Galeri bir sosyal statü nesnesi değildir

20.05.2019

Galatasaray ve Fairmont Quasar’da konumlanan Carré d'artistes Istanbul’un kurucusu Seval Dakman’la bir araya geldik ve programlarının yanı sıra, galerinin "ulaşabilir sanat" ve "sanatı demokratikleştirme" gibi hedefleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik

 

1102 kelime

 

Seval Dakman

 

Fransa menşeli Carré d'artistes’in, Türkiye’nin sanat merkezi konumundaki İstanbul’a şube açma hikâyesi nasıl başladı? 

 

Carré d’artistes; dünyada, resmî olarak ulaşılabilir sanat fikrini ortaya koyan ilk galeri konseptidir. Sanatı demokratikleştimek söylemiyle ortaya çıkan galeri, bugün dünyada 50’den fazla noktada yer alan büyük bir galeri zincirine dönüşmüştür. Dünya sanat piyasasında gelişmekte olan etkenleri takip eden biri olarak, herkes için sanat fikriyle yola çıkan bu galerinin İstanbul’da olması fikri beni çok heyecanlandırmıştı. 2015 yılında dünyada başka bir ülkeden temsilcilik alan ilk yer İstanbul oldu. İstanbul sanatın ve kültürün cazibe merkezlerinden biri olduğu için böyle bir galeri ağının bir ayağının burada olması kaçınılmazdı.  

 

Carré d'artistes Istanbul’un Galatasaray’da ve Fairmont Quasar’da olmak üzere iki galerisi sanat izleyicileriyle buluşmakta. Bu iki yeri seçerken İstanbul’un eski ile yeni kültürel noktalarına ulaşmayı amaçladığınız görünüyor ve ‘Herkes için sanat’ anlayışını Türkiye’de yaygınlaştırma hedeflerinizle de örtüşen bir çizgide ilerliyor. Bu hedeflerinizden bahseder misiniz?

 

Evet, çok doğru herkes için sanat diyerek yola çıkan bir galeri Carré d’artistes. Ayrıştırıcı değil, kapsayıcı bir felsefemiz var. Hedefimiz; sanatçı ve eser kalitesinden ödün vermeden, herkesin bütçesine uygun bir seçki sunmak. Bizim seçkimizde, ulaşılabilir ve premium dediğimiz iki kategori var. Koleksiyonerlere ve sanat alımına yeni başlayan herkese ulaşmak istiyoruz. Özellikle yeni koleksiyoner portföyü yaratıp, Türkiye sanat ekonomisini daha ileri bir noktaya taşımayı hedefliyoruz.

 

Evrensel bir sanat platformu oluşturmak için sanata “sanatı demokratikleştirmek” mottosuyla yaklaşan bir galerisiniz. Bu mottonuzu açıklar mısınız? 

 

Demokratik sanat söyleminin çok önemli bir kavram olduğunu düşünüyorum. Galerilerin kuruluş amacı demokratik bir platformda sanatçılar için eşit koşulları sağlamaktı. Fakat ilerleyen zamanlarda spekülatif bir sanat piyasası oluşturuldu, eserin ve sanatçının değerini belirleyen kurumlara dönüştü galeriler. Yüksek gelir gruplarına hitap eden bir sanat piyasası yaratıldı. Galeriler bir sosyal statü nesnesi değildir, galeriler sanatçı ve koleksiyoner arasında bir köprüdür, bu ilişkiyi yeniden canlandırdığı için demokratik sanat diyoruz. Galerilerin kurumsallaşmasıyla demokratik sanat ortamı yaratılabilir. Demokratik sanat kavramı aslında bu sistemin tamamını sorguluyor ve yeni olana alan açmaya çalışıyor. Koleksiyoner için de sanatçı için de daha ulaşılabilir bir ortam yaratıyor. Global çağda, sanatçıların ülke dışına çıkmasını kolaylaştırıyor ve sanat alımına büyük bir ivme kazandırıyor.  

 

 

Sanat koleksiyonculuğu Türkiye’de artarak devam etmekte ve bu sanat koleksiyoncuları arasında gençlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusu. Yeni kuşak koleksiyoncu adaylarının yapıt edinmesine yönelik bir program izlemeyi düşünüyor musunuz?

 

En önemli amaçlarımızdan biri bu, genç koleksiyoner kazanmak ve onlara danışmanlık verip sanat piyasasına yeni aktörler kazandırmak. Sadece Türkiye’den değil, dünyanın her yerinden sanatçılara yer vererek, koleksiyonerlerin dünya sanat piyasası hakkında genel bir göze ve fikre sahip olmasını amaçlıyoruz. Carré d’artistes hiçbir zaman piyasadaki mevcut koleksiyonerlerin portföyüne girmek gibi bir amacı benimsemedi. Evet, mevcut koleksiyonerler de bizim müşterimiz ama yüzümüzü hep yeniye dönerek ilerlerdik. Yeni alıcılar yaratmaya çalışıyoruz. En zoru buydu aslında, İstanbul’da sanat piyasasının güvenli alanından çıkıp yeni koleksiyonerler kazanmak için risk aldık. Verilerimiz bize muazzam bir başarı yakaladığımızı gösteriyor. Risk almadan piyasada yenilik yaratmak mümkün değil. 

 

Siyaset bilimi üzerine lisans eğitimi, sanat tarihinde yan dal, sanat sosyolojiyle ilgili çeşitli konferanslara katılma ve sanat antropolojisi üzerine yüksek lisans tezi yazma gibi akademik çalışmalara ve altyapıya sahipsiniz. Akademiden öğrendiniz bilgileri “ulaşılabilir sanat galerisi” adı altındaki tanımınızla birleştirdiğinizde ortaya çıkan veriler nelerdir? 

Disiplinlerarası bir bakış açısına sahip olduğunuzda, piyasanın psikolojik, sosyolojik, siyasal ve ekonomik sorunlarını doğru okuyabiliyorsunuz. Türkiye’de sanat ekonomisinin neden gelişemediğini analiz edebiliyorsunuz. Ekonomik olarak bizden çok daha geride olan bazı ülkelerde sanat alımının neden daha fazla olduğunu görebiliyorsunuz. Türkiye’de sanat izleyiciliği ve eser alım kültürünün nasıl gelişmesi gerektiğine dair önermeler ortaya koyup galeride pratik olarak uygulamalar yapıyoruz. Psikolojik ve ekonomik bariyerleri yıkınca ortaya güzel sonuçlar çıktığını görmek sevindirici bir tablo.

 

Carré d'artistes Istanbul’un Türkiye sanatına getireceği yenilikler nelerdir?

 

Carré d’artistes Istanbul’un getirdiği en önemli yeniliklerin başında Türkiyeli sanatçıları dünya sanat piyasasına sunmak geliyor. Genç sanatçıları destelemek ve var olan sanatçıları daha ulaşılabilir hale getirmek için çalışıyoruz. İstanbul galerimizde sergilenen Türkiyeli bir sanatçının eserleri bir ay sonra Paris’e oradan New York’a, Şanghay’a, Hong Kong’a, Moskova’ya oradan Amsterdam’a giderek sergileniyor. Dünyanın her yerinde izlenme ve koleksiyoner edinme şansı yakalıyor. Dünyadaki sanat piyasasıyla tanışan sanatçılarımız çeşitli ülkelerde dikkat çekip kişisel sergi açma imkânı yakalıyor. Dünyadan birçok sanatçı ile aynı platformda sergilenen sanatçılar global bir ekosistemin içerisine giriyor, işte bu çok yenilikçi bir yaklaşım. Türkiye’deki koleksiyonerler galerilerimizde dünyanın birçok yerinden sanatçıyı izliyor ve dünya sanat trendleri hakkında bilgi ediniyor. Her ay bir sanatçımız dünyadaki bir başka galerimize gidiyor, bir diğer sanatçı İstanbul’a geliyor. Kısaca Carré d’artistes Istanbul, uluslararası bir ekosistemle yenilikçi ve çok dinamik bir galericilik konsepti sunuyor.

 

 

İstanbul uluslararası bir sanat kenti. Peki, İstanbul’un sanat pazarında çok daha fazla etkin olması için neler gerekli? 

 

İstanbul muazzam bir kent; çok dinamik, çok kültürlü, şehir insanına çok farklı tatlar sunuyor. Maalesef sanat piyasasını aynı çizgide görmüyorum, kapalı ve stabil ilerliyor. Farklı tatlar sunmuyor. Yeni fikirlere açık olmak, dünya sanat piyasasını takip etmek gerektiğini düşünüyorum. Sanat trendleri neler bunları iyi anlamak gerekiyor. Dünya sürekli değişmekte ve bu değişim baş döndürücü. Sanat trendleri de sürekli dönüşüyor, bunun gerisinde kalmamak gerek. Dünya sahnesine ulaşılabilir sanat çıktı, dünyada engellenemez bir yükselişte, neden bu kadar yükseliyor doğru anlamak ve adapte olmak gerekir. Herkesin her şeye ulaşabildiği bir dünyada sanat galerilerinin ulaşılmaz konumları sanat ekonomisi için ne kadar doğru? İyi analiz etmek gerekir. Galerilerde, tekelcilik yerine kurumsallaşmak gelişmezse galericilik Türkiye’de ne kadar var olabilir bunu tartışmak gerek.

 

Carré d'artistes Istanbul’un çalışmayı düşündüğü sanatçıları seçerken belirlediği yaklaşım nelerdir?

 

Uluslararası bir kuruluş olduğumuz için süreç kurumsal ve demokratik ilerliyor. Dünyanın her yerinden, her yıl 2000 üzerinde sanatçı başvurusu oluyor. Uluslararası bir kurul tarafından iki ayda bir değerlendirme yapılıyor ve yılda 10 sanatçı seçiliyor. Galeri sahipleri olarak, seçimlerde oylama yapıyoruz, referans veriyoruz. İstanbul galerisi olarak, Türkiye’deki sanatçıların dünya temsilciliğini yapıyoruz, işlerini beğendiğimiz sanatçılara referans olup, uluslararası ağa girmelerine destek veriyoruz.

 

 

Carré d'artistes Istanbul’un Türkiye’de temsil ettiği sanatçılarla kurulduğu ülke olan Fransa’daki ya da diğer ülkelerde bulunan galerilerdeki sanatçıların etkileşimi için bir çalışma yapılmakta mıdır? 

 

Kurduğumuz sistemin en önemli noktalarından biri de bu aslında, sanatçılar ve sanat izleyicileri arasında etkileşim yaratmak. Örneğin; galerimizde çok sevilen sanatçıları yurt dışından davet ediyoruz burada koleksiyonerlerle bir araya getiriyoruz. Türkiyeli sanatçılarla birlikte etkinlik organize edip etkileşim sağlıyoruz. Ayrıca Fransa’da her yıl bir kez dünyadaki bütün sanatçılarımızı davet ettiğimiz bir program var, dünyanın her yerinden sanatçılarımız bir araya gelip birbirlerinden besleniyor, deneyimleri paylaşıyor.

 

Programınız içerisinde yer almasını düşündüğünüz ya da ilerleyen dönemlerde öne çıkacak olan çalışmalarınızla ilgili ne gibi planlarınız var?

 

İlerleyen dönemlerle ilgili çok güzel projelerimiz var, şu an çok önemli bir seçki için çalışıyoruz. Yurt dışından işlerini çok beğendiğimiz sanatçıları galerimizde ağırlayacağız. Türkiye’de çok iyi sanatçılar ve genç yetenekleri bir araya getirip etkileşim yaratmak, yeni bir demokratik platform kurmak üzerine çalışıyoruz.
 

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon