Karanlıkta kalan vücut mağaraları

Mamut Art Project 2018 ile tanıdığımız Çağıl Harmandar, beden formlarında yarattığı değişim ve dönüşümlerle kıyıda kalmış duygularımıza sesleniyor. British Film Institute Future Fest, New Orleans Film Festivali ve Ankara Uluslararası Film Festivali gibi platformların kısa film seçkilerinde de yer alan Harmandar’ı son olarak Poşe’deki Bağ Bağcık sergisiyle izlemiştik. Gün yüzüne taşıdığı duygusal devinimleri kendine özgü beden algısı ile yeniden yorumlayan Harmandar’ı yakından tanımak istedik

 

Çağıl Harmandar 

 

Çalışmalarına baktığımda, kısa animasyonların ön plana çıktığını görüyorum. Günlük yaşamdan kesitler izlediğimiz filmlerinde ne tür konulara değiniyorsun? Bu konuları filmlerinde hangi yönleriyle işliyorsun?

 

Çalışmalarımda insanın kendisiyle, çevresindeki nesneler ve kişilerle olan ilişkilerine değiniyorum. Günlük hayatta üstünde durmadığımız küçük hisleri anlatmak için bedensel imgeleri, organik ve soyut şekilleri kullanıyorum.

 

Beden formların çoğu zaman parçalı ve akışkan. İnsana yabancılaştığımız bir noktada duruyor. Bedeni bu şekilde algılama nedeninden bahseder misin, niçin parçalı bir beden algısı görüyoruz?

 

Her gün eskiz defterime çizim yapıyorum. Animasyonlarımdaki bedenler ve beden parçaları da oradaki eskizlerimden. Çizim tarzımın neden böyle evrildiğinden emin değilim. Ama eğer analitik bir gözle ele almam gerekirse, vücudun deformasyona uğraması veya vücudun parçalarının geri kalanından ayrı gözükmesi o parçalara yeni bir anlam kazandırıyor. Ayrıca, son birkaç senedir ilgilendiğim ve uyguladığım yoga pratiğinin de etkisi var. Bir yoga hocam vücudun mağaraları olduğunu söylemişti; koltuk altı, diz altı ve parmak aralarını kastederek bu mağaraların vücudun yapısı dolayısıyla gündelik hayatta karanlıkta kaldığını belirtmişti. Ben de yaptığım çizimleri biraz bu mağaraları araştırmak olarak görüyorum. Mağara benzetmesi hoşuma gidiyor çünkü çizim metoduyla karanlıkta kalan ve paylaşılmak için gerekli sözel konsepte sahip olmayan bir bilgiyi görsel olarak keşfetme olanağına yaklaşıyorum. Bu açıdan bakınca bedenlerin parça parça olmasının benim sürecimi yansıttığı da söylenebilir.

 

Çağıl Harmandar, Tickle/Gıdık, 2016, Animasyon Film, 1'33''

 

Çoğu zaman yüzlerini göremediğimiz kadınlar, animasyonlarında oldukça doğal davranıyor, iç çamaşırını düzeltmekten, koltuk altı tüylerini göstermekten çekinmiyor. Vücut ölçüleri ataerkil düzenin idealize ettiği ölçülerden de uzak. Filmi izlediğim bir noktada, kendimi karakterlerini gözetleyen kişi olarak da hissettim. Karakterlerin gizli dünyasını açığa çıkaran bir his var çalışmalarında. Sen nasıl değerlendiriyorsun bu okumayı?

 

Bence yerinde bir okuma olmuş. Filmlerimi ve kendimi feminist olarak tanımlıyorum. Benim için apaçık ortada olan bu durumdan dolayı genelde açıklamalarda terimi çok kullanmamaya çalışıyorum. Gizli dünya aslında çok da gizli olmayan, hepimizin hayatının bir parçası; kendimizle yani vücudumuzla yalnız vakit geçirdiğimiz zamanlar. Bu anlardaki kendimizi diğer anlardan farklı yapan motiflerin arayışındayım. 

 

 

Çağıl Harmandar, Chirps/Cırcır, 2015, Animasyon Film, 3'14''

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Chirps/Cırcır'da eğildiğin konuya bu disiplinle yaklaşma nedeninin nedir?

 

Chirps/Cırcır benim ilk kısa animasyon filmlerimden. 2015 yılında öğrenciyken dönem projesi olarak yapmıştım. Chirps, yaz gecelerinin kokusu üzerine yazılmış bir şiiri ve ona eşlik eden görsel ve işitsel kesitleri içeriyor. Film üretme biçimimi ve en rahat hissettiğim anlatım tarzını keşfettiğim iş olduğundan benim için önemli bir yere sahip. Bu filmi yaparken çok sevdiğim bir öğretmenimin tavsiyesiyle, filmin ne üzerine olacağına en başta karar vermek yerine her hafta ürettiğim animasyon kesitlerini derledikten sonra, ana iskeleti oluşturan bir şiir yazdım. Proje bitiminde içime sinen ve benim bile öncesinde bilmediğim bir hikâye oluştu.

 

Çağıl Harmandar, Stretch/Bir Sabah, 2016, Animasyon Film, 2'16''

 

Stretch/Bir Sabah kısa filmin, bedeninin belirli kısımlarını görebildiğimiz bir kadının sabah ritüellerini yansıtıyor. Ritüel, ayinler için kullanılan bir kelime. Kadının sabah ritüelinde gördüğümüz ağaç dalları, cinsellik ve aleve benzeyen öğeler bir ayinin parçası olarak algılanabilir mi, gözyaşı bu ritüelde neyi temsil ediyor?

 

Stretch/Bir Sabah filminde hafif bir melankoli hissi, sabah tam ayılamamış olma hâliyle iç içe bir şekilde anlatılıyor. Bu garip sabah ritüelleri, hepimizin her sabah düzenli gerçekleştirdiği uyanmak, giyinmek, tuvalete gitmek, yüzünü yıkamak vb. eylemlerin aslında bir çeşit güncel hayat ritüeli olarak görülebileceğini ima ediyor. Filmdeki karakteri bu basit hareketleri gerçekleştirirken dışarıdan görüntüsünü değil de nasıl hissettiğinin içerden görüntüsünü, kendisini nasıl görüyor olabileceğini izliyoruz. Filmdeki diğer imgelerin herkes için farklı bir anlamı ama ortak bir aroması olduğunu düşünüyorum.

 

Çağıl Harmandar, In the Forest/Ormanda, 2017, Dijital Animasyon, 0'43''

 

In the forest/Ormanda isimli çalışmanda ise ormanın içinde uzanarak kolları ve bacaklarını hareket ettiren bir beden görüyoruz. Müziklerin ve görüntülerin ise suyun altında bir ormana baktığımız hissini uyandırıyor. Çalışman, siyah-beyaz renklerle oluşturduğun tek kısa filmin sanırım. Hem filmin uyandırdığı su altında olma etkisi hem de renk seçimlerinde etkili unsurlardan bahseder misin?

 

Aynı filmin başka renklerle kompozisyonu ve başka sesli bir montajı da Vimeo sayfamda mevcut eğer ilgilenen olursa. Filmdeki su altında olma hissi ses ararken bulduğum kaynar su sesinden kaynaklanıyor. Su altında olma hissi benim bu film için kasıtlı yaptığım bir adaptasyon değil ama şimdiye kadar yaptığım bütün filmlerimde su ve su altı küçük bir motif olarak kendini gösteriyor.

 

Çağıl Harmandar, Tickle/Gıdık, 2016, Animasyon Film, 1'33''

 

Filmlerinde kullandığın müziklerde dışardan destek alıyor musun? Senaryoya özgü müzikler için stüdyoya giriyor musun yoksa yararlandığın ses arşivler de var mı?

 

Seslerin çoğunu İnternet’teki ücretsiz ses arşivlerinden buluyorum ama Stretch/Bir Sabah, Tickle, Spring filmlerinde etkinlikler ve arkadaşlar dolayısıyla tanıştığım Ben Martens, Akito van Troyer, Alif Ibrahim gibi  müzisyen ve ses sanatçıları ile ortak çalışma fırsatım oldu. Bu ay bitirdiğim bir buçuk dakikalık bir kısa animasyon filmi için de Steven Snowden ses üretti ve editledi.

 

Bu aralar neler yapıyorsun, üzerinde çalıştığın yeni projeler var mı?

 

Bu aralar daha küçük animasyon döngülerinde hareket ve form deneyleri yapıyorum. Her hafta Instagram hesabımdan yeni eskizlerimi ve animasyonlarımı paylaşmaya çalışıyorum. Onun yanında, yeni yılın başında gerçekleşecek bir sergiye hazırlanıyorum. 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon