Aynı anda iki yerde

20.03.2019

Gülşah Mursaloğlu ile Ezgi Tok’un uzun dönemli ortak araştırma ve düşünme sürecinin sonucu olarak ortaya çıkan Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergisi 24 Mart’a dek Poşe’de alacak. Defne Kırmızı küratörlüğünde gerçekleşen, Mursaloğlu’nun Kambriyenden Bu Yana Operatörler yerleştirmesinin Ezgi Tok’un Olası Dünyalar videosu ve üç ses kanalıyla beraber gösterildiği sergiyi Ulya Soley değerlendirdi

 

980 kelime

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergi görüntüsü

 

Zaman geçmişten geleceğe doğru, çizgisel bir biçimde ilerlerken, bu çizgiselliğin dışına çıkma potansiyeli her zaman için heyecan verici. Zamanın geçişini hızlandırmak veya yavaşlatmak bir yana, kurgusal olarak geriye veya ileriye gidebilmek, yüz bin yıl önceden 20 yıl sonraya zıplayabilmek özellikle edebiyatın ve sinemanın pek çok kez konusu oldu. Yalnızca bilim kurgu bir hikâye içeriği ile değil, kurgu tekniği ve hikâye anlatma biçimini kullanarak da zamanda kopma veya atlama deneyimi sunan roman, video veya film örnekleri mevcut. Zamanı esneten, büken, bu çizgisel ve asla geriye dönemediğimiz yolu başka şekillerde deneyimlememize izin veren yapıtlarla dünyamızın sınırlarını bir nebze genişletebiliyoruz. 23 Şubat’ta Poşe’de açılan Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergisinde sanatçılar Gülşah Mursaloğlu ve Ezgi Tok’un işleri de zamanın çizgiselliğinin nasıl aşılabileceğine dair kafa yoruyor: izleyiciye aynı anda iki yerde olmak mümkün mü sorusunu sorduruyor, aynı anda iki yerde, geçmişte ve gelecekte, olabilmenin potansiyeli üzerine düşündürüyor. 

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar, Gülşah Mursaloğlu ile Ezgi Tok’un uzun dönemli bir ortak araştırma ve düşünme sürecinin sonucu. Defne Kırmızı küratörlüğünde gerçekleşen sergide Gülşah Mursaloğlu’nun Kambriyenden Bu Yana Operatörler (2019) adlı yerleştirmesi ile Ezgi Tok’un Olası Dünyalar (2019) videosu, üç ses kanalıyla beraber gösteriliyor. Sergide video ile yerleştirmenin sırasıyla girişin sol ve sağ tarafına konumlandırılmış olmaları, izleyene kendi kurgusunu deneyimleme imkânı da tanıyor: önce videoyu izleyip sonra yerleştirmeyi görmek veya tam tersi. Tıpkı Ali Smith’in How to be both kitabının iki farklı şekilde basılarak, okuyucunun rastlantısal olarak “Camera” ya da “Eyes” bölümünden başlayıp diğeri ile devam etmesine izin vermesi veya Berkun Oya’nın Dünyada Karşılaşmış Gibi oyununda seyirciyi iki gruba ayırarak, yine rastlantısal olarak hikâyeyi farklı bir kurgu ile izlemelerini mümkün kılması gibi. 

 

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergi görüntüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergi görüntüsü

 

Ezgi Tok’un Olası Dünyalar videosunda görüntü, sesten bağımsız bir şekilde var oluyor. Ses kanallarına her birinin kablo boyu farklı uzunlukta olan birer kulaklık aracılığıyla ulaşılıyor. Bu kulaklıklar, ana kapı ile daire kapısı arasındaki koridor, giriş bölümü ve Kambriyenden Bu Yana Operatörler yerleştirmesinin baskın olduğu oda olmak üzere mekânın farklı yerlerine dağılmış, fakat hiçbiri ile videonun görüntüsünün bulunduğu alana ulaşmak mümkün değil. Giriş bölümündeki kulaklık ile görüntünün eşiğine kadar gidilebiliyor, ancak içeri adım atılamıyor. Görüntü ile sesi bir arada deneyimleme iç güdümüz üzerine düşündüren bu yerleştirme biçimi, arzuladığımız senkronizasyondan mahrum bırakılmanın hayal kırıklığını ve yenikliğini yaşatarak güçleniyor. Kapitalist hızlanmacı yaklaşımın öne çıkardığı, daha çok çalışan, daha çok üreten, aynı anda birkaç yerde birden bulunabilen ve teknolojinin desteğini arkasına alıp daha da verimli olmaya çabalayan bireyler için, aynı anda hem sesi hem görüntüyü deneyimleyememekten daha korkutucu ne olabilir? Videodaki senkron mahrumiyeti gündelik aksamaların hayal kırıklığını da hatırlatıyor: hem muğlak kesişimlerin alt kümesindeki ‘keşke muğlak olmasaydı’ dediğimiz kesişimleri akla getiriyor, hem de aynı anda iki yerde olabilmeyi dilediğimiz, kesintiye uğramamış olmasını dilediğimiz bazı zamanları. 

 

Yenilgiyi kabul edip görüntülere odaklandığımızda pek çok farklı yerde kaydedilmiş 15 saniyelik sessiz videoların bir kurgusunu izlemeye başlıyoruz. Sanatçı, Berlin sokakları, Ankara yakınlarında bir tren yolculuğu, Venedik, Akmerkez, Ayazağa metro çıkışı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Roma, Floransa, Asos, İtalya’da bir tren istasyonu, Küçük Çiftlik Park, Vatikan, Haliç ve Frankfurt gibi yerlerde, hala kullandığı telefonunu aldığı 2013 yılından beri telefonuyla çektiği videolar aracılığıyla hareket-mesafe ilişkisini akan görüntüler üzerinden düşünmeye ve tekrar değerlendirmeye davet ediyor. Hareketin ekseni ve hızı değişiyor ve video her 15 saniyede bir farklı uzaklıkları odağına alıyor. Bazen 15 saniye 1 dakika gibi, bazen ise 2 saniye gibi hissediliyor. Görüntülerin kimlikleri de birbirlerinden farklı: bazen jenerik denebilecek kadar sıradan, bazen de tuhaf bir şekilde kişisel olabiliyor. 

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergi görüntüsü

 

Videoya ulaşamayan yalnız ses kanalları, kendi işlevlerini kaybederek sergideki başka şeylerle iletişim kuruyor, örneğin Kambriyenden Bu Yana Operatörler yerleştirmesinin bulunduğu alanın bir köşesinde, seramikten bir kabuğa sığınmış bir saç kurutma makinesinin içi ile. 

 

Gülşah Mursaloğlu’nun yerleştirmesinde hareket ve zamanın geçişi daha farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ezgi Tok’un video ve seste kurgu ekseninde yaptığını, Mursaloğlu kullandığı malzemelerin doğası ile elde ediyor. Kambriyenden Bu Yana Operatörler yerleştirmesi üç farklı kategoride inceleyebileceğimiz elementler aracılığıyla var oluyor. Bunlardan ilki zamanı manipüle eden malzemeler; yani zamanı durduran bir buzluk, zamanı ileriye saran bir saç kurutma makinesi, zamanı esneten silika jel ve zamanı hızlandıran C vitamini tabletleri. İkinci kategorideki malzemeler ise zamana el veriyor, onunla beraber hareket ederek uyum içinde çalışıyor. Bu malzemeler arasında maya, agar jel ve sirkeyi sayabiliriz. Son olarak zamanla oynamak, onu değiştirmek, esnetmek, ilerletmek, durdurmak için gereken tepkimelere zemin olan elverişli yüzeyler ve diğer aktörler, yani bakır, pirinç, cam, gün ışığı, ısı, nem ve göremediğimiz diğer kesişimleri sayabiliriz. Zamanın akışına müdahale etmek için bir araya gelen bu ekip, Gülşah’ın titiz ve detaylı planlamasıyla odanın farklı alanlarını mesken edinerek yaşamaya başlıyor. 

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergi görüntüsü

 

Cama yapışıp onu nasıl değiştirebileceğinin planlarını yapan maya, C vitamini tabletleriyle oksitlenen ve rengi değişmekte olan bakır, bir kapta beraber yaşayan ama aslında hiç iyi anlaşamayacaklarının sinyallerini veren silika jel ve C vitamini… Rengi tamamen döndüğünde akvaryuma aktarılacak olmanın heyecanıyla sirkenin üzerindeki etkisinden memnun bir şekilde kendini bırakan bakır; ta Kambriyen döneminden beri, yani neredeyse 525 milyon yıldır var olan silikanın, şanslıysanız tadına bakmış olabileceğiniz agar jel ile beraber buz kaplarındaki varoluş mücadeleleri ve bu süreçlerden kalan bakırların odada pencere altı, kapı eşiği gibi beklenmedik yerlerde bize kendilerini hatırlatıyor olmasıyla, zamanı eğip bükmek için var gücüyle çalışan ve yeni ilişkiler kuran kalabalık bir ekip sergi planlanmaya başladığından bu yana beraber yaşıyor. 

 

İki sanatçının sergiye hazırlanırken okuyup üzerine düşündükleri kaynaklardan biri Michael Ende’nin pek çoğumuzu etkileyen romanı Momo. Kitabın bölümlerinden biri “Gelecek geriye bakmadan görülebilirse” önermesiyle başlıyor. Üzerinde belirli bir kontrol sahibi olduğumuz geleceği bilmek, birtakım gelişmeleri öngörebilmek, her zaman arzuladığımız ve peşinden koştuğumuz bir yeti. Geleceği geriye bakarak, deneyimlerimiz üzerinden akıl yürüterek “görmeye” çabalıyoruz, peki aksi mümkün olsaydı nasıl olurdu? Son dönemin karamsar gelecek öngörülerini, bu önerme üzerinden okuyabilir miyiz? Gülşah Mursaloğlu’nun yaşayan, değişen ve dönüşen yerleştirmesinin geleceği nasıl olacak, sergi boyunca ve sonrasında ne gibi değişikler gözlemleyebileceğiz? Malzemelerin nasıl davrandıkları hakkında bir fikrimiz olmasaydı bu konuda bir yorum yapabilir miydik? Ezgi Tok’un Olası Dünyalar’ı, geçmişin kayıtlarıyla önümüzdeki olasılıklara dair ne gibi ipuçları veriyor ya da bu kayıtlar olmadan olası dünyalar düşünmek imkânsız mı olurdu? Aynı anda iki yerde var olunan o noktadan geleceği geriye bakmadan görebilir miyiz? 

 

Muğlak Kesişimler için Notasyonlar sergi görüntüsü

 

 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Please reload

All rights reserved. Unlimited Publications.

Meşrutiyet Caddesi No: 67 Kat: 1 Beyoğlu İstanbul Turkey

Follow us

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon