ama nafile sonuçlanmış değişikliklerden en önemli ikisi; yarışmanın kuruluş amacında ve seçici kurulda yapılmış olan değişiklikler olarak görünüyor.

 

İlk olarak, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ni desteklemek için kurulmuş derneğin müze ile ilişkilerinin değişmesi hatta kopması, yarışmanın da kendine farklı bir amaç oluşturarak devam etmesine neden olmuş bulunuyor. Müzeyle ilişkisinin kopması; yarışmanın sanata yönelik çabalarının devletten özele, jüriden küratöre, usta sanatçıdan genç sanatçıya kaymasıyla sonuçlanmış. Yarışmanın tarihi hakkında kapsamlı bir yüksek lisans tezi yazmış olan Özge Gençel’den alıntılarsak; “Zaman içinde sergi, yöntemi, RHMD’nin Müze ile ilişkisi, koşulları, sanat ortamının ihtiyaçları doğrultusunda değişikliklere uğramıştır. Amaçlar, İstanbul Resim Heykel Müzesi’ni ayağa kaldırmaktan genç sanatçı ve eğilimleri ortaya çıkarmaya; sergileme mekânı Devlet Resim Heykel Müzesi’nden kurumsal galeri mekânlarına; seçici kurullar, sanatçı ağırlıklı üyelerden, sanat eleştirmenleri ve küratörlere, ödüllerse başarı plaketlerinden yurtdışı seyahatlerine dönüşmüştür.” (3) Devletten özele bu geçişi, RHDM koleksiyonunun kültürel olarak belli sınırlar içerisinde tutulması ve özel sektöre doğru itilmesi aç20ılarından devletin sanata yaklaşımı hakkında fikir veriyor. Ayrıca, çağdaş sanatın politik koşullardan nasıl etkilendiğini gösteren iyi bir örnek.

 

İkinci olarak, yarışma, seçici kurulun kimlerden oluşması gerektiği konusunda da ve jürili-ödüllü  / küratörlü-kavramlı sergi mantığı arasında kararsız kalmış ve gidip gelmiş bulunuyor. Örneklersek; 21. edisyonda etkinlik jüri değerlendirmesi bulunan yarışmalı bir sergi modelinden küratörlü ve kavram çerçeveli bir sergiye dönüştürülüyor. Bu edisyonun küratörü Beral Madra, teması ise “İmaja Güveniyoruz” olarak belirleniyor. 22. edisyonda tekrar jürili ve yarışmalı sergi modeline geri dönülüyor. 23. ve 24. edisyonda jüri ve küratörlük birleştiriliyor, yeni jüri üç küratörden oluşuyor. 2006’da 25. yarışmayla beraber, çoğu zaman devam eden, Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’dan oluşan, ekonomik sebeplerden de kaynaklandığı sezilen tek kişilik jüri sistemi getiriliyor. Prof. Dr. Burcu Pelvanoğlu’nun, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri’nin her senesini incelediği makale serisinde belirttiği üzere, yarışmanın “(...) çok değişken bir yapıya bürünmesi, serginin güncel sanata ayak uydurma çabası olsa da, beraberinde bir istikrarsızlığı getirmiştir.” (4) Bu değişim ise ödül alan eserlerin sanat tarihine eklenmesini ve ön plana çıkmasını, galeri-müze-koleksiyoner-sanatsever devinimini ve genel anlamda görünür olmasını doğrudan etkiliyor. Bu değişimler ise totalde bizzat sanatın çağ içindeki tanımını değiştiriyor.

 

 Nur Pınar Özen

 

Akbank ve çağdaş sanat

Bir de yarışmanın sponsoru Akbank’a göz atalım. Akbank Sanat’ın çağdaş sanata “yarışma” formatında verdiği destek 2012’den bu yana mevcut ve dolayısıyla göreceli olarak yeni. Öncesinde Akbank’ın sanatın farklı alanlarına destek vermiş olduğu görülüyor. Sanata desteği 1948’deki kuruluşundan 24 sene sonra başlatmış ve düzenli olarak devam ettirmiş (1972’den bu yana Akbank Çocuk Tiyatrosu, 1991’den bu yana Akbank Caz Festivali ve 2004’ten bu yana da Akbank Kısa Film Festivali), 1993’te ise Akbank Sanat Beyoğlu kurulmuş. Türkiye’de plastik sanatların çoğunlukla tiyatro, müzik ve sinemadan sonra geldiğine dair ufak bir örnek.

 

Çağdaş sanat alanında, yarışma formatı dışında, ünlü yabancı sanatçıların Türkiye’deki sergilerine de sponsorluk ve organizasyon desteği vermiş bulunuyor. 2006’da Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleşen Rodin sergisi, Eylül 2008 - Şubat 2009’da yine aynı yerdeki İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dali sergisi, Eylül 2013 - Şubat 2014’te Anish Kapoor İstanbul’da sergisi, Eylül 2017’de Ai Weiwei sergisi. Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması bu doğrultuda, Akbank Sanat’ın çağdaş sanata verdiği destek skalasını tamamlıyor: Ünlü yabancı isimlerin eserlerinin Türkiye’ye getirilmesi, yerli ve yabancı sanatçıların sergilerine evsahipliği yapılması, günümüz sanatçıları yarışması ve bir de Uluslararası Küratör Yarışması – idi. Destek zincirinin bu son halkası olan küratörlük yarışmasının 2012-2016 seneleri arasında gerçekleşip, sansürle sonlandığını hatırlayalım. Kurumun sanat organizasyonlarının siyasete ilk teğet geçişi değil, 1993’te Akbank Sanat’ta Kenan Evren Resim Sergisi de hatırlanacak bir diğer nokta (5)

 

 Gül Akpınar

 

Çağdaş sanatın değerlendirilmesi

Bu doğrultuda, yarışmanın öne çıkardığı diğer bir sorunsal da çağdaş sanatın değerlendirilmesi. Sanat tarihinden ve kişisel profesyonel deneyimlerinden kriterleri referans alarak eleme-seçme gerçekleştiren klasik anlamda jüri kurumunun çağdaş sanat için yetersiz kaldığı ve daha kavramsal, fikirsel bir yaklaşım olan küratörlüğün gerekliliğine dair bir kanaat ortaya çıkıyor. Bu değişiklik temel olarak, Özge Gençel’in belirttiği gibi, sanatta 1990’lardan itibaren küratörlük anlayışının yerleşmesinden kaynaklanıyor (6). Aynı zamanda çağdaş sanat ve küratörlük beraberliğinin Türkiye’deki bir sanat yarışmasına yansıması olarak da okunabiliyor. Son olarak ise değerlendirmenin bu özelliği, yarışmayı çağrı yaparken kavram belirleyen ancak ardından gerçek bir küratöryel çalışmada bulunmayan diğer sanat yarışmalarından olumlu yönde ayırıyor.

 

 Batuhan Keskiner

 

Günümüz sanatçıları

Yarışmanın öne çıkan bir diğer yönü de, temsil ettiği sanatçılar. Yarışma ulusal profile sahip, katılım için TC vatandaşı olmak gerekiyor. Yarışmaya katılımda gençlik sınırı 40 yaş olarak belirlenmiş. Burada, yarışmadaki bu gençlik ifadesine nüktedan bir atıfta bulunduğunu düşündüğüm Evrim Altuğ’un 36 Yaşındaki Günümüz Sanatçıları yazısına tekrar dipnot vermemek olmaz (7). Yarışmaya katılım için geniş tanımıyla “görsel sanatların herhangi bir bölümünden lisans veya yüksek lisans sahibi olmak” (8) gerekiyor. Şartnamede kabul edilen teknikler resimden grafik tasarıma, animasyona ve yeni medyaya “çağdaş sanatın tüm ifade biçimlerine açık” olarak belirtilerek, mümkün olan en geniş çağdaş sanat tanımlarından biri veriliyor (9).

 

Yarışmanın isminin yani “günümüz sanatçıları” ifadesinin de ne kadar doğru seçildiği yarışmanın sürekliliği tarafından kanıtlıyor. (10) Ancak bu günümüzde çokça duyulan ve yarışmalar tarafından da sıkça kullanılan günümüz veya “genç sanatçı” kavramı; sanat tarihinde yeni bir sayfa açacak bir tür “yeni sanat başlangıcı” vaadinde bulunan ancak o sanatın bir türlü gelmediği ve dolayısıyla daha hızlı tüketilebilir “yeniyi” vaat eden bir kurum reklamına mı dönüşüyor diye sordurmuyor değil. 

 

Jürinin kriterlerini sorduğumuz, 2018 edisyonunda jüride bulunan Resim ve Heykel Müzeleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi Gönül Nuhoğlu, çalışmalarda “özgünlük, yaratıcılık, ve teknik yeterlilik” kriterlerin değerlendirildiğini belirtiyor. Sanat ve yarışma kavramlarının çelişip çelişmediği sorusunu ise “Sanat ve yarışma aslında çelişiyor ama çağdaş sanatı ve genç sanatçıları desteklemek adına bir sergi yapmak istediğinizde sonuç olarak binin üzerinde yapılan başvurudan bir seçki ve eleme yapmak durumundasınız.” diyerek yanıtlıyor.

 

2019 edisyonunda ise jüri Prof. Dr. Aslı Serbest (Bremen Kunst Akademie), Prof. Dr. Mona Mahall (Hamburg Hafencity Üniversitesi), Prof. T. Melih Görgün’den (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) oluşuyordu. Konusu “Ortak Stratejilerin Gösterisi” olan yarışmanın ödülleri ise birincilik (Akbank Sanat Ödülü) 15 bin Türk lirası, ikincilik 10 bin Türk lirası, üçüncülük ise 5 bin Türk lirası olarak belirlenmiş.

 

 Atilla Galip Pınar

 

Ödül kazanan sanatçılardan görüşler

37. edisyonun sergisi 28 Haziran’da başlayıp, 31 Temmuz’da sonlanacak. Bu sebeple yarışmaya dair tam bir deneyim değerlendirmesi açısından bir önceki edisyondan sanatçılara yer vermeyi tercih ettik. 

 

36. yarışmanın teması Yüreği Etkileyen Haklı Güç: Tutku'ydu. Ödül alan çalışmasını bu doğrultuda nasıl hazırladığını sorduğumuz Atilla Galip Pınar, konunun çalışmalarındaki genel ifade tarzına yakın olduğunu ifade ediyor: “Söz konusu yapıtım, yaklaşık bir yıllık bir süreç içerisinde ürettiğim 12 adet kağıt üzerine çalışmanın düzenlenmesinden oluşuyor. Düzenleme; önceki üretim pratiğimin içerik olarak takipçisi olmakla beraber, sadeleşmiş ve geometrik bir yapının etkin olması dolayısıyla daha farklı bir plastik anlayışı içeriyor. Yapıtlarımda, duygusal  ve düşünsel yoğunluğu yüksek olan bir ifade tarzını benimsediğim için yarışma konusuyla örtüşmem zor olmadı.” Yarışmada ödül alan bir diğer sanatçı Levent Yıldız da, aynı doğrultuda yarışma temasının çalışmasının içeriğiyle tamamlayıcı bir etkileşimde bulunduğunu düşündüğü için katıldığını belirtiyor: “Genel olarak bir yarışma konusuna uygun iş üretmek pek adetim değildir. Eğer konu kendi üzerinde çalıştığım bağlamın çok dışındaysa iş zorlama gibi durabiliyor. Bu yarışmada ise halihazırda üretmekte olduğum iş yarışmanın konusuyla güzel bir ilişki kurabildi. Tragedya metinleri, onların zamanında üretilmiş imajları, kurgularındaki benzeşim, fark ve birliktelikleri üzerine bir çalışma yürütürken, yarışma içeriği benim çalışmamı bir kısmıyla tamamladı diyebilirim. Bu nedenle yarışmaya işimi üretirken süreç gayet rahat ve verimliydi, zorlama olmadan tamamlanması beni mutlu eden tarafıydı.”

 

 Levent Yıldız

 

Levent Yıldız, Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması’nı geçmişi ve sunduğu profesyonel ekip sebebiyle sanatçıya iyi bir referans olarak değerlendiriyor: “Yarışmanın uzun geçmişinden Türkiye’nin güncel sanat ortamında belirleyici bir sözü olduğunu anlıyoruz. Ayrıca sergileme dahilinde işini çok iyi yapan bir ekip mevcut ve ortaya profesyonel bir iş çıkıyor. Bu bizim için büyük bir önem arz ediyor. Daha yeni kendine ifade alanı bulan genç sanatçıların küratörle (Nadim Samman) olan irtibatı doğrultusunda, sergi ortamında işini sunması bazı kişisel donanımlar edinmenizi sağlıyor.” 

Sanat yarışmaları hakkında ise, Atilla Galip Pınar, profesyonel olarak düzenlendikleri takdirde sanatçının motivasyonunu arttırdığı ve daha geniş çaplı düzenlenebilecekleri görüşünü paylaşıyor: “Sanat yarışmaları, özenli organize edildikleri takdirde sanatçılar için önemli bir motivasyon kaynağı olabiliyor. Özellikle genç sanatçılar için düzenlenen son yıllarda sayıları ve organizasyon kaliteleri artan yarışmaları değerli buluyorum. Ancak  çok önceki yıllarda gerçekleştirilmiş bazı örneklerde görüldüğü gibi, yaş sınırı olmayan, etki alanı geniş, ödül ve katılımcı düzeyi anlamında çok daha iddialı yarışmaların düzenlenmesinin de faydalı olacağını düşünüyorum.” 

 

Yarışmanın somut katkılarını, yani galeriler, koleksiyonerler veya sanatseverlerin kendileriyle sergi veya eser satın alımı için iletişime geçip geçmediğini sorduğumuz Atilla Galip Pınar’dan bu gelişmenin daha çok kariyerinin başında olan sanatçılar için geçerli olduğu yanıtını alıyoruz: “Yarışmanın, yeni tanışmalara vesile olmasını somut bir katkı olarak değerlendirebiliriz. Bunun dışında, kariyerimde belli bir aşamada olmam dolayısıyla diğer gelişmeler ve teklifler bu ödülden bağımsız olarak karşıma çıkmaktadır.” Genç sanatçı Levent Yıldız ise yarışmanın manevi ve ilişkisel getirisinden bahsediyor: “Duygusal bir tatmin yaşıyorsunuz ve bu motivasyon kaynağınız olabiliyor. Sergi esnasında işiniz merak edilip sanat çevresinden pek çok kişiyle tanışma fırsatı elde ediyorsunuz. Bu da çeşitli bağlantılar sağlıyor ve ikili ilişkileri kuvvetlendiriyor.”

 

Sonuç olarak, Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması, sanat yarışmalarının (görüldüğü kadarıyla) politikaya en çok yaklaşanı, tarihçesi en karışık olanı ve aynı zamanda sanat piyasasındaki zaman içinde genç sanatçıya yönelişin yarışmalar nezdinde somut şekilde ortaya çıktığı iyi bir örneği. Bütün bu iniş çıkışlara rağmen 37 yıl da, sanata verilen değerli bir süre. 

 

 

Kaynaklar

 

(1) Ali Artun, İstanbul Resim Heykel Müzesi’ne Ne Oldu?, 07.05.2014, e-skop.com.

(2), (4), (10) Yarışmanın 1. - 26. edisyonları hakkında detaylı bilgi için; Burcu Pelvanoğlu, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri’nin Dünü-Bugünü-I-II-III, 2014, lebriz.com.

(3), (6) Özge Gençel, Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergileri: 1980 – 2011, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, yüksel lisans tezi, Ankara 2014.

(5), (7) Evrim Altuğ, 36 yaşındaki Günümüz Sanatçıları, gazeteduvar.com, 01.07.2018

(8), (9) 2019 Şartnamesinden; Yarışmaya Türkiye’deki üniversitelerin resim, heykel, fotoğraf, video, baskı, grafik tasarım, görsel iletişim tasarımı, animasyon, cam ve seramik bölümlerinin lisans veya yükseklisans öğrencileri veya mezunları katılabiliyor. Yarışma; resim, fotoğraf, video, heykel, seramik, cam, baskı, grafik tasarım, yerleştirme, yeni medya ve karışık teknik gibi çağdaş sanatın tüm ifade biçimlerine açıktır.

*Görseller 36. edisyonda sergilenmiş eserlerden seçilmiştir.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon