Nur Koçak üzerine

10.09.2019

Fotogerçekçilik akımının Türkiye’deki ilk temsilcilerinden Nur Koçak’ın 1960’lar ile 2010’lar arasındaki desenleri ve resim serilerinden oluşan sergisi Mutluluk Resimlerimiz, SALT Beyoğlu ve SALT Galata'da devam ediyor. Merve Ünsal, Mutluluk Resimlerimiz vesilesiyle Nur Koçak’ın yarım yüzyıllık üretimini yorumladı

 

☕️ 5 dakikalık okuma

 

Nur Koçak, Farouche (Yabanıl) ya da Fetiş Nesne 2, 1975, Sanatçının izniyle 

 

1970’lerde Paris’e devlet bursuyla gittiğinde, kendi hayatını ve çevresini çıkış noktası olarak almaya karar veren Koçak, özellikle kadın dergilerinde ve reklamlarda yer alan kadın ve kadın bedeni tasvirlerini kullanır. Kadınlara pazarlanan nesnelerin cazibesi ve kadınların da bu nesnelerle bezenerek kendilerini birer tüketim nesnesine dönüştürüyor olmaları, Koçak’ın ilgisini çeker. “Çekici”lik kavramı, sanatçının pratiğinde sanat nesnesinin de çekicilikle olan ilişkisini deşifre eden, kadın bedeninin çekiciliğiyle tüketim nesnelerinin çekiciliğini çarpıştıran bir hâle bürünür; sanat nesnelerinin kendi içlerinde ters köşe edemedikleri çekicilik, Koçak’ın malzemelerinden biri olur. Sanatçının Fetiş Nesneler/Nesne Kadınlar serisinde yaptığı ilk resim, bir reklamdan temellük ettiği bir parfüm şişesinin resmidir. Reklam fotoğrafını kaynak olarak kullanan Koçak’ın bazı detayları nihai resimden çıkarmış olması, fotoğrafla resim arasındaki boşluğa işaret ederek sanatçının fotoğrafı kullanarak türettiği kendi alanını sahiplendiğine işaret ediyordu. Kadınların nesne olarak tüketilmesini sorunsallaştıran Koçak’ın çalışmalarında dönemin feminist düşüncelerinin izlerini görmek mümkün olsa da, sanatçı çalışmalarındaki görsel dili ve düşünceyi icat ettikten sonra feminizmle karşılaştığını söylüyor; böylece Koçak’ın çalışmalarını, zamanın havasında herkesin soluduğu kaygıların ortaklığı üzerinden de okuyabiliyoruz. Koçak Türkiye’ye döndüğünde, birçok sanatçı resimde yorumun ön planda olduğu çalışmalar yapmaktaydı. Fotoğrafın resimde kullanımını benimseyip yorumu resminin dışında bilerek bırakan Koçak; keskin, kışkırtıcı bir görsel dil kullanarak âdeta ışıkla yıkanmış tuvaller yapar. Büyüteçle incelenebilecek detaylarla çalışan Koçak, bir taraftan büyük tuvallerde beden üzerinden çalıştığı konuları ölçek olarak da yine bedenle ilişkilendirerek bağlamından koparılmış, başka bir mecrada yeniden üretilmiş olan görselleri yabancılaştırırken, bir tara an da resimlerindeki nesneleri gerçek boyutlarından büyük yaparak, görsellerin zihinsel etkilerini de eleştiriyordu. 

 

Sanatçı Mutluluk Resimleri adlı serisinde kaynak olarak kadınların okuduğu Kelebek gazetesindeki görselleri kullanır. Kadın fotoğraflarının gazetede olmadığına dikkat eden Koçak, gazetede hâlihazırda yer alan fotoğrafları kullanarak kartpostal boyutunda 36 adet desen üretti; bu kartpostallarla birlikte topladığı 18 gerçek kartpostalı gösterir. Topladığı kartpostallar, askerde olan erkekler için üretilmişti. Koçak, kolaj ve kesme teknikleriyle kartpostalları yeniden “derledi.” Açık havada çekilmiş olan fotoğraflarda sevgililerine sarmaş dolaş poz veren askerler, her zaman masmavi bir gökyüzü ve çiçeklerin olduğu bir fonun önünde duruyorlardı. Kartpostalda hayaller, sanatçının desenlerindeyse “gerçeklik” gözüküyordu. Tavandan asılı olarak gösterilen kartpostalların arasında dolaşan izleyicilerin gördükleri sahneler arasındaki tezat üzerine düşünmelerini isteyen sanatçı, yapay çiçeklerle gerçek çiçekler, yani üretilmiş renklerle doğadaki renkler arasındaki farkı da görünür kılarak aslında fotoğraftaki temsiliyetlerin her zaman kurgulanmış olduğuna da dikkat çekiyordu.

 

Nur Koçak, Müdahale Edilmiş Kartpostallar serisinden bir kartpostal, 1981, Sanatçının izniyle

 

Vitrinler adlı serisine 1990’larda başlayan Koçak, ilk olarak büyük ölçekte çalıştığı resimlere, daha sonra büyük ölçekli fotoğrafları ekler. İstanbul’un farklı vitrinlerindeki yansımalarla vitrinde gösterilenler arasındaki gerilimi fark eden Koçak, Nesne Kadınlar adlı serisinde gerçek kadınların giymiş olduğu iç çamaşırlarını plastik mankenlerin giydiğini fark ederek yapay vücutlarla yansımalarda gözüken gerçek insan bedenlerini bir arada göstermek için fotoğrafı araç olarak kullanır.

 

Koçak’ın Cahide Sonku’nun Öyküsü adlı serisiyse, sanatçının sinemaya olan ilgisini popüler kültür referanslarıyla birleştirmesinin sonucunda oluşmuştur. “Kitle iletişim araçlarının çocuğuyum” diyen Koçak, Türkiye’nin tiyatro ve sinema alanlarında çalışan ilk starı olarak nitelendirilebilecek Cahide Sonku’nun kişisel yaşam öyküsünden yola çıkarak 1996-2003 tarihleri arasında yaptığı portrelerle, kadın imgesinin görsel kültür- de tüketilebilir olmasına, tek bir kişiye odaklanarak dikkat çeker. Her portreye farklı bir rengin hâkim olması, Koçak’ın kitle iletişim araçlarında gözükenin yapay olduğuna dikkat çeken tavrını daha da görünür kılar; yan yana gösterildiklerinde Sonku’nun imgesi bir renk yelpazesinin arkasına gizlenmiştir sanki. Sonku her kadındır; her kadın da kendini Sonku’nun aynılaştırılmış, tek boyutlulaştırılmış imgeleri üzerinden yorumlamaktadır. Koçak’ın fotogerçekçilik akımıyla birlikte benimsediği teknik “usta”lık aslında sanatçının görsel dünyamızda olanların yapım sürecine dikkat çekmek ve gerçek olana yaklaşmak için kullandığı bir yöntem. “An”ı yakalayan fotoğraflar yerine stüdyo fotoğraflarını tercih ettiğini de dile getiren Koçak’ın asıl malzemesi, insanların gerçekliği ya da gerçek olanı nasıl göstermeye çalıştığı. Kurgulanmış bir durumun fotoğrafını daha sonra kendi kurgusuyla resmeden Koçak’ın gösterenle gösterilen arasını didiklemesi, nesnelerin ölçeklerini çarpıtması, imge üreten olarak kendi konumunun yeniden müzakeresi olarak okunabilir. Yarattığı yüzeylerin birer temsil aracı olduğuyla yüzleşmesine izleyicileri de dâhil eden Koçak’ın fotoğrafın nesnelliğiyle olan ilişkisi fotoğrafın dokunulabilirliğinin bambaşka bir boyut kazandığı günümüzde güncelliğini korumakta.

 

Nur Koçak, Cahide - Önce, 1995-1999, Sanatçının izniyle

 

Kaynak olarak kullandığım, online erişime açık olan bu söyleşiyi tavsiye ediyorum!: Turkish Women Artists and Feminism: Tomur Atagök in conversation with Gülsün Karamustafa, İnci Eviner and Nur Koçak, n.paradoxa international feminist art journal, Volume 10, July 2002 (Rethinking Revolution).

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon