Bursa’ya çağdaş sanat yolculuğu

19.09.2019

Bursa Nilüfer Belediyesi, Haziran ayında bir sanat çalıştayı ve bu süreçte ortaya çıkan işlerin yer aldığı Kağıt Oyunu başlıklı bir sergi düzenledi. Nihan Karahan, Bursa’ya giderek Nilüfer Belediyesi’nin etkinliklerini değerlendirdi

☕️ 19 dakikalık okuma

 

Nilüfer Sanat Çalıştayı, Çağrı Saray

 

Gözlerin yeşil sıfatını şehre girişte idrak ettiği Bursa, çağdaş sanatı metropol dışında keşfetmek için iyi bir adres. Nilüfer Belediyesi, düzenlediği çağdaş sanat etkinlikleri ile bu yaz şehrin isminin çağdaş sanatla beraber anılmasını sağladı. Bu etkinliklerden öne çıkanlar Sanat Çalıştayı (11-21 Haziran) ve sergisi Kağıt Oyunu (21 Haziran-20 Temmuz) oldu. Nilüfer Belediyesi tarafından seçilen sekiz sanatçı; Şule Nur Alev, Yağmur Çalış, Berna Dolmacı, Memed Erdener, Çağla Köseoğulları, Ardan Özmenoğlu, Çağrı Saray ve Ayça Telgeren, Bursa şehir merkezine on dakika mesafede bulunan Misi Köyü’ndeki Sanatevi’nde ortak meselenin “kağıt” olarak belirlendiği III. Nilüfer Sanat Çalıştayı’nda bir araya geldi. Gerçekleştirilen çalışmalar, ardından Nilüfer Belediyesi’ne ait Galeri N’de sergilendi. Bu sergi vesilesiyle, şehrin çağrışımlarına sanatı eklemek için yoğun ve özverili bir şekilde çalışan, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güney Özkılınç yönetimindeki Nilüfer Belediyesi ile tanışmaya Bursa’ya gittim. Bu yazıda da, Nilüfer Sanat Çalıştayı Sanat Danışmanı, Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Meryem Uzunoğlu ve Nilüfer Belediyesi Görsel Sanatlar Büro Sorumlusu Burcu Tosun rehberliğinde Bursa Nilüfer’de bir çağdaş sanat turuna çıkacağız. Çağdaş sanat ve belediyenin nasıl bir birliktelik oluşturabileceğini görmek için dört durağımız olacak; Nazım Hikmet Kültürevi, Galeri N, 100. Yıl Sanat Galerisi, Misi Köyü Sanatevi. 

 

İlk durak modern sanat

Nilüfer ilçesinde görsel sanatlar etkinliklerini keşfetmeye 2012’de açılmış Nazım Hikmet Kültürevi’yle başlıyoruz. Nazım Hikmet Bursa Hapishanesi’nde on bir sene geçirmiş, bu nedenle kültürevinin ismini taşıması daha anlamlı. Beyaz modern binaya girişte, ziyaretçileri Ara Güler’in çektiği edebiyatçı yüzleri karşılıyor. Herkesi bir arada görmek ne güzel! Orhan Veli Kanık, Edip Cansever, Adalet Ağaoğlu... Fotoğraflara yazarlardan küçük alıntılar eklenmiş; bir fotoğrafta, Orhan Pamuk’un yüzünü avucuna aldığı fotoğrafına Kara Kitap’tan şu satırlar eşlik ediyor: “Rötuşlarla, beylik fotoğraf hileleriyle anlamı ve ifadesinin derinliği sakatlanmış en boş yüzlerin bile arkasında anılar ve korkularla yüklü bir hikaye, gizlenmiş bir sır, kelimelerle anlatılamayacağı için gözlere, kaşlara, bakışlara vurmuş bir kader olduğunu tuhaf bir hüzünle hissediyordu.” Yazarlarla gözgöze geldikten sonra, hemen solda Türkiye’nin ilki olduğu belirtilen Şiir Kütüphanesi bulunuyor. Aynı zamanda kültürevinin ikinci ve üçüncü katında balkonlu bir tiyatro salonu da var. 

 

Nazım Hikmet Kültürevi, Avni Yamaner sergisi

 

Ardından sergi salonlarına geçiyoruz. Ressam ve akademisyen Avni Yamaner’in 14 Haziran - 14 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen retrospektif nitelikli Sanat Genel Kavramı Üzerine Görselleştirilmiş Düşünceler resim sergisini geziyoruz. Avni Yamaner, 1971-75 yılları arasında devlet teşvikiyle Paris Ecole Nationale Supérieure des Beaux Arts’da eğitim görmüş, ardından Ankara ve İstanbul’da çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra, 1983’te Bursa’ya gelmiş. Bursa Uludağ Üniversitesi Resim-İş Bölümü’nde yardımcı doçent olarak yer almış. Güncel olarak Bursa’da üretmeye ve yaşamaya devam ediyor. Kapsamlı sergileri ağırlayabilecek büyüklükteki (her biri yaklaşık 100m²) iki sergi salonunda, sanatçının Paris dönemi çalışmaları (2. katta) ve çağdaş dönem eserleri sergileniyor (yeraltı sergi salonunda).

 

Nazım Hikmet Kültürevi, Avni Yamaner sergisi

 

Bir kahve molası

Sıradaki durağımız Galeri N ve 100. Yıl Sanat Galerisi’ne geçmeden önce, Nazım Hikmet Kültürevi’nin kafesinde bir kahve molası veriyoruz. Meryem Uzunoğlu ve Burcu Tosun ile Bursa’da çağdaş sanat alanı hakkında sohbet ediyoruz. Bursa, çağdaş sanat açısından bakir bir şehir. Şehirde güzel sanatlar eğitimini sağlayan kurumların sayısı az. Bunlar; Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü, Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Bölümü ve Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi. Özel galeri bulunmuyor. Belediyelerin ise kendilerine ait mekânları var. (Örneğin; Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Tayyare Kültür Merkezi sergi salonları ve Büyükşehir Belediyesi’nin tarihi bina önündeki Şefik Bursalı Sanat Galerisi)

 

Bağımsız sanat inisiyatifleri veya kolektifleri ise henüz Bursa’da mevcut değil. Diğer şehirlerde kayda değer sayıda bulunan bu oluşumlar, sanatçılar için sanat piyasasına alternatif üretim ve paylaşım alanları oluşturuyorlar. Diğer şehirlere bakıldığında; İstanbul, Ankara ve İzmir’de önemli sayıda bulunuyor; Çanakkale, Mersin, Hatay, Diyarbakır’da da daha az sayıda olmakla beraber yine de mevcutlar, Bursa’da olmamaları şaşırtıcı. 

 

Müzelere gelince; Bursa henüz bir çağdaş sanat müzesi sahibi değil. Nilüfer Belediyesi’nin bir amacı da bu eksikliği gidermek. Şehirdeki mevcut müzeler, sanattan daha çok tarihi kültürel dokuyu sergiliyor. Şehrin kimliğinde de Osmanlı vurgusu hakim. (Bu müzelerden birkaç örnek; şehrin sekiz bin yıllık geçmişini anlatan Bursa Kent Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Arkeopark Aktopraklık Höyük, Osmanlı konut mimarisinin günümüze geldiği Cumalıkızık Köyü ve Müzesi, Karagöz Müzesi...)

 

Bursa’nın İstanbul’daki merkezi çağdaş sanat sistemine sadece iki saatlik mesafede bulunması ise için hem avantaj hem de dezavantaj. Coğrafi yakınlık bir yandan İstanbul’da çağdaş sanat alanında neler olup bittiğini takip etmeyi sağlarken, öte yandan Bursa’nın sanat potansiyeli İstanbul’a akıyor. Meryem Uzunoğlu, Bursalı birçok güzel sanatlar öğrencisinin ve mezun sanatçıların, üretim ve paylaşım alanlarının kısıtlı olması sebebiyle İstanbul’a taşındıklarını ve geri dönmediklerini belirtiyor. Her seferinde altı çizilen “alan açma” kavramı burada önem taşıyor. Şehirde üretim, paylaşım, sergi alanlarının sınırlı olması; şehrin kendi kültür kapitalinden kaybetmesine neden oluyor. 

 

Bunun yanı sıra, Türkiye’de çoğu şehirde olduğu gibi Bursa’da da görsel sanatlar; edebiyat, müzik, sinema ve tiyatro etkinliklerinden daha geri planda yer alıyor. Oysa bir çağdaş sanat müzesi bütün bu sanat alanlarını bünyesinde barındırabilir.

 

Çağdaş sanat ve şehir

Meryem Uzunoğlu ve Burcu Tosun, Bursa’da bu eksikliği gidermek için bir çağdaş sanat müzesi projesi fikrinin oluştuğunu paylaşıyorlar. Çağdaş sanat müzeleri düzenledikleri sanat ve kültür etkinlikleri sayesinde bulundukları şehirlerde birçok pozitif dönüşüm yaratma potansiyeli taşıyan kurumlar; bunlardan bazıları kültürel, bazıları ekonomik. Meryem Uzunoğlu, Bursa’da bu doğrultuda gerçekleştirilecek bir projenin “Kentin kültür sanat ortamına dinamizm getirerek; estetik bilincin oluşmasına, kültür üretimi ve tüketiminin popüler etkenlerden ayrışmasına, Bursa’daki plastik sanatlar üretiminin nitelik ve nicelik ile ilgili sorunlarının aşılmasına” katkıda bulunabileceğini belirtiyor.

 

Çağdaş sanat müzelerinin şehre sağladıkları artılardan bir diğeri de şehre “yaşayan kent” imgesi kazandırmaları. Çağdaş sanatın görsel sanatların yanı sıra diğer sanat alanlarından da beslenebilen disiplinlerarası geçiş kabiliyeti sayesinde, bu müzeler şehir halkı için dinamik ve yeni fikir-yaşam alanları oluşturuyor ve kültür sanatın günlük yaşam içerisine nüfuz etmesini sağlıyor. Bir diğer artı ise ekonomik katkıları. Yaşayan şehir imgesi, şehrin markalaşmasını da sağlayan bir faktör. Meryem Uzunoğlu, müzenin ve etrafında şekillenecek etkinliklerin şehre ekonomik getiride bulunacağını düşünüyor: “Marka kent olabilmek için yürütülen faaliyetlerin yanı sıra düzenlenen uluslararası kültürel etkinlikler, festivaller, sanat fuarları ve biennaller de kozmopolit bir kent imgesinin oluşmasına katkıda bulunarak yalnızca turistleri değil, küresel sermayeyi de kente çekmeyi hedeflemektedir. Günümüzde güçlü sermaye sahiplerinin müzeler açması, eğitime katkıda bulunmaları, yayınevlerine destek vermeleri, festivaller düzenlemeleri ve sanat faaliyetlerine sponsorluk yapmaları kültürel sermayenin ekonomik sermayeye dönüşme potansiyeli ile ilgili bir durumdur.” İstanbul Modern, Pera Müzesi, Sabancı Müzesi Proje 4L ve Borusan Contemporary bu durumun İstanbul’dan birer örneğini oluşturuyor. 

 

Sanat çalıştayı

Modern sanattan çağdaş sanat istikametine doğru yol alıyoruz. Sıradaki durağımız, Kağıt Oyunu sergisini göreceğimiz Galeri N.  Nilüfer Belediyesi’ne ait, kar amacı gütmeyen Galeri N restoran ve kafelerin bulunduğu alışveriş merkezini andıran bir binada bulunuyor. Cephesi duvarsız, tamamen cam olan, 120 m² büyüklükte bir galeri. Nilüfer Sanat Çalıştayı’nda, sanatçılar belediye tarafından Misi Köyü’ne davet ediliyor. Burada Sanatevi’nde on gün boyunca, belirlenmiş ortak bir kavram etrafında bir araya gelerek eserler üretiyorlar. Çalıştay sonucunda oluşan işler ise bir sergiyle izleyiciyle buluşuyor.

 

Çalıştaya birçok paralel etkinlik eşlik ediyor; bunlar arasında Bursa gezileri, atölyeler, söyleşiler ve sanat öğrencileri için portfolyo günleri var. Bir de Güzel Sanatlar Fakültesi ve Güzel Sanatlar Lisesi’nde eğitim alan beş sanat öğrencisi sanatçılara asistanlık yapıyor, bu yönüyle şehrin güzel sanatlar lise ve üniversite öğrencileri arasında bir bağ oluşması sağlanıyor. 2016’da başlayan Nilüfer Sanat Çalıştayı, ilk iki edisyonda (2016 ve 2017) daha çok kolektif bir sergi formatındayken, 2019’da 3. edisyonunda sanatçıları ortak bir mesele etrafında birleştirecek şekilde düzenlenmesine karar verilmiş. 3. Çalıştay bu doğrultuda “kağıt” teması etrafında gerçekleştirilmiş. Meryem Uzunoğlu, “kağıt işler yapan, üretiminin merkezine malzeme olarak kağıdı koyan, ya da bu malzemeyle geleneksel teknik ve yöntemlerin dışında öznel bir ilgi kuran sanatçıları bir araya getirdiğini” belirtiyor. Çalıştayın gelecek senelerdeki edisyonları için de, sanatçıların yine aynı şekilde ortak bir medyum, görme biçimi, kavram veya tema etrafında bir araya getirilmesi planlanıyor. Beraber Galeri N’deki Kağıt Oyunu sergisini geziyoruz.

 

Kağıt Oyunu

Serginin girişinde hemen soldaki duvarda, Çağrı Saray’ın Bir Zamanlar Bursa isimli işi ziyaretçiyi karşılıyor. Çalışma sanatçının daha önce gerçekleştirdiği Bellek Mekânları ve Unutmanın Eşiği serilerinin bir devamı niteliğinde. Bursa etrafında artık var olmayan binaların çizimlerden oluşuyor; harita, kağıt üzerine çizimler; karbon kağıt üzerine çizimler, tabureler ve masa lambalarından oluşan bir yerleştirme içeriyor. Çalıştay hakkındaki fikirlerini sorduğum Çağrı Saray; “Davetli sanatçı olarak açıkçası çalıştaydan herhangi bir beklentim olmadan gittim. Ekibin yoğun desteği ile karşılaştık ve çalıştaya katılan diğer sanatçılarla keyifli bir birliktelik kurduk. Çalıştay hem Bursa’yı daha yakından tanımama hem de kaldığım süre boyunca kente özgü yeni bir iş üretmeme vesile oldu.” diyerek yanıtlıyor. Bir Zamanlar Bursa da bu ortamda şekillenmiş; “Nilüfer Belediyesi’ndeki arkadaşlar, kısa bir süre içinde Bursa’nın tarihine ilişkin önemli verilere ulaşmamı sağladı. Elbette süremiz sınırlıydı, fakat Bursa’ya temas eden bir iş üretmeyi istiyordum. Bir Zamanlar Bursa isimli bir iş ortaya çıktı. Bu iş desen, harita ve çalıştığımız-vakit geçirdiğimiz Misi Köyü’ndeki çalışma alanlarımızdan masa lambaları, tabureler gibi bazı gündelik nesneleri kullanarak kurguladığım bir enstalasyondan oluşuyor,” diyor.

 

 

Nilüfer Sanat Çalıştayı, Çağrı Saray

 

Serginin devamında, Berna Dolmacı’nın kağıt yerleştirmesi Ayça Telgeren’in İki Dudak Bir Yanak isimli, asitsiz kağıt ve el kesimi kağıt çalışması, Extrastruggle olarak tanıdığımız Memed Erdener’in kağıt üzerine kurşun kalem Türk’ün Annesi de Erkektir isimli üçlü işini görüyoruz. Ardan Özmenoğlu’nun Biz ve III. Nilüfer Sanat Çalıştayı isimli mono ipek baskı iki işi bulunuyor. Sergi salonun orta bölümünde ise atık kağıtları kullanarak heykeller yapan Yağmur Çalış’ın bu çalıştay süresinde ürettiği İsimsiz işi bulunuyor.

 

Nilüfer Sanat Çalıştayı,

Yağmur Çalış

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Nilüfer Sanat Çalıştayı, Berna Dolmacı, Yağmur Çalış, Memed Erdener, Ardan Özmenoğlu

 

En çok etkilendiğim iş, Habitat oluyor. Şule Nur Alev’in 14 parçadan oluşan ve kağıt üzerine mürekkep ve iş mürekkebi kullandığı çalışması derin güzelliğiyle çekiyor izleyiciyi. Sergideki işini nasıl gerçekleştirdiğini sorduğum Bursalı genç sanatçı Şule Nur Alev, şöyle anlatıyor: “Çalıştaya katılırken kafamda kendi disiplinimi bir şekilde oraya taşımak vardı. Misi’nin doğası çok zengin bir floraya sahip, bitki formları biriktirdiğim küçük bir defterim var ve bu deftere çalıştığım eskizler Kağıt Oyunu sergisi için ürettiğim Habitat serisine referans oldu. Seride yer alan ince uzun bitki biçiminin ve ona ait iki detay çiziminin yeri benim için diğerlerinden biraz ayrı,  kendisi ormanda yürürken bulduğum nadir bir vahşi orkide türü, adı Kertenkele Orkidesi. Yetiştiği yer oldukça yamaç bir alandı ve zorlanarak eskizini alabildim, daha sonra kurumaya yakın olduğu için yanıma alarak Misi’deki Sanatevi’ne geri döndüm. Ve onun da ilgisini çekeceğini bildiğim Çağla Köseoğulları’nın kapısını çaldım. Daha sonra bir telefon uygulaması sayesinde birlikte bitkinin türünü öğrenebildik. Bütün bir ormanın içinde uzaktan tanınması zor olan bu bitkiyle  rastlaşarak bağ kurabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum.”

 

Nilüfer Sanat Çalıştayı, Şule Nur Alev

 

Ben de Çağla Köseoğulları’nın mesaj kutusunu tıklatarak, sergide 12 parçadan oluşan kağıt üzerine matbaa mürekkebiyle resmettiği İsimsiz işlerinin üretim süreci hakkındaki fikirlerini alıyorum. “Çalıştay’da on gün süre içerisinde bir iş teslim etmemiz bekleniyordu. Bursa’ya vardıktan sonra, burasıyla nasıl bir ilişki kurabileceğim üzerinden bir iş üretmek istedim. Etrafta keşif gezileri yaparken, ormanda dolaşırken, çeşitli çalı çırpı, dallar ve çiçekler toplayıp, bunlardan farklı etki yaratacaklarını düşündüğüm fırçalar yaptım. Bu fırçalarla da, gördüğüm, etkilendiğim ya da hissettiğim şeylerin izlerini çıkartmaya çalıştım. Çalıştayda böyle bir iş üzerinde “oyunlar” oynadım.” (Sanatçının Açık Radyo’da paylaştığı görüşten alıntıdır.)

 

Nilüfer Sanat Çalıştayı, Çağla Köseoğulları

 

Gözümüz sergideki diğer eserlerde dolaşırken; Burcu Tosun bu çalıştaya eşlik etmiş etkinlikler hakkında beni bilgilendiriyor: “Paralel etkinlik olarak çalıştaya Necmi Sönmez’in de katıldığı Sanatsal bir Malzeme Olarak Kağıda Dair Herşey isimli bir söyleşi eşlik etti. Berna Dolmacı bir Buluntu Kağıt Atölyesi ve Ardan Özmenoğlu da Çocuklar için İpek Baskı Atölyesi düzenledi. Misi Köyü Sanatevi’nde düzenlenen bu etkinliğe orada yaşayan çocuk ve yetişkinlerin katılması bir diyalog kurulmasını sağladı.” Buradan çıkıp, Nilüfer Belediyesi’nin bir diğer galerisini ziyaret ediyoruz; 100. Yıl Eğitim ve Sanat Merkezi’nin galerisi. Alan henüz boş, tamirat devam ediyor. Hazırlıklar bittiğinde Nilüfer bir çağdaş sanat galerisine daha sahip olacak.

 

Herkes gittikten sonra

Son durağımız Nilüfer Sanat Çalıştayı’nın arka planı, yani sanatçıların çalıştay boyunca üretim alanı Misi Köyü’ndeki Sanatevi. Ahşap, eski bir Bursa konağı. Taş ve ahşap yapılı konağa girişte, yüksek tavanlı bir salon görülüyor. Giriş ve birinci kattaki odalar bu salona bağlanıyor. Ben gittiğimde çalıştay biteli birkaç gün olmuştu. Sanatçılardan sonra buraya girmek tuhaf. On gün burada beraber çalışmış ve zaman geçirmiş sanatçıların hisleri henüz mekândan uçup gitmemiş. Konak o kadar güzel ki, sade nefes almayı bile keyifli hale getiriyor. Meryem Uzunoğlu, sırayla bana odaları gezdirip, hangi sanatçının nerede, nasıl çalışmış olduğunu anlatıyor. Sanatçıların işini kolaylaştırmak için her detayı düşünmüş olduklarını fark ediyorum.

 

Misi Köyü Sanatçı Konukevi

 

Arka taraftaki mutfağa geçiyoruz, kahve eşliğinde daha özel bir konuşma yapıyoruz. Bir hayalden bahsediyorlar. Sanat Çalıştayı’nın temel amaçlarından biri Bursa’da ileriki yıllarda açılması planlanan bir çağdaş sanat müzesinin koleksiyon altyapısını oluşturmak. Çalıştay da bu müzeyi besleyen etkinliklerden biri olarak organize ediliyor. Peki bu müze koleksiyonu nasıl oluşturulacak? Geçmişe değil, geleceğe bakan bir müze olduğunu anlıyorum. Tamamen yaratıcı bir fikir. Meryem Uzunoğlu; Batılı anlamdaki Türk sanatının, 80’li yıllara kadar olan döneme ait önemli eserlerinin, hâlihazırda özel ya da müze koleksiyonlarında olduklarını hatırlatıyor. Bu eserler müzayedelerde nadiren görülüyorlar ve de satışları çok yüksek rakamları bulabiliyor. Bu nedenlerle, Sanat Çalıştayı’na katılan sanatçıların eserleri, gelecekte müzenin koleksiyonunu oluşturmak üzere belediye tarafından satın alınıyor. Çalıştayın bu amaçla her yıl düzenlenmesi planlanıyor. Müze koleksiyonunun detaylarını, Meryem Uzunoğlu titizlikle düşünüyor; “zamanın ruhunu yansıtan, sanat değeri yüksek, yeni eğilimler üzerinde belirleyici olan öncü eserler olması önemli”. Bunlar dışında, koleksiyon sanatçılardan da destek alıyor. Avni Yamaner, yirmi kavramsal içerikli eserini Nilüfer Belediyesi’ne gelecekte kurulması planlanan çağdaş sanat müzesi için bağışlamış bulunuyor. 

 

 

Misi Köyü Sanatçı Konukevi

 

Diğer etkinlikler

Son olarak ise, Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği diğer kültür sanat etkinliklerinin birkaçından kısaca bahsetmek istiyorum. Bunlardan biri Misi Köyü’nde Çağdaş Sanat Konuşmaları söyleşi dizisi. Şehirde sanat eğitimi alan gençler, sanatçılar ve sanatseverler için, sanat dünyasındaki dinamikler ve bu alandaki yeni eğilimler hakkında sağlıklı ve güncel bilgi edinmelerini kolaylaştıracak bir ortam oluşturulması amaçlanıyor. Meryem Uzunoğlu bu söyleşilerin amacını Bursa’da plastik sanatlara duyulan ilgiyi arttırmak, kentte aktif bir sanat ortamının oluşmasına katıda bulunmak ve sanat izleyicileri ile sanat eğitimi alan gençlerin Türkiye’deki sanat üretiminin güncel durumuna ilişkin farkındalık geliştirmelerine katkı sağlamak” diyerek açıklıyor. Söyleşilerde İstanbul’dan çokça ünlü isim görüyorum. Söyleşi başlıklarından birkaçı; Resim mi Yüzey Estetiği mi? (Fırat Arapoğlu ve Çağrı Saray), Çoğul Estetik (Disiplinlerarası Sanat) (Murat Morova, Derya Yücel), 2000’li yıllarda Türkiye’deki Sanat Ortamı (Marcus Graf, Burçak Bingöl)... Bir diğeri de, yine Çağdaş Sanat Müzesi’nin gelecek koleksiyonunun altyapısını oluşturmaya hizmet eden bir organizasyon. Sanatçı, küratör veya araştırmacıların katılabildiği rezidans programı 3 ila 12 haftalık bir çalışma süresi sunuyor. Programa katılacak kişiler, web üzerinden çağrıya yanıt veren başvurular değerlendirilerek veya üst kurulun bir küratör veya sanatçıyı davet etmesiyle belirleniyor. Düzenlenen sergiler tabii ki bu yazıdakilerle sınırlı değil. Kataloglardan keşfetme fırsatını bulduğum; iktidar ve kadın üzerinde güç oyunu hakkındaki İflah Olmaz (2016) sergisi; Feridun Oral’ın Alluvion (2016) sergisi, altı kadın sanatçının - Nur Gürel, Füruzan Şimşek, Beyza Boynudelik, Didem Ünlü, Ayşecan Kurtay ve Ayşegül Sağbaş - düzenlediği Kadınlar Rüyalar Ejderhalar / Saygı sergisi (2018) ve Sezin Türk Kaya’nın Evlerin İnsan Halleri 2019 gibi dikkat çeken sergileri ağırlamış bulunuyor.

 

Sonuç olarak; Nilüfer Belediyesi, diğer belediyelerin kültür sanat aktivitelerine kıyasla çıtayı oldukça yukarı çekmiş bulunuyor. Kültür sanat faaliyetlerine sadece “etkinlik” olarak bakmayan, alanına hakim ve geleceğe dair vizyonu olan bir ekip söz konusu. Görüştüğüm sanatçılar da Nilüfer Belediyesi’nin organizasyonu ne kadar profesyonelce yürüttüğünü ve çalıştayın çok güzel bir deneyim olduğunu söylediler. Belediye ve çağdaş sanat birlikteliğinde yaratıcı bir yaklaşımları olduğu aşikar; hem sanata hem de şehre beraber hizmet edebilmenin etkili bir yolunu bulmuşlar ve bunu profesyonel şekilde gerçekleştiriyorlar. Kanaatimce, Nilüfer Sanat Çalıştayı, etrafındaki tüm etkinliklerle beraber, daha çok sanatseverleri Bursa’da buluşturacak ve sanatçılar tarafından da yoğun ilgi görecek. Seneye, Mayıs-Haziran ayları civarı düzenlenmesi planlanan çalıştayda, şehir tam da yeşil tonlarını tazelerken, Bursa’da buluşalım.

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon