500K | Güneş Terkol


Sanatçıların kişisel tarihlerinde, sanat pratiklerini şekillendirirlerken öne çıktığını, diğerlerinden bir yerde ayrıştığını düşündükleri bir yapıtı kendi kelimeleriyle ifade ettikleri; kendi serüvenleriyle yapıtlarının kesiştiği seri 500K, Nazlı Yayla’ya anlatılan, 500 kelimeden oluşan ve her ayın ilk Çarşamba günü unlimitedrag.com üzerinde mekân bulacak metinler aracılığıyla geleceğe dönük bir arşiv oluşturmayı hedefliyor. 500K, bu hafta Güneş Terkol’un pankart atölyeleri serisinden Evim Kalbimdir projesiyle devam ediyor


Dosya: Nazlı Yayla


Güneş Terkol, Evim kalbimdir, 2017, kumaş üzerine dikiş, 200 x 300 cm Art Night, Londra, Birleşik Krallık


Güneş Terkol’un 2010’dan beri sürdürdüğü, Chongqing’den Antakya’ya, Berlin’den İstanbul’a farklı coğrafyalarda düzenlediği pankart atölyeleri serisi, katılımcılara endişelerini, hayallerini ve korkularını dile getirebilecekleri, paylaşımcı bir alan oluşturuyor. Serinin yedinci projesi Evim Kalbimdir ise Terkol’un bir ay boyunca katılımcılarla yürüttüğü atölyelerin sonunda performans ve sesle birlikte daha katmanlı bir hâl alıyor. Evim Kalbimdir, geçirgen, içinde bulunduğu bağlamı kapsayan, yer değiştirebilir, taşınabilir kumaşlardan kamusal alanda kalıcı bir duvara aktarılarak, sanatçının atölye serisini başlatmasına vesile olan Londra’da yaşamına devam ediyor.


“2010’da Londra’da katıldığım bir misafir sanatçı programında araştırmamı yaparken ziyaret ettiğim Women’s Library’de yaklaşık 100 yıl önce dikilmiş, oy hakkı, eşit ücret hakkı talep eden kadınların nakışlarıyla işlenmiş dev pankartlarla karşılaştım. Bir anlık bir gösteri için çok sayıda kadının bir araya gelip, anonim bir şekilde bu hazırlığı yapmış olmalarından çok etkilendim. Bu karşılaşmanın üzerine orada düzenlediğim pankart atölyesinin ardından, sesini duyuramamış kadınlara bir alan açma amacıyla bir seriye başladım. 2017’de Fatoş Üstek’in küratörlüğünde düzenlenen, Londra’daki Art Night için ürettiğim Evim Kalbimdir ise 2010 yılından itibaren yaptığım bu pankart çalışmaları ve atölyeler arasında benim için en yoğun geçen, üzerinde en uzun çalışabilme fırsatını bulduğum, katmanlı bir şekilde oluşturabildiğim ve şehre taşıyabildiğim bir çalışma oldu.


Güneş Terkol, Evim kalbimdir, 2017, kalıcı duvar resmi, 14 x 4 m, Art Night / Londra, İngiltere


Londra Mimarlar Birliği’nin 1970'lerde göçmen işçiler için inşaa ettiği, içinde oyun alanlarının, dikiş odasının ve konut sakinlerinin düzenlediği bir bahçenin olduğu, 270 mülkü içinde barındıran, şehrin tam merkezindeki bir sosyal konutta, Middlesex Street Estate’te bir ay boyunca kaldım ve araştırmalarımı yaptım. Bu süre zarfında, çoğu başka Avrupa ülkelerinden çalışmak üzere İngiltere’ye göç etmiş, kadın katılımcıların yoğunlukta olduğu bir grupla toplantılar düzenledim. Kentsel dönüşümün hızla yok ettiği, tarihin yanısıra şehirde bir kadın olarak yaşamanın gerçekliklerine, katılımcıların şehre dair şikayet ve taleplerine odaklandık. Konutun arka bölümündeki 12 metreye 4 metrelik duvara ise düzenlediğim atölyelerin sonucunda çıkacak görseli aktarmak üzere izinlerimizi alıp hazırlıklarımızı yaptık. Art Night gecesi atölye katılımcıları ile birlikte beraber oluşturduğumuz pankartla dışarı, sokağa çıkıp, tabelalara çarpa çarpa, şehrin trafiği içinde bir saat boyunca yürüdük. Kuş düdüklerimizle kuş bandosu olarak bir performans yaptık ve bir piknik alanında yürüyüşümüzü sonlandırıp birlikte geçirdiğimiz süreci ve yaşadıklarımızı paylaştık.


Güneş Terkol, Evim kalbimdir, 2017, kumaş üzerine dikiş, 200 x 300 cm Art Night, Londra, Birleşik Krallık


Kumaş, çok kolay taşınabilen ve yer değiştirebilen bir malzeme. Hem mekân yaratabiliyor hem de mekâna uyum sağlayabiliyor. Üretim yaparken yeri geldiğinde kumaş bana ne yapacağımı gösterebiliyor, yönlendirebiliyor, çalışmalarımı şekillendiriyor. Pankartlarda kendi renklendirdiğim değil, hazır buluntu kumaşları kullanıyorum. Hangi coğrafyada üretim yapıyorsam orada bulduğum, ikinci el pazarından veya yerel kumaşçılardan bulduğum kumaşlarla çalışıyorum. Evim Kalbimdir için ise bir ay boyunca Londra’da içinde bulunduğum semtteki dükkanlardan kumaşlar topladım. Pankarttaki her bir ses balonu aslında farklı bir coğrafyadan, Afrika’dan, Hindistan’dan, Pakistan’dan ya da katılımcılardan birinin evinden getirdiği bir parça kumaştan, yani benim müdahale etmediğim kumaşlardan oluşuyor.


Güneş Terkol, Evim kalbimdir, 2017, kumaş üzerine dikiş, 200 x 300 cm


Bu bir aya yayılan sürecin sonunda bir projeyi tamamlayıp ya da bir resmi yapıp duvara asmaktan ziyade, onu dışarı taşımak, sesiyle, performansıyla, duvar resmiyle şehre sızabildiğini, daha geniş bir alana yayılabildiğini görmek benim için hem çok tatmin edici ve ilham verici hem de zihin açıcı oldu. Atölyelerde pekçok hikâye dinliyorum, tanıklık ediyorum; katılımcılarla paylaştıklarımız, aramızda oluşan ilişki kendi bireysel çalışmalarımda dışarı çıkıyor, kendi yansımalarını buluyor. Başkalarının hikâyeleri üzerinden kendimi görmeye başlıyorum. Düzenlediğim her atölyenin öğretici yanı ve bana yeni ufuklar açan bir niteliği oluyor. Fakat Evim Kalbimdir daha katmanlı bir düşünce ve hazırlık safhasına sahip olduğu ve kamusal alana taşabildiği için diğer işlerimden ayrılıyor. 2010’da bu atölyeleri başlatmama vesile olan şehre yedi sene sonra dönüp Londra sokaklarında pankartımızla yürümek, başta karşılaştığım nakışlı pankartların ve arşivin adeta bir izdüşümü gibi oldu.”