Ters Perspektif | Datça Afroditi’nin öyküsü


İki haftada bir Cuma günleri unlimitedrag.com’da yer bulan Ters Perspektif başlıklı yazı dizisi devam ediyor. Oğulcan Yiğit Özdemir’in Panofsky ve Florensky gibi isimlerin izinden giderek, sanat tarihinin resim sanatından ödünç aldığı bir “aygıt” olan perspektifi sembolik yüküyle beraber kenara alarak sanat tarihinin olaylarına "tersten" ya da alışılmadık açılardan yeniden baktığı serinin bu haftaki yazısında heykeltraş Praksiteles'e, Datça Afroditi’ne ve modeli Phyrne'ye uzanıyoruz


Yazı: Oğulcan Yiğit Özdemir


Phryne, Areopagus’un önünde teşhir ediliyor, Jean-Leon Gerome, 1861, 80x128 cm, Tuval üzerine yağlıboya, Hamburger Kunsthalle, Hamburg, Almanya


Antik Yunan heykeltıraşlığının İÖ 4. yüzyıldaki klasik dönemine damgasını vurmuş olan Praksiteles, aynı zamanda yaşam öyküsü ve yapıtlarıyla da bir öncü portresi çiziyor. Öyle ki, ilk gerçek boyutlu tamamen çıplak kadın heykeli tarihte onun adıyla anılıyor. Yanı sıra elinde yavru Dionysos’u taşıyan Hermes heykeliyle de bilinse de, Datça Afroditi’nin (o zamanki adıyla Knidos) öyküsü her zaman daha çok ilgi çekmiş. Her iki heykelin de ancak Roma döneminde yapılmış kopyaları elimizde olsa da, Afrodit heykeline konu olan ve hatlarını bu heykelle ölümsüzleştiren model Phyrne, Praksiteles’in ilişkide olduğu biricik kurtezan.


Phryne’nin öyküsü daha sonraları, 19. yüzyılda, yani Avrupa’da Grek heykeltıraşlığına dair ilginin yoğun ve kamu vicdanında onaylandığı bir yüzyılda pek çok resme ve operaya da konu oluyor. Elbette, Praksiteles ve Phryne, sanatçı ve modelinden çok Phryne’nin iffetsizlik suçlamasıyla mahkeme önüne çıkartılmasıyla beraber cereyan eden savunma daha ziyade ilgi çeken.


Savunmada, o dönemin ünlü belagat ustalarından Hypereides bu ünlü fahişenin göğüslerini çırılçıplak soyar ve böylesi bir güzellik karşısında jürinin “vicdan”ına sığınarak zengin kurtezanın bağışlanmasını talep eder. Elbette, hikâye Saint-Saens’in komik operasından Jean-Leon Gerome’un meşhur tablosuna dek süslenerek, adeta modernlerin klasikler hakkında ürettiği bir mit, bir klişe formuna sokularak defalarca ve farklı tuşelerle servis edilir.


Berre, Attika ve Olimpia: Yuvarlanan Bir Taş

Datça (Knidos) Afroditi, Praksiteles’in ardından kopya, 4. yy. Mermer, Museo Nazionale Romano di Palazzo Altemps

Attika’lı Praksiteles'in klasik dönemin önemli heykeltıraşlarından olmasına rağmen, Büyük İskender’in dönemine yetişemediğini biliyoruz. Bu konudaki yegane kanıt, ünü bütün Atina ve Attika peninsulasına yayılan heykeltıraşın Büyük İskender’in gözünden kaçmayacak netlikteki şöhreti. Dolayısıyla genelde Büyük İskender’in ölümüyle başlatılan Helenistik döneme yetişemiyor.


Kendi dönemi içerisinde ünlenmiş bir diğer önemli heykeltıraş Phidias’tan farkı, bu heykeltıraşa nazaran daha “sivil” bir sanatkârlığın örneğini vermiş olması. Phidias dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen ve şu an yalnızca kopyaları bulunan Olimpialı Zeus heykelininin müellifi, yanı sıra Atina’daki Pantheon’a tanrıça Athena’nın biçemini hediye ediyor. Bununla birlikte Praksiteles, sanki sanatsal beğeniyi dünyevi zevklerin bahçesinden ayrı görmüyor, heykellerini Epiküryen bir duyarlık, sefahatle yunuyor.


Berre (yun: Paros) her iki heykeltıraşın da bulunduğu Attika bölgesi için mermerin madenlerden çıkartıldığı yer. Bu bölgeden çıkartılan mermer, aynı "Marmara mermeri"ni bölgenin adıyla çağırıldığı gibi "Paros mermeri" adıyla anılıyor. Klasik dönemin her iki heykeltıraşına yakın bir bölgedeki madenlerden gelen, pür-ü pak bu mermerin kalitesi düşünüldüğünde, klasik dönemin pek çok başyapıtına malzeme olması da kaçınılmaz: Semadirek Kanatlı Zaferi, Medici Venüsü ve Miloslu Venüs bu listeye dahil.


Kısacası Berre madenlerinden gelen taş, Attikalı sanatçıların elinden geçip adını olimpiyatlara da veren Olimpia’daki oyunlar sırasında, tanrıların silüetini giyinerek arz-ı endam ediyor.


Bir diğer “sanatçı ve modeli”

Hermes ve Dionysos, Praksiteles, İÖ 4. yy, 215 cm, paros mermeri, Olympia Arkeoloji Müzesi, Yunanistan

Praksiteles üzerine ilk yazan kişi Büyük Plinius, ya da tam adıyla komutan, doğa bilimci ve düşünür Gaius Plinius Secundus. Orijinal bir kayıt bulunmasa da Praksiteles’in Phryne’yle olan ilişkisi, çağın ve bölgenin en meşhur sanatçısıyla en ünlü ve zengin kadını arasında gerçekleşmesi olası bir hikâye. Modelliğini yaptığı aşk tanrıçası Afrodit’in heykeli, zor zamanlarda bile döneminde Datçalıların ellerinden çıkartmak istemediği bir şaheser.


Phryne mahkemedeki bu savunmadan sonra ölüm cezasına çarptırılmaz ve beraat ettirilir. Tarihçi Craig Cooper’a göre bu vakanın gerçekleşmiş olduğuna dair herhangi bir kanıt olmasa da, tevatür sanat ve hukuk tarihi açısından önemli bir anekdot işlevi de görür: Kadın bedeninin aynı anda hem sanatçı, hem de yasa adamları tarafından ikiye bölünmüşlüğünün bir epitomu.