Hurdalıktan ruh bulan kadınlar

16.10.2017

 Nisan ayından itibaren Ankara CerModern’de sergilenmekte olan Asaf Erdemli’nin wopanlarını Ayşegül Tabak yazdı.

 

 CerModern, Wopan, CerModern'in izniyle

 

Ankara’nın sanat vahası sayılan CerModern’i düzenli ziyaretlerimden birinde bir kahve içmek için oturmuş, önümdeki dergilere ve etrafa bakınıyordum. Sergilenmek üzere Nisan 2017’den itibaren CerModern’in ana girişinde yerini bulan ve her defasında yanlarına gidip de incelemeye doyamadığım hurda heykellerin etrafında koşturan iki küçük çocuğu izlemeye başladım. Anneleri tarafından “dikkat edin, çarpmayın!” uyarısı alan 5-6 yaşlarındaki iki çocuktan erkek olanı; o an bütün dikkatimi kendisine vermemi sağlayan sıra dışı ve haklı bir saptama yaptı:

 

-Vay canına! Anne bak! Bunları Usta Yapıcı yapmış! 

 

Küçük bir çocuk ebeveyni olan çoğu insan gibi, kastettiği şeyin ne olduğunu şıp diye, bal gibi anlamıştım! Lego filmindeki her şeyi inşa edebilen, evrenin en yaratıcı karakterlerine verilen unvandan bahsediyorlardı. Kendimi tutamayıp ufak bir kahkaha patlatınca bana döndüler; 

 

-Evet, Usta Yapıcı yapmış ben de gördüm, dedim. O an gözlerinden yayılan ışık, paha biçilmezdi.

 

 CerModern, Wopan, CerModern'in izniyle

 

Küçük çocukların sıklıkla gördüğüm üzere etrafında tur atmaya bayıldıkları, çoğu zaman kadınlar olmakla beraber her görenin uzun uzun, çarpılmış bakışlarla incelediği ve bol miktarda fotoğraf çektirdiği bu Usta Yapıcı elinden çıkma heykeller; tümüyle hurdadan bir araya gelmiş, kadın ve insan olmaya; mücadele ve savaşçılığa atıflarda bulunan, mitolojiden ve sanatçının öz yaşam öyküsünden beslenen keçi bacaklı, üç savaşçı kadından oluşuyor. 

 

Her gören gibi beni de büyüleyen bu heykelleri yapan sanatçı Asaf Erdemli’yle ilk karşılaştığımda ben bile bir Usta Yapıcı’yla karşılaştığımı düşünmüştüm; nitekim hem profesyonel dansçı, hem okulu birincilikle bitirmiş bir heykeltıraş, üzerine profesyonel mutfaklarda çalışmış bir şef ve bir de endüstriyel tasarımcı olabilen biri söz konusu olunca çocuklara hak vermemek ne mümkün!

 

CerModern’de uzun süre geniş camlar önünde yan yana duran Wopan isimli seri, geçen haftalarda Ana Galeri’nin girişindeki üç sütun önünde getirildi. Tabir-i caizse birer muhafız edasıyla galeriye gelenleri karşılayan Wopan, Wopan Ballerina ve Wopan Mom’un her biri başka bir hikâye kuruyor izleyicisinin ruhunda. Erdemli’nin Yunan mitolojisindeki doğayla, avcılıkla, sürülerle ilişkili erkek tanrı PAN’dan esinle yaptığı keçi bacaklarını, aynı gücü ithaf etmek istediği kadınlarla birleştirmesi üzerine; boynuzlu, keçi bacaklı ve kendi ailesindeki kadınlarda gördüğü doğaya hükmetme becerisini yansıtan tanrısal kadınlar ortaya çıkmış. Zira Artvin’de doğan ve tabiatın çetin koşullarına alışık olan Erdemli; annesinin ve etrafında yetiştiği kadınların derin bir mücadele ruhuna; doğaya, yuvaya ve yaşama hükmetme yeteneğine şahit olarak büyümüş ve Wopan’ları yaparken kendine bu eşsiz kadınları örnek almış. Diğer yandan da ironik olarak öne çıkarmak istediğinin, genetik özelliklerden gelen savaşçı kadın ruhunun değil, sonradan edinilen zor işlerle başa çıkma becerisinin yüceltilmesi olduğunu da ekliyor. Ballerina’da, bedensel anlamda çok zor bir mücadeleyi kazanmanın, bedenini acı verici, ama estetik bir sürece uyumlu hale getirmenin tarifsiz gücünden dem vuruyor ve aynı zamanda bir dansçı da olan sanatçı ekliyor; “Erkeklerde baş dansçı diye bir şey yokken, kadınlarda Baş Balerin denen çok önemli, hiyerarşik bir durum var, çünkü çok daha muhteşemler.” 

 

Asaf Erdemli

 

Çamaşır tamburundan karnı, elinde baltalarıyla MOM’u; hızarlardan tütüsü ve elinde kılıçlarıyla Ballerina’yı hatırlatıp, bu kadınlara neden böyle iddialı, keskin silahlar verdiğini sorduğumda, çok ilginç bir aydınlanma anına dönüyor ve anlatıyor; “Bir gün 3. sayfa haberlerinden birinde karısını 28 yerinden bıçaklayan bir katilin haberini okuyordum. İçimden ‘zaten 3. darbede ölmüş olan birine neden 25 kez daha bıçak saplarsın ki!’ diye dehşetle düşünürken şunu fark ettim; öyle vahşi, ilkel bir öfkeye sahipti ki hırsını alamıyordu, o an evrimsel olarak erkeklerden daha narin kasları olan kadınlara, yani Wopan’lara bunu aşmalarına yardımcı olacak bir silah vermem gerektiğini hissettim. Bir bıçağı yetersiz kılacak silahlar!” 

Tamburların, bisiklet zincirlerinin, metal hurdaların, hızarların, araba parçalarının, kaynak makinesi kullanılmasından bir araya gelen bu kadınların hepsinin yüzü aynı ve her biri delikli telden yapılma ve şeffaf bir biçime sahip; duygularımızın, düşlerimizin ve düşüncelerimizin geçirgenliğine atıfta bulunurcasına. Bir yandan hurdadan inşa olmuş bu kadınlar bana işe yaramaz parçaları bir bütün haline getirip onu anlamlandırabilen dişil doğamızın özünü hatırlatıyor; La cretivite, yani kelimeleri eril dişil diye ayıran Fransızca’nın buyurduğu üzere dişil olan, yaratmanın latince kökeni creare den türeyen doğurmak, yaratmak fiilinin kadın köklerimize uzanması hâli… Elde kalmış iki-üç alakasız malzemeyle önümüze yemek koyabilen, bir türlü toparlanamayan bir projeye tek dokunuşla nihayet verebilen, dağılmış arkadaşını sağlam bir konuşmayla kendine getirebilen güçlü kadınları anlatmak için işe yaramaz hurda parçalarını bir araya getirip onlara birer ruh üflemek bu açıdan da son derece etkileyici, yaratıcısı ironik bir biçimde erkek olsa da. Nihayetinde dönüp baktığımızda nerdeyse hepimiz, hele de bu ülkede ve çağda bir dönem hurdalığa dönen hayatlarımızdan yeniden doğmadık mı?

 

Tüm bunların ötesinde kadının sahip olduğu gücü hurdayla yeniden ayağa kaldıran, evrimsel süreçte törpülenen yanına destek sağlayıp karşı cinsle doğa karşısında eşitleyen tavrına karşılık şöyle diyor Asaf Erdemli: “Derdim, kadını ya da erkeği yüceltmek değil, insan olarak eşitlenmek, haklarımızın cinsiyetlerimiz nedeniyle değil, insan olduğumuz, doğanın parçası olduğumuz için zaten hak ettiğimiz şeyler olduğunu hatırlatmak.”

 

Wopanların ardından sıranın hurdadan erkek bedenlerine geleceğini paylaşan sanatçı, bu kez erkeğin kadın karşısında zayıf kalan özelliklerini tamamlayacağı büyüleyici bir kompozisyonun müjdesini veriyor, ama şimdilik sır kalması sözüyle. Bazı sırları içinde tutmak zor, yine de beklemeye değeceğini bilince, güzel!

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon