Kaçırmadınız: 38. İstanbul Film Festivali’nden 10 öneri

08.04.2019

İstanbul’da yaşamanın ilkbaharda bir başka güzel olmasının en büyük sebebi, hele ki iflah olmaz bir sinemaseverseniz, 38 yıldır varlığını sürdüren İstanbul Film Festivali. Festival, bu yıl 5-16 Nisan tarihleri arasında düzenleniyor ve 200’e yakın filmin yer aldığı programı sayesinde hem uluslararası festivallerde öne çıkan yabancı yapımları ve Türkiye sinemasının en yeni örneklerini izleyiciyle buluşturuyor hem de sinema tarihinde iz bırakmış birçok önemli klasiği yeniden sinemada izleme fırsatı sunuyor. Programınızı halen yapmadıysanız festival programındaki farklı bölümlerden seçtiğimiz aşağıdaki önerilerimize göz atabilirsiniz

 

1090 kelime

 

 

All Is True / Hepsi Gerçek

 

Kenneth Branagh, hem oyuncu hem de yönetmen kimliğiyle tanıdığımız bir sanatçı olarak, yıllar boyu özellikle yönettiği Shakespeare uyarlamaları sayesinde adından söz ettirmişti. Branagh, şimdi ise Shakespeare’in bir eserini değil, bizzat onun hayatından bir kesiti beyazperdeye taşıyor ve üstelik ünlü yazarı kendisi canlandırıyor. All Is True, Shakespeare’in tiyatrosunun yanıp kül olduğu ve memleketi Stratford-upon-Avon’a, ailesinin yanına döndüğü yıllarda geçiyor. Hem edebiyat uyarlamalarından hem de dönem filmlerinden hoşlananları cezbedecek bu film, festivalin hit filmlerle dolu Galalar bölümünde yer alışının hakkını, oyuncu kadrosunda Branagh’a eşlik eden Judi Dench ve Ian McKellen gibi yıldız isimlerle veriyor.

 

All Is True’nun ilk gösterimi 14 Nisan Pazar 21.30’da, Rexx Sineması’nda.

 

 

Shadow

 

Zhang Yimou, gerek büyüleyici görselliği ve dönemi destansı bir şekilde yansıtan işçiliği, gerekse wuxia Uzakdoğu dövüş sanatını en etkileyici şekilde hikayelerine yedirdiği filmleriyle Uzakdoğu sinemasına mesafeli olanları dahi kışkırtmayı başarıyor. Yönetmen, yeni filmi için ilhamını Çin mürekkep sanatından alıyor. Filmin en ilginç özelliğiyse, renkli olarak çekilmesine rağmen, tüm kostüm ve setleri siyah-beyaz tonlarında olduğu için siyah-beyaz olarak gözükmesi. 3. yüzyıl Çin’inde halkın taleplerine rağmen sürgüne yollanan bir kralın hikâyesini anlatan bu filmi beğenenlerin 11 Nisan’da kapılarını açacak Pera Müzesi sergisi Mürekkepten: Çin Güncel Sanatından Yorumlamalar’ı da ziyaret etmeleri önerilir. 

 

Shadow’un ilk gösterimi 6 Nisan Cumartesi 19.00’da, Cinemaximum Zorlu Center’da.

 

 

Yuli

 

Günümüzde sadece Küba’nın değil, dünyanın en iyi dansçılarından biri olarak tanıdığımız ve dans kumpanyasıyla geçtiğimiz yıllarda İstanbul’da da izleme fırsatı bulduğumuz Carlos Acosta’nın yaşam öyküsü de festivalde. İşin tuhaf yanı, bu çocuk hiç dansçı olmak istemiyor! Sokaklarda zaman geçirmeye alışkın, özgür ruhlu bir çocuk olan Yuli, babası tarafından zorla Küba Ulusal Dans Okulu’na kaydettiriliyor ve zaman geçip içindeki sese kulak verdikçe, dünyaca ünlü bir dansçıya dönüşüyor. Carlos Acosta’nın kendisini canlandırdığı Yuli’nin senaristi, Ken Loach filmleriyle tanıdığımız Paul Laverty.

 

Yuli’nin ilk gösterimi 6 Nisan Cumartesi 11.00’de, Cinemaximum City’s’de.

 

 

 

L’uomo che rubò Banksy / Banksy’i Çalan Adam

 

Banksy, kuşkusuz ki çağımızın en gizemli ve en yetenekli sanatçılarından biri. Sokak sanatını galeri duvarları arasına sokuşu, sanat piyasasına yönelik ters köşe sürprizleri, sansasyonel projeleri ve eserlerindeki güçlü politik alt metinleriyle de daima gündemde kalmayı başarıyor. Festivalin Belgesel Kuşağı’ndaki bu filmin kahramanı ise Banksy değil, Banksy’i çalan adam. Sanatçının 2007’de Filistin-İsrail sınırını ayıran duvar üzerine çizdiği duvar resmi, Beytüllahimli bir taksi şoförünü fazlasıyla kızdırmışa benziyor: O kadar ki, kendisi bu resmi duvarıyla beraber kesip alıyor ve internet üzerinden satışa çıkarıyor. Ortaya kültür çatışması, sanat piyasası ve karaborsa gibi birçok konuyu mercek altına alan, koleksiyoncu, sanat simsarı ve sokak sanatçılarının görüşleriyle zenginleşen bir belgesel çıkıyor. Üstelik asi rock sanatçısı Iggy Pop’un anlatıcılığıyla…

 

L’uomo che rubò’nun ilk gösterimi 5 Nisan Cuma 16.00’da, Pera Müzesi Oditoryumu’nda.

 

 

Mi obra maestra / Başyapıtım

 

2017’de kibirli bir yazar üzerinden edebiyat dünyası ve kara mizahı harmanlayan El ciudadano ilustre / Saygın Vatandaş filminin yönetmenlerinden biri olan Gastón Duprat, bu kez tek başına yönettiği Mi obra maestra / Başyapıtım’da çağdaş sanat dünyasını kara mizaha yaslanan bir gelirimle ele alıyor. Üçkağıtçı bir sanat simsarı ve popülerliğini yitiren bir ressamın ortaklığı ve dostluğu üzerinden ilerleyen sürprizli yapısıyla izleyenleri Buenos Aires sanat dünyasının ilginç karakterleriyle tanıştırıyor. Arjantin’in ünlü oyuncularından Guillermo Francella’nın başrolünde yer aldığı film, festivalin komedilere ayrılmış Antidepresan bölümünde.

 

Mi obra maestra’nın ilk gösterimi 5 Nisan Cuma 11.00’de, Atlas Sineması’nda.

 

 

 

La camarista / Oda Hizmetçisi

 

Yönetmen Lila Avilés, ilk uzun metrajlı filmi La camarista için ünlü fotoğraf sanatçısı Sophie Calle’in bir projesinden esinleniyor: Sophie Calle, 1981 yılında gerçekleştirdiği The Hotel projesinde, temizlik görevlisi olarak sızdığı lüks otel odalarında, temizlediği odaları fotoğraflamıştı. Mexico City’deki lüks bir otelde temizlik görevlisi olarak çalışan becerikli ve çalışkan bir kadının hikayesini anlatan film, festival programında bu yıl ikinci kez yer bulan Çiçek İstemez bölümündeki, kahramanı güçlü kadınlar olan filmlerden yalnızca biri. Aynı zamanda filmin başrol oyuncusu Gabriela Carto, festivalin konukları arasında yer alıyor. 

 

La camerista’nın ilk gösterimi 9 Nisan Salı 16.00’da, Cinemaximum City’s’de.

 

 

Performance

 

“Mick Jagger’ı hiç böyle görmediniz!” demek doğru olmayabilir ama, onu çok uzun zamandır böyle görmediniz. Çekildiği dönem için devrimsel sayılabilecek kurgusuyla sonraki yıllarda birçok video klibe ilham kaynağı olan, çekildiği dönemde büyük tartışmalara neden olan ve eleştirmenlerce başyapıt olarak kabul edilen 1970 tarihli Performance, bir suç filmi. Festivalin içinden müzik geçen filmlere yer açtığı Musikişinas bölümünde yer alan filmde, işlediği cinayetin ardından saklanacak yer arayan bir gangsterin, Mick Jagger’ın canlandırdığı eski bir rock yıldınızın evine sığınması anlatılıyor. Modern sinemayı en çok etkileyen yönetmenlerden biri olan Nicolas Roeg’i geçtiğimiz yıl kaybetmiştik.

 

Performance’ın festivaldeki ilk gösterimi 7 Nisan Pazar 11.00’de, Atlas Sineması’nda.

 

 

The Eyes of Orson Welles / Orson Welles’in Gözleri

 

Usta sinemacı, efsanevi yönetmen ve ünlü oyuncu Orson Welles’in aynı zamanda bir ressam olduğunu biliyor muydunuz? Yıllar boyunca karikatürden manzara resimlerine, sinema dışında da birçok eser üreten Welles’in gözlerinden dünyaya bakan The Eyes of Orson Welles, geçtiğimiz yılki Cannes Film Festivali’nin belgesel bölümünde özel mansiyon ödülüne layık görülmüştü.

 

The Eyes of Orson Welles’in ilk gösterimi 5 Nisan Cuma 19.00’da, Pera Müzesi Oditoryumu’nda.

 

 

Memory

 

Ridley Scott’ın 1979 tarihli filmi ile başlayan ve günümüze kadar gelen devam filmleriyle kendi evrenini yaratmış bir seriye dönüşen Alien, sinema aşkıyla şekillenmiş bir belgesele dönüşüyor: Memory, filmin perde arkasını özgün notlar, zamanında reddedilmiş tasarımlar, storyboard’lar kamera arkası görüntüler ve daha fazlasını ortaya dökerek kapsamlı bir şekilde inceliyor. Film adını, Dan O’Bannon’ın 1971’de yazdığı ve yarım bıraktığı, yıllar sonra Ridley Scott tarafından Alien’a dönüştürülecek olan senaryonun başlığından alıyor. Hayranlarının, bu belgeseli izledikten sonra Alien’a bir daha aynı gözle bakması mümkün olmayacak. 

 

Memory’nin ilk gösterimi 5 Nisan Cuma 19.00’da, Cinemaximun Zorlu Center’da. 

 

 

A Clockwork Orange / Otomatik Portakal

 

Festival, ölümünün 20. yılında usta yönetmen Stanley Kubrick’i tüm filmlerinin gösterimlerinden oluşan özel bir bölümle, Başyapıt Fabrikası: Kubrick ile anıyor. Böylece yönetmenin tüm filmlerini izlemiş olanlar için bile kışkırtıcı olan bir fırsat, Atlas ya da Kadıköy sinemalarının büyüleyici atmosferinde, festival ruhuyla birlikte sinemada bir Kubrick filmi izleme fırsatı doğuyor. Seçiminizi izlemediklerinize öncelik vererek yapabileceğiniz gibi, en sevdiğiniz Kubrick filmini de listenize ekleyebilirsiniz. Biz, festival afişini tasarlayan Sebastian Bieniek’e de ilham veren, Anthony Burgess’in modern klasiğinin çarpıcı uyarlaması A Clockwork Orange’ı seçtik. 

 

A Clockwork Orange’ın festivaldeki ilk gösterimi 12 Nisan Cuma 21.30’da, Kadıköy Sineması’nda.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon