Saklı Görüşmeler II

30.09.2017

Saklı Görüşmeler Mine Kaplangı’nın güncel sanat alanında aktif rol oynayan kişilerle yaptığı beklenmedik görüşmeler sırasında onlara ansızın yönelttiği tuhaf sorulara verdikleri cevapları derliyor. Bir sanatçı, araştırmacı, küratör ya da yazarla karşılaştığınızda ona sormanız gerektiğini düşündüğünüz sorular kafanızda kendiliğinden bir sınır yaratıp sizi özgürce hareket edebileceğinizi sandığınız görünmez bir alanın içine hapsedebilir. Oysa biz her ayın son günü yayınlanacak olan bu röportaj diziyle, bu sınırların ötesine birlikte yürümek istiyoruz.

 

 

Mine Kaplangı birini çok heyecanlandıran bir romanın, tadını unutamadığı bir içkinin ya da sürekli aklına takılan bir film karesinin de serginin katalog yazısında ne yazacağı kadar önemli olduğunu düşünenlerden. Bu yüzden öğrenecek, tartışacak çok şey var diyerek, her türlü soruyu sorup, her türlü cevaba yer vereceğimiz bir alan açıyoruz.

 

Saklı Görüşmeler serisinin ikinci cevapları, sanatçı Gözde İlkin’nin Sıraselviler’de bulunan ev/atölyesinden geliyor. Yeni başlayan 15. Istanbul Bienali kapsamında eserlerini Pera Müzesi’nde bulabileceğiniz Gözde İlkin’in aynı zamanda 19 Eylül’de artSümer’in yeni mekanında başlayan Gaipten Gösteri adlı sergisi de devam ediyor.

 

En sevdiğin ses?

 

Kendi evimde davlumbaz borusunun dışına yuva yapmış olan  minik kuş yavrularının sesi. Bu eve özgü bir ses. Evin dışındaki o gürültünün yerine o kuş sesini duymak cok huzur verici.

 

En son izlediğin film?

 

Miguel Gomez’in Tabu adlı filmi izledim ve aynı yönetmenin Arabian nights serisini de cok merak ediyorum. 

 

Unutamadığın bir rüya?

 

Hiç unutmadıgım tek bir rüya var, bu eve tasındıktan sonra bir daha görmediğim bir rüya: Sürekli gittiğim bir yer vardı rüyamda, uçsuz bucaksız bir kumsal, deniz kenarında uzun uzun yürüdüğüm. Son kez o rüyayı gördüğümde inşaat baslamıştı deniz kenarında, “burası da bitti” dedim rüyamda. Yeni bir eve yerleşirken, rüyamda gördüğüm yerin  yerleşim- yaşam alanına dönüştüğü zaman bittiğini düşünmek tuhaf.  Bir diğer rüyayı ise bu eve tasınmadan önce görüyordum. Rüyamda bir eve giriyorum cok aydınlık her köşesinden çikan devasa bitkiler vardı, biriymiş ya da dile geleceklermiş gibi  görüntüleri çok etkileyiciydi. 

 

Paylaşmak istediğin bir fobin?

 

Dönem dönem böcek fobisi çıkıyor, mekanla ve çevredeki ilişkiler ile de açıga cıkan bir durum sanıyorum. 

 

Şu aralar en çok kafana takılan konu nedir?

 

Bitkiler ve bitkilerin kendi aralarındaki ilişkileri üzerine okumaya basladım, işlerle de bağlantılı olarak zihni açılıyor. 

 

Kahve mi çay mı?

 

Kahve ama türk kahvesi! 

 

Sürekli dinlediğin radyolar?

 

Açık Radyo ve podcastler özellikle çalışırken…

 

Sabah .... olmadan güne başlayamam?

 

Limonlu ılık su ya da sirkeli ılık su. 

 

Istanbul’un en sevdiğin ve sevmediğin yönleri nedir?

 

Cok uzun süre yaşayınca şehri ittirmeye baslıyorum ama sonra izleme, dahil olma  veya kabullenme başlıyor. İlişkiler tutuyor sanırım bizi bu şehirde. Ve en sevdiğim vapurla iki yaka arasında seyahat.

 

Residency için en çok gitmek istediğin ülke neresi olurdu?

 

Daha önce gitmediğim her yer olabilir. Misafir sanatçı olarak gittiğimde  üretim ve sergilemeden önce önemli olan tanışma ve karşılaşmalar oluyor. 

 

 

Istediğin herhangi bir sanatcı ile ortak sergi açma/proje üretme şansın olsa kimi seçerdin?

 

Bu da karşılaşmalar ile gelen bir süreç benim için, tanıştığım sanatçılar veya farklı alanlardan  gelen kişilerle, kesiştiğimiz ortak noktalarda bir üretim ve çalışma süreci deneyimleyebiliyoruz. 

 

Bütçem olsaydı hemen bunu almak isterdim dediğin bir eser var mı?

 

Karşılaşmaktan mutluluk duyduğum çok eser var. Füsun Onur'un Arter'de açılan Aynadan İçeri  sergisindeki tüm eserler çok özeldi. Aynı hislerle Canan'ın Kaf Dağının Ardında sergisi de içinde yaşamak istediğim işler oldukları için. İnci Eviner'in ve Ilhan Sayın'ın eserleri ve daha çok isim var…

 

Bu sene izlediğin ve en beğendiğin performans?

Gizem Aksu'nun YU adlı performansı çok etkileyiciydi. Henüz izleyemediğim Tuğçe Tuna'nın bienal süresince Küçük Mustafa Paşa Hamamı'nda gerçekleşecek Beden Damlaları başlıklı performansını çok merak ediyorum ve Taldans'ın (Mustafa Kaplan ve Filiz Sızalı) 23 Eylül'de Bomontiada'da Birdenbire! adlı bir performansını heyecanla bekliyorum.  

 

Limiti olmayan bir hediye çekiyle seni kitabevine attık, ilk alacağın üç kitap ne olurdu?

 

Nod ve Sub yayımlarının kaçırdığım serilerini almak isterdim. 

 

Hayatın bir sanat filmi olsaydı kim çeksin kim oynasın isterdin?

 

En yakınımdaki kişilerin bir araya gelerek birlikte üretecekleri bir film tercih ederdim. 

 

Güncel sanatta ... çok eksik?

 

Belki daha fazla dialog, mekanlar, sanatçılar ve  izleyenlerle, yaşadığımız yerlerden açılarak. Herşey çok hızla gelip geçiyor, bu nedenle kişisel arşivler ve kayıtlar da önemli. 

 

Sana ve sanat pratiğine en çok ilham olan kişi/kişiler kimler?

 

Farklı zamanlardaki farklı karşılaşmalar ile gelip, değişiyor bu sorunun cevabı. Bazen karşılaştığım kişiler ve  çok yakınımda ailemden de hep  birileri var, o nedenle  tek kişi diyemem. Bienal sürecinde aile bireylerini cok ziyaret ettim. Onlardan gelen hikayeler, kumaşlar,  tüm samimiyetleri ve açıklıkları ile bana hatırlattıkları cok etkileyiciydi. Çalışırken dinlediğim müzik ya da sesler bile üretim sürecinin bir parçası oluyor. 

 

Okyanus mu, dağlar mı?

 

Okyanus – en ürküten hem de çağıran yerler okyanuslar…

 

Bu aralar en çok ..... özlüyorum.

 

Sakin bir yerde belki sadece durmayı, şehrin sesi dışında başka bir ses işitmeyi 

 

Bu sene Dokumenta’nın Atina ayağını gezdin, seni en etkileyen iş ne oldu ve neden? 

 

Daniel Knorr'un şehirden biriktirdiği atıklarla gerçekleştirdiği Materialization adlı kitap üretim performans,  şehrin hafızasını tutuyordu. 1947-1981 yılları arasında yaşamış Tshibumba Kanda Matulu adlı sanatçının 101 works adlı işi,  yaşadığı dönemin sosyal ve politik hafızasını sunan bir görsel arşiv olarak çok etkileyiciydi.  Britta Marakatt-labba'nın The Journey/Mátki adlı kumaş üzerine incelikle işlenmiş eserleri beni çok heyecanlandırdı. 

 

 

En sevdiğin yemek?  

 

Annemin yaptığı mercimekli börek ve tüm sebze yemekleri:)

 

Son zamanlarda izlediğin en başarılı belgesel ?

 

Louie Psihoyos ‘un Racing Extinction adlı belgeseli. 

 

Senin için çok özel olan bir yer var mı İstanbul'da?

 

Bir arkadaşım sayesinde Fransız fakirhanesinde her sene gerçekleşen kermesi keşfettim.  Keyifli karşılaşmalara, tanışmalara vesile.

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon