Türkiye’de sanat yarışmaları VI: Dyo Sanat Ödülleri

03.07.2019

Türkiye’de plastik sanatlar, hem çok sayıda hem de oldukça uzun ömürlü yarışmayı barındırıyor. Yarışma kavramı sanatla uyumlu bir çağrışım yapmasa da; yarışmalar aslında müzelerin, galerilerin ve bağımsız sanat kuruluşlarının yanında önemli bir yere sahip. Nihan Karahan’ın hazırladığı yazı dizisi, plastik sanatlar alanında hem devlet hem de özel sektör yarışmalarını güncel konumlarıyla ele almayı amaçlıyor. Dizinin altıncı yazısı, özel sektörün en uzun soluklu yarışması Dyo Sanat Ödülleri’ni inceliyor. 2017 yılında 50. yaşına giren yarışmanın yeni edisyonu ise bekleniyor

 

☕️ 8 dakikalık okuma

 

 

Dyo Sanat Ödülleri, Türkiye’de özel sektörün en uzun soluklu sanat yarışması, 1967’den bu yana düzenleniyor. Öncelikle Dyo’nun kurucusu Durmuş Yaşar’ın, sanat alanında bir yarışma düzenlemeye ilk nasıl karar verdiğini, merhum dedesini bir “renk sevdalısı” olarak anan Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı İdare Heyeti Başkan Yardımcısı Feyhan Yaşar’dan öğreniyoruz: Durmuş Yaşar, boya ve renk dünyasına doğduğu yer olan Rodos’ta girer. 1927’de İzmir’e gelir ve boya ticaretini burada devam ettirir. Türkiye’nin ilk yerli boya üretimini İzmir’in Kemeraltı Çarşısı’ndaki Durmuş Yaşar Müessesesi’nde gerçekleştirir. 1954’te ise oğullarıyla beraber Türkiye’nin ilk yerli boya fabrikasını kurar. Ayrıca dönemin sanatçılarına boya ve fırça gibi malzemeler temin ederek resim sanatına katkıda bulunur. Fabrikanın kuruluşundan sadece 13 sene sonra, alanında erken bir adım atarak 1967’de bir sanat yarışması düzenlemeye karar verir. Başlangıcında Ege Bölgesi’nden sanatçılara yönelik katılım, 1973’ten itibaren ulusal, 2000’li senelerde ise uluslararası katılıma açılır. 

 

Yarışmanın resim pratiğine odaklanması önemli yönlerinden biri. 2017’de seçici kurulda (1) bulunan Gazi Üniversitesi Resim-İş Bölümü’nden ressam Prof. Dr. Şeniz Aksoy da yarışmayı öncelikle bu açıdan değerlendiriyor (kendisi de 1999’da yarışmadan ödül almış): “Dyo Sanat Ödülleri, Şefik Bursalı, Nuri İyem, Yunus Ensari gibi resim yarışmaları ve sergilerinin resim sanatına verdikleri desteği farklı bir açıdan değerlendirme ihtiyacı duyuyorum. Son yıllarda  resim Türkiye’de önemsizleştirildi. Gençlerde sanki dünyada kimse resim yapmıyor algısı oluştu. Dünyadaki büyük müzelere ve önemli galerilere baktığımızda  sergilerin onemli bir bölümünün hala resim sergileri olduğunu söylemek yanlış olmaz.” Ancak “Dyo Resim Yarışması”, 2017’de ismini Dyo Sanat Ödülleri olarak değiştirmiş. Bu değişim şu an resim ve özgün baskı dallarında düzenlenen yarışmanın ileride farklı sanat pratiklerine açılacağının haberini veriyor gibi. Bu durum biraz da çağdaş sanat pratiklerinin gittikçe daha baskın hale gelmesinden kaynaklanıyor.

 

 1973, 7. Dyo Sanat Ödülleri, Adnan Çoker, Metal Simetri, Tuval üzerine yağlıboya 120 x 100 cm 

 

Yarışmanın öne çıkan diğer bir yönü ise, 50 senelik uzun ömrü ve tanıklık ettiği yarım yüzyıllık Türk sanat tarihi. Geçmiş edisyonlara baktığımızda ödül listesinde karşılaştığımız isimler: 1973 Adnan Çoker, 1974 Balkan Naci İslimyeli, 1975 Nurullah Berk, 1976 Devrim Erbil, 1985 İsmet Doğan ve Mustafa Pilevneli... Yarışmaya bugüne kadar toplam 14 440 sanatçı, 24 214 eserle katılmış, 202 eser ödül almış, 2847’si sergilenmeye değer bulunmuş. Bu bilgilere yasarvakfi.org.tr’de 37. Dyo Sanat Ödülleri’nin 50. yıl katalogundan çevrimiçi ulaşabilirsiniz.  

 

Özel sektördeki yarışmaların genel ömrünün 5 ile 10 sene arasında değiştiği düşünülürse oldukça önemli bir süre. Genelde Türkiye’de kültürel etkinlikler, yarışmalar da buna dahil olmak üzere; etkinliğin amacı tasarlanmadığı ve dolayısıyla geleceği planlanmadığı; dönemsel, reklam ve ekonomiye ilişkin çıkarlarla yola çıkıldığı, organizatörlerin uzun vadeli maddi-manevi sorumluluk almadığı, ayrıca yönetim değişikliklerinde etkinliğin toplumsal değeri değil kişisel çıkarlar güdüldüğü için kısa sürede sonlanıyorlar. Bu şekilde bir başlayıp bir biten yarışmalar tam bir “görüntü kirliliği” oluşturuyor; hem sanatçılar ve etkinlikleri takip etmek isteyenler, hem de araştırmacılar için. Bu sebeplerle; Dyo Sanat Ödülleri’nin uzun ömrüne bakıldığında, markaya değer katma amacını gerçekleştirmenin yanında, sanat alanına da daha samimi bir yatırım yaptığı söylenebilir.

 

 2017, 37. Dyo Sanat Ödülleri, Murat Özbakır, Doğa Beden Kent I, 120 x 150 cm, Karışık teknik

 

Dyo Sanat Ödülleri, yarışmaların sanat tarihine kalıcı koleksiyon kazandırma beklentisini de karşılamaya çalışıyor. Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın İzmir Alsancak’ta Selçuk Yaşar Resim Müzesi ve Sanat Galerisi bulunuyor. 1985’te önce Resim Müzesi olarak kurulmuş, 1990’da ise Sanat Galerisi açılmış. Yarışmada ödül alan eserler, müze koleksiyonuna girebiliyor. Koleksiyonda ayrıca Yaşar Ailesi’nin yıllar içinde koleksiyona kattığı diğer eserler de bulunuyor. Galeri kısmında ise, yarışmadan bağımsız olarak, yıl boyunca resim, heykel ve seramik sanatçılarının sergileri düzenleniyor; seçkiler ise müracat doğrultusunda, vakfın danışma kurulu tarafından gerçekleşiyor. Ben görmek için programsız bir gidişimde, yazılan saatlerde kapalıydı. Bir sonraki gidişimde ise kalıcı koleksiyonu göremedim. Ancak bu programlama ve iletişim eksikliği, İzmir’deki kültür sanat kurumlarının üzerine sinmiş bir durum ve başka bir yazının konusu. 

 

En son düzenlenen, 2017’deki 37. yarışmanın pentür dalında ödül kazanan sanatçılar (2), Sidar Baki ve Murat Özbakır’dan yarışmayla ilgili fikirlerini paylaşmalarını rica ettik. Sidar Baki, yarışmanın seçilen eserleri farklı şehirlerde sergilemesini önemli bulduğunu söylüyor: “Eskişehir’deki açılış töreninden sonra Ankara, Adana, Bursa gibi büyük şehirlerde serginin devam etmesi, sergiyi sıcak tutması ve daha fazla insana ulaştırması bakımından çok önemli. Birçok ilde birçok insana ulaşması tanınırlığımı arttırdı. Pek çok insandan olumlu dönüşler aldım. Bu durum beni cesaretlendirdi.” Sidar Baki’nin belirttiği gibi, 37. Dyo Sanat Ödülleri, 2017’de Eskişehir’de, 2018’de ise İzmir, Bursa, Ankara ve Adana’da gerçekleşti.

 

Sanatçı Murat Özbakır da yarışmanın artı yönlerinin “Türkiye’nin en önemli yarışmalarından biri, reklam ve tanıtım açısından büyük bir organizasyon ve ülkenin farklı şehirlerinde sergilenen eserlerin daha geniş kitlelere ulaşması ve parasal ödülün üretimine gerçekçi bir destek sağlaması” olduğunu ifade ediyor. Ayrıca bu tür yarışmaların genç sanatçılar için “tanınma ve sanatlarını sürdürebilmeleri açısından maddi olanaklar sağladığını” ve “Anadolu’nun farklı şehirlerinde üretimlerini sürdürmeye çalışan genç sanatçılar için, kendilerini ve yapıtlarını gösterecekleri, motivasyon sağlayan en önemli organizasyon” olduğunu da ekliyor.

 

 2017, 37. Dyo Sanat Ödülleri, Sidar Baki, İsimsiz, 110 x 135 cm, Akrilik

 

2017 jürisinden Şehnaz Aksoy da, yarışmanın sanatçılara tanınma olanağı sunduğu görüşünde: “Resim yarışmaları 25-30 yıl önce Türkiye’deki en büyük sanat etkinlikleriydi. Bu nedenle ülkemizdeki yarışmalı sergileri dünyadaki örneklerinden farklı değerlendirmek gerekir. Kendi adıma sanat ve yarışma fikrinin bir arada olmasını bağdaştırmamakla birlikte, yarışmalı sergilerin geçmişte olduğu gibi günümüzde de Türkiye’de sanatın gelişmesine katkı yaptıklarını düşünüyorum. Günümüzde galeriler ve sergileme olanakları artmış olmasına rağmen, galeri-küratör çemberi içine giremeyen genç ve orta kuşak sanatçılara bu sergiler kendilerini tanıtma olanağı sunmaktadır.”

 

Son olarak, bir sonraki yarışmaya katılmayı düşünecek sanatçılar için, Aksoy’un değerlendirme kriterlerine yer verelim: “Benim için resmin özgünlüğü, inandırıcılığı, güncelliği, İfade gücü, sanat dilini konuşması, resimsel dili, serginin kavramıyla kurduğu ilişki ön plana çıkar. İşin kendisi konuşur.” 

 

Dyo Sanat Ödülleri’ni takip edenler, bu yazıda neden 37. edisyonda yaşanan tatsızlıktan bahsetmediğimi sorabilirler. Birçok kez üzerine yazıldığı ve Filiz Piyale’nin ödülünün geri alınması ile sonuçlandığı için tekrar gündeme getirme lüzumu görmedim. Ancak dileyenler, Meltem Tüzün’ün Ek Dergi’de yayınlanan yazısını okuyabilirler (4).

 

 2017, 37. Dyo Sanat Ödülleri, Semir Çınar, Atık No 1, 70 x 100 cm, Ağaç baskı

 

Yazımızı yeni yıla dair iyi bir haberle bitirelim: Yaşar Kültür ve Eğitim Vakfı, 2019 yılında İzmir’e bir müze daha kazandırmaya hazırlanıyor. Restitüsyon ve restorasyon çalışmaları devam eden, toplam 6000 m2’ye sahip olacak Selçuk Yaşar Kent Müzesi’nin 2600 m2’si geçici ve kalıcı sergi alanlarına ayrılacak, ayrıca içerisinde kütüphane, 300m2 atölye alanı, 326 kişilik opera çukuru olan bir konferans salonu, kafeterya ve satış birimleri de olacağı da gelen bilgiler arasında. 

 

38. Dyo Sanat Ödülleri’nin tarihleri ise 2019 ilkbahar aylarında ilan edilmesi bekleniyordu, ancak henüz açıklanmadı.

 

 

(1) 37. Dyo Sanat Ödülleri’nin seçici kurulu Prof. Dr. Şeniz Aksoy, Prof. Dr. Zahit Büyükişliyen, Prof. Neş’e Erdok, Prof. Dr. Hasan Kıran, Doç. Dr. Burcu Pelvanoğlu, Yrd. Doç. Dr. Umur Türker, Hürriyet Gazetesi Kültür Sanat Müdürü İhsan Yılmaz’dan oluştu.

(2) 463 sanatçının 790 eserle yarıştığı “Evrende Dönüşüm” temalı 37.Dyo Sanat Ödülleri’nde, pentür dalında, Sidar Bakı “İsimsiz” adlı eseriyle, Murat Özbakır “Doğa-Beden-Kent I” adlı eseriyle 15 000 TL, özgün baskı dalında Semih Çınar “Atık No. 1” eseri ile 5 000 TL tutarındaki Başarı Ödülü’nü kazandı.

(3) Yarışma 1993’ten bu yana iki yılda bir düzenlenmektedir. İlk sene yarışma organizasyonuna, ikinci sene ise sergiye ayrılmaktadır. Seçilen eserler İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra, Eskişehir, Bursa ve Adana şehirlerinde sergilenmektedir.

(4) Meltem Tüzün, 37. Dyo Sanat Ödülleri’nde neler oluyor? 23 Ocak 2018 ekdergi.com

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon