Son nakarattan önceki metaverse'ten devam ediyorum

Bir önceki yazıda metaverse muğlaklığını bir nebze olsun çözmeye çalışmıştık. Halihazırda bulunan birçok sanal ortamda metaverse deneyiminin farklı biçimlerde geniş kitleler tarafından yaşandığını söylemiştik. Bu yazıda size metaverse alemindeki diğer belli başlı oyunculardan bahsedip kurulmaya çalışılan olası alternatif gerçekliklerin dünya düzeniyle olan ilişkilerinden bahsedeceğim


Yazı: Doç. Dr. Selçuk Artut*



22 Mayıs günü her yıl dünyada Bitcoin Pizza günü olarak kutlanıyor çünkü o güne kadar ticari düzendeki parasal karşılığı belli olmayan Bitcoin için o tarihte son derece önemli bir gelişme oluyor. 22 Mayıs 2010’da, Laszlo Hanyecz iki tane pizza için 10.000 Bitcoin ödemeyi teklif ediyor ve karşı taraf tarafından bu ödeme kabul ediliyor.


İnanması güç olabilir ama bugün o iki pizza için ödenen bedel yaklaşık 630 milyon dolar ediyor. O iki pizza afiyetle yenirken karşılığında ödenen sanal para ise ticari sistemin bir parçası olarak hayata entegre edilmiş oluyor.



Laszlo Hanyecz 2010 yılında iki adet pizza için 10.000 Bitcoin ödedi




Ne olduğunu gerçekte görmemizin dahi mümkün olmadığı bu zahiri kıymet artık kimsenin varlığını sorgulamadığı bir ticari unsura dönüşmüş durumda. Hatta öyle hızlı değer kazandı ki birçok yatırımcı rotasını kripto paralara çevirmişken hızlarını alamayanlar ise yatırım amacıyla NFT üzerinden sanat eserlerine gözlerini diktiler. Sanal kıymet sahibi olmak geçen yazıda isimlerini andığımız Second Life, Roblox, Fortnite vs gibi birçok ortamda zaten mümkünken kripto paraların yaygınlaşması sonrası son derece yüksek iniş çıkışlarda seyir eden sansasyonel kripto piyasalarda al-sat ekonomisine dayalı yeni sanal kıymetlerin ortaya çıkması tabii ki beklenen bir gelişmeydi. Bugün itibariyle bu pazarın fırsatlarını değerlendiren, kullanıcılara kimi bir oyun ortamı kimi ise sanal bir mekan deneyimi sunan yüzlerce metaverse projesi bulunuyor[1].



Ethereum bazlı bir token olan MANA 24 Kasım 2021 tarihinde herbiri 4.10 dolardan 2.52 million dolar ediyordu, yukarıda gördüğünüz avatarın bedeli olarak da düşünebilirsiniz


Aralarında en çok bilinen ve üzerine konuşulan metaverse servis sağlayıcıları olarak Decentraland, Sandbox gibi isimlerin olduğunu söyleyebiliriz. Decentraland, Ethereum blok-zinciri üzerine kurulu, MANA isimli kendi kripto para birimi olan bir metaverse. 2015 yılında Arjantinli girişimciler Ari Meilich ve Esteban Ordano tarafından geliştirilmeye başlanıyor. Decentraland ekibi, 2017 yılında gelecekteki operasyonlarını finanse etmek için düzenledikleri kripto para karşılığı halka arz neticesinde (ICO-Initial Coin Offering) 86.206 Ether (o sırada yaklaşık 26 milyon dolar) topladılar. Ayrıca kurucu ekip, Decentraland'ın akıllı sözleşmesini kontrol eden özel anahtarın yakıldığını ve bu sayede yönetimin tamamen merkeziyetsizleştiğini iddia ediyor[2]. Bugün Decentraland ortamında ücret karşılığında sanal bir arsa almanız mümkün. Ancak bırakın neden gerçek hayatta var olmayan bir yere para ödüyorum ki demeyi fiyatların akıl almaz seviyelere ulaşmış olmasını anlamak da pek kolay değil. Şu anda ben bu yazıyı hazırlarken Decantraland’deki 90.601 adet arsa arasında alabileceğiniz en ucuz parsel 15.000 dolar civarındadır. Ayrıca milyon dolarlar seviyesinde yerlere rastlamak da mümkündür. İyi de bu fiyatlar nereden çıktı diye araştırdığınızda ise bu arazilerin ön satışlarında izlenen açık artırma sisteminin nasıl dikkatle organize edildiğini görebiliyorsunuz. Örneğin, 2018 yılında yapılan Dutch Auction[3] yöntemiyle yapılan ön satışlarda sınırlı sayıda arazi, sınırlı bir süre zarfında 200.000 MANA fiyatla satışa sunulmuş ve gün aşırı fiyatlar katlanarak düşürülmüştür[4]. Bunun neticesinde bu satışta 9.300 adet sahipsiz sanal arazi Decentraland tarafından yüksek bedellerle yatırımcılara verilmiştir.



The Sandbox


Sandbox ortamı da oldukça benzer bir yapıya sahiptir. Kendine has kripto para birimi olan SAND üzerinden bu ortamda da ticaret yapmak, arsa alım satımı yapmak mümkündür. 2017 yılında Ethereum blok-zinciri üzerinde üç boyutlu bir oyun olarak tasarlanan Sandbox, Decentraland’e oranla çok daha fazla kullanıcıya sahip bulunmaktadır. Benzer bir kıyaslama yapmak gerekirse Sandbox’ta an itibariyle alınabilecek en ucuz sanal arazi fiyatı 9.773 dolardır. Tespit ettiğim kadarıyla şu anda en yüksek bedelde satılık olan yer ise 30.538.545 dolarlık bir fiyata sahiptir. Açık söylemek gerekirse bu rakamların akla mantığa sığmayacak seviyede tam bir çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Blok-zincir teknolojisinin sağladığı güven gereksinimsiz merkeziyeti olmayan bir sistem üzerine kurulu bu ticari oluşumların her an gerçekleşebilecek olumsuz bir gelişme neticesinde sahip oldukları tüm ekonomik değerlerini bir anda kaybetmeyeceklerini sanmanın- her ne kadar değilmiş gibi gözükseler dahi - merkeziyetçi yapılarla oluşturulmuş bu ortamlarda çok riskli olduğunu belirtmek isterim.



Steven Spielberg'ün Ready Player One filminden bir kare


Belki aranızda The Sims isimli meşhur oyunu bilenler vardır. Bu oyunda bir yaşam simulasyonu içindesinizdir. "Sims" adında sanal insanlar yaratıp, onları yönlendirmeye ve gereksinimlerini karşılamaya yardımcı olursunuz. İnternet ortamındaki versiyonu olan The Sims Online’da, 2005 yılının başlarında hızla yayılan bir hatayla karşılaşıldı[5]. Normalde oyuncuların diğer oyunculara kıyafet satmak için kullandığı bir giysi rafı, her kullanımda diğer oyuncunun gerçekte ödediği miktarın ötesinde sahibinin gelirini birkaç kez çoğaltıyordu. Haksız kazanca dönüşen bu durum, ayrıca istendiği kadar tekrarlanabiliyordu. Oyundaki bu durum firmanın müdahalesi sonucunda birkaç gün sonra yamalandı; ancak oyunun ekonomisi büyük miktarda gerçekleşen enflasyonla tamamen alt üst edilmiş oldu. Çok sayıda arazi ve eşya değer kaybetti. Bu ekonomik sorun, oyunun silindiği 2007'nin sonlarına kadar üç yıl boyunca maalesef çözülemedi. Blok-zincir teknolojisi bu tür sorunları engelliyor gibi görünse de kuralları olmayan metaverse ortamlarında sahip olduğunuz değerleri kaybetmenin türlü yöntemlerinin ortaya çıkacağı aşikâr.



Charles Christian Nahl, August Wenderoth, Miners in the Sierras, 1851-1852

Tuval üzerine yağlı boya, , Smithsonian American Art Museum

Gift of the Fred Heilbron Collection, 1982.120


Yukarıdan anlaşıldığı üzere metaverse, yaygın kitlelerce yüksek getirisi olan bir yatırım aracı olarak değerlendirilmektedir. Bu koşullar altında temel insani değerlere özen gösteren, etik ve eşitlikçi bir metaverse ortamını kurmak mümkün değil midir? İdealleri olan bir metaverse oluşturma fikri gerçekleşme ihtimali hızla yok olan bir ütopyadan mı ibarettir? İnternet bizlere hayal etmemizin oldukça güç olduğu boyutlarda bir takım özgürlükleri son derece bonkör biçimlerde sunarken, bu alanda bir ilerleme olarak varsayılan metaverse alemi ise bugünkü haliyle bizleri çarpık dünya düzenlerinin uygulandığı bir takım kapalı ortamlara davet etmeye çalışıyor gibi gözüküyor.

Bilim kurgu sinemasının olası gelecek senaryolarına dair bizlere sunduğu düşünce deneylerinden biri olan ve yönetmenliği Steven Spielberg tarafından gerçekleştirilen Ready Player One isimli filmde Sanal Gerçeklik ve metaverse kavramının hayatın odağında olduğu bir dünyada çoğunlukla oyun ortamında geçen bir maceraya tanık olmaktayız. 2018 yılında gösterime giren bu filmdeki oyun ortamı fantastik kurgusu ve avatarların diğer bireylerle sosyalleşebilmelerinin mümkün olduğu sanal dünyası ile metaverse konusunda meraklıların zihinlerindeki birçok sorgulamaya ışık tutuyor. Gerçek olan ve simülasyon olan arasındaki geçişkenliklere dair sorgulamalar sadece bilim kurgu sinemasının değil sosyal bilimlerde çalışan bir çok kişinin de araştırma konusu olarak incelenmeye devam ediyor. Hızına ayak uydurmaya çalıştığımız elektronik iletişimdeki davranış biçimlerimiz, sosyal medya ortamlarındaki hal ve tavırlarımız gibi teknolojik gelişmelere bağlı oluşan bir çok konu uzun bir süredir sosyologlar, psikologlar, felsefeciler için çözümlenmeye çalışılan, insan olmaya dair meseleler olarak sorgulanmaya devam ediliyorlar. Elbette bu bağlamda metaverse dünyasının beşeri boyutunu göz ardı edecek değiliz. Yukarıdaki paragraflarda sıklıkla rakamların telaffuz ediliyor olmasının bir maksadı olduğunu fark etmiş olmalısınız. Metaverse etrafında çok ciddi bir pazar ekonomisi oluşmuş durumda ve beraberinde meydana gelen sosyal boyuttaki meseleler ise maalesef göz ardı edilmektedir. Metaverse ortamlarının toplumun geniş kesimlerince doğru biçimlerde algılanması ve derinlemesine sorgulanması bu ekosistemlerin sağlıklı gelişimleri açısından aslında son derece önemlidir. Ne yazık ki bu özene sahip olmayan metaverse ortamlarında karşımızda toplumsal birlikteliklerimizi ve bireysel özgürlüklerimizi tehlike altına alan birçok karşıt unsur bulunmaktadır.



Metaverse yazı dizisinin bir sonraki bölümünü sosyal meseleleri konuşacağımız bir içeriğe ayıracağım.


 

* Sabancı Üniversitesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi


Selçuk Artut’un sanatsal araştırmaları ve üretimleri insan-teknoloji ilişkisinin teorik ve pratik boyutlarına odaklanır. Artut’un çalışmaları Mads Gallery (Milan, 2021), Zilberman Gallery (Berlin, 2018), Dystopie Sound Art Festival (Berlin, 2018), Moving Image NY (New York, 2015), Art13 London (Londra, 2013), ICA London (Londra, 2012), Art Hong Kong (Hong Kong, 2011),10. İstanbul Bienali (İstanbul, 2007)’nde sergilenmiş ve Artsy, Creative Applications, CoDesign, Visual Complexity, CNN GO gibi mecralarda yer almıştır. Güncel olarak, Ses ve Etkileşim dersleri verdiği Sabancı Üniversitesi’nde Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı programında tam zamanlı öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 1998 yılından beri üyesi olduğu post-rock avangard müzik grubu Replikas ile birçok albüm çıkarmıştır. 2016 yılında, RAW isimli canlı kodlama yöntemi ile işler üreten, ses ve görüntü performansı ikilisi grubunu kurmuştur.


www.selcukartut.com

@selcukartut

 

[1] https://opensea.io/rankings?category=virtual-worlds [2] https://dao.decentraland.org/en/ [3] Hollanda usulü açık artırma [4] https://decentraland.org/blog/technology/how-will-the-land-auction-work/ [5] https://en.wikipedia.org/wiki/The_Sims_Online#Closure